Nergizler yas tutup güller ağlasın…

Nergizler yas tutup güller ağlasın…

Türkiye’nin en erken yetişen mandalinalarının, baygın kokulu ilk nergizlerinin açtığı topraklara kıyısı bulunan Badembükü Koyu’nda balık çiftlikleri kuruluyor. Akdeniz fokunun yaşam alanı olan sularda bir süre sonra antibiyotik verilmiş balıklar oynaşacak. Olan yurdundan sürgün gitmek zorunda kalacak Akdeniz fokuna ve bayg

Özer Akdemir

İzmir Karaburun ilçesinin başı balık çiftlikleri belasından bir türlü kurtulamıyor. Daha geçtiğimiz günlerde balık çiftlikleri ile ilgili verilen ÇED olumlu belgesinin iptal edildiği haberinin sevincini yaşayamadan, bölgeden yeni balık çiftlikleri çalışmalarının başladığı bilgisi geldi. Hem de 1. derece SİT alanı olan Badembükü Koyu’nda! Ülkenin en erken mandalinasının yetiştiği, ilk nergizlerinin açtığı toprakların yanı başında, denizin bir cam gibi dibini gösterdiği tertemiz sularda…

Karaburun’un en güzel koylarından birisi olan Bamembükü Koyunda bir süredir hummalı bir çalışma var. Koyun yakınındaki Parlak Köyü sakinleri balık çiftliği kurmak için yapıldığını öğrendikleri bu çalışmayı durdurabilmenin çarelerini arıyorlar. Bölgenin SİT alanı olduğu gerekçesi ile yıllardır en ufak bir bina, tadilat yapamayan yöre halkı, bir yeryüzü cenneti olarak tanımladıkları koya balık çiftliği için nasıl izin verildiğine şaşırıyorlar.

55 haneli köyün ve yakınlardaki 7 köyün 1. derece SİT alanı içinde olması nedeniyle yıllardır izinsiz çivi bile çakamayan köylüler soluğu balık çiftliği için izin veren İzmir İl Özel İdaresinde almışlar. Buradaki yetkili 1. derece SİT alanına nasıl balık çiftliği izni verdiklerini “Biz izni karada değil deniz için verdik” sözleriyle açıklamış! Kurulacak balık çiftliğinin yılda 900 ton/yıl kapasite bildirdiği için ÇED izninden de muaf tutulduğunu belirten köylüler, koruma altındaki Akdeniz foklarının yaşam alanları arasında bulunan koylarını nasıl koruyacaklarının derdine düşmüşler.

İLK MANDALİNA İLK NERGİZ

Köy muhtarı Kenan Özaydın, köyün yaş ortalamasının 65 yaş civarında olduğunu belirterek, “55 yaşın altında sadece 9 kişi var. Bunun nedeni gençlerin köyde duramaması. Çünkü köy Sit alanı ve var olan evleri genişletme olanağınız yok. Benim baba ocağım olmasına rağmen kışın annemin yanında misafir kalmak durumundayım. Yazın ise hangi ağacın gölgesi boşsa orada yatıyorum” sözleriyle anlatıyor yaşadıkları sıkıntıyı. SİT alanı olmanın getirdiği çelişkileri sürekli aşmak durumunda kaldıklarını aktaran Özaydın, “Örneğin köye gelen Sağlık Grup Başkanlığı ekipleri kanalizasyon için foseptik çukuru açılmasını istiyorlar. Çukur açmaya başladığımızda da bu sefer SİT kurulu gelerek ‘bu çukuru açarsanız işlem yaparız’ diye izin vermiyorlar. Durumumuz böyle işte”.

Ev genişletme, bahçe araç gereçlerini koyacak küçük bir barakaya yasak olan inşaat iznini balık çiftliklerine nasıl serbest olduğuna şaşıp kaldıklarını kaydeden Özaydın, “Yaşam alanlarımız sürekli daraltılıyor. Bunun sonucu birkaç yıl önce 10 bin dolayında olan küçükbaş hayvanımızın sayısı bin 500’lere düştü. Komşumuz Yayla köyüne 55 tane rüzgar gülü yapılıyor. Sürekli inşaat, toz toprak. 7.000 ağaç kesildi bunun için. Oysa organik tarım yapılması planlanıyordu. Bunu için 2 milyon metreküplük gölet yapıldı. Türkiye’nin en erken yetişen ilk mandalinanın, ilk nergislerinin yetiştiği topraklarımıza, Akdeniz foklarının yaşadığı denizimize nasıl sahip çıkacağımızı bilmiyoruz” diyor. Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP)’i ziyaret ederek sorunlarını anlatan ve destek isteyen Parlak köylüleri, balık çiftlikleri ile ilgili hukuki süreç başlatmanın yanı sıra fiili mücadele konusunda da dayanışma içinde olmak istediklerini ilettiler. (İzmir/EVRENSEL)

www.evrensel.net