Diyarbakırlılar: Bayramı mezarlıkta geçirmeyelim artık

Diyarbakırlılar: Bayramı mezarlıkta geçirmeyelim artık

Diyarbakır'da mezarları ziyaret eden aileler 'Barış olsun ve Kürtler bayramları mezarlıkta değil evlerde geçirsin istiyoruz' dedi. 

Hasan AKBAŞ
Serpil BERK
Diyarbakır

Diyarbakır’da bu yılki bayramın en kalabalık yeri Yeniköy Mezarlığı oldu. Bir bayramda daha mezar sayıları arttı, ağıtlar yeniden yükseldi. Sur’da, Kobanê’de, Suruç’ta yaşamını yitirenlerin mezarlarından ziyaretçi eksik olmadı, ziyarete gelenlere şeker dağıtıldı. Yakınlarını kaybeden aileler, “Bir sonraki yıl burada başka anneler mezar başında olmasın istiyoruz. Barış olsun ve Kürtler bayramları mezarlıkta değil evlerde geçirsin istiyoruz” dedi. 

KENTİN EN KALABALIK YER MEZARLIK OLDU

Diyarbakır’daki operasyonlarda yaşamını yitiren çok sayıda kişinin mezarları sadece aileleri tarafından değil, onları sahiplenen halk tarafından da ziyaret edildi. Mezarlığa giden yollarda sabah erken saatlerden başlayarak gün boyu trafik yoğunlaştı. Aileler, yakınları için şeker dağıttı, dualar okudu, anneler ağıt yaktı. Diyarbakır kent merkezinde dükkanlar kapalı, sokaklar boşken şehrin en kalabalık yeri Yeniköy Mezarlığı oldu. 

Diyarbakır’da Cizre’de bodrum katında sivillerin öldürülmemesi için başlatılan “hayatı durdurma” eyleminde polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Mahmut Bulak’ın annesi oğlunun mezarı başında gözyaşı döktü. “Benim oğlum katledildi ama bir sonraki yıl burada başka anneler mezar başında olmasın istiyoruz. Barış olsun ve Kürtler bayramları mezarlıkta değil evlerde geçirsin istiyoruz” dedi.

‘ÜÇ GÜN BOYUNCA MEZARLIKTA OLACAĞIM’

Suruç katliamında yaşamını yitiren Veysel Özdemir’in annesi Rabia Özdemir de oğlunun mezarı başındaydı. Sıcak havaya rağmen saatlerdir mezarın başında olduğunu belirten anne Özdemir, “Ben evimde ne yapayım? Bayram yok bizim için. Bizim için bayram mezarlık oldu artık. Dün de buradaydım. Üç gün boyunca da burada olacağım. Burada oğlumla zaman geçiriyorum. Nasıl evde bayram kutlarım” dedi. Oğlunun Suruç’ta vahşice katledildiğini belirten anne gözyaşları içerisinde, “Benim oğlum ve 33 kişi orada yardım için toplanmıştı. Ellerinde bir bıçak bile yoktu. Onlar öldürülmeyi hak edecek ne yaptı? Başka anneler ağlamasın istiyorum bu acı hiçbir şeye benzemiyor. Bayram diye bir şey kalmıyor hayatta. Kimse bu hale gelmesin istiyorum” diye konuştu.

‘ÖLÜLERİMİZİN FOTOĞRAFINI ÖPÜYORUZ’

Sur’da yaşamını yitiren Jiyan Yılmaz’ın ablası da “Bizlere bayram yok, bizim için acıdan başka bir şey değil” dedi. Eskiden sabah kalkıp birbirlerini öperek bayram kutladıklarını belirten abla Yılmaz, “Şimdi sabah kalkıp önce ölülerimizin fotoğrafını öpüyoruz sonra mezara gidiyoruz. Önceden bayram ziyaretine gelenleri evde ağırlardık şimdi burada onları ziyarete gelenlere şeker dağıtıyoruz. Daha sonra anne ve babamızın ellerini öpüyoruz” diye konuştu. Yaşadıkları acıyı kimsenin yaşamasını istemediğini belirten Yılmaz, “Anneler artık ağlamasın, barış gelsin” dedi.

Geçtiğimiz yıl Kobanê’de kardeşini kaybeden Gülhan Kazat da şunları söyledi: “Kürdistan’da artık her evde bir acı var. Gencecik insanlar ölüyor biz artık savaş ve ölüm istemiyoruz, barış istiyoruz.”

‘BARIŞ İÇİN ADIM ATILMASI GEREKİYOR’

Fahrettin Baran ise bayramlarda ister yakını olsun ister olmasın öldürülen her kişiyi kendi canı olarak gördüğünü ve bu nedenle bayramlarda ilk olarak yaşamını yitirenlerin mezarlarını ziyaret ettiğini söylüyor. Baran, “Kürt halkına bayram reva görülmüyor. Buradaki herkes kardeşimiz, komşumuz biz nasıl bayram kutlayalım? Devlet ve hükümetin barış için adım atması gerekiyor, ölümlerin sonu yok. Bayram barışa vesile olsun istiyorum” diyor. Nizamettin Baran ise 2015’te Kobanê’de IŞİD’e karşı mücadele ederken yaşamını yitiren yeğeninin mezarını ziyarete geldiğini belirterek, “Bölgede her yerde savaş hali varken, insanlar sokağa çıkmazken nasıl bayram kutlayalım” diye soruyor.

BİZİM BAYRAMIMIZ GÖZYAŞIYLA GEÇİYOR

Layiha Yılmaz adlı yaşlı kadın ise mezar başında ağıt yakıyor. “Bizim bayramımız mezar başında gözyaşı, ağlamayla, acıyla geçiyor” diyor. Kızı Jiyan Yılmaz’ın Sur’da öldürüldüğünü belirten anne Yılmaz, “Jiyan’ım öğrenciydi, Bolu’da üniversitede okuyordu. Jiyan’ım Sur’a gitti bir daha çıkamadı. Oğlum Botan da 23-24 yıldır kayıp. Ne mezarını ne kemiklerini gördüm, ne kendisinden haber alabildim. Sürgün edildik, köyümüz yakıldı. Bu bayram değil, yıllardır her bayram bu şekilde geçiyor. Bayram kaybettiklerimize karşı saygı ve dini vecibeden başka bir anlam katmıyor hayatımıza” diyor. 

Yasemin Dağlı da, gencecik insanların ölmesini kabul edemediklerini, mezarlıkta bulunan herkesin yaşanan savaştan dolayı hayatını kaybettiğinin altını çizerek, “Ne zamana kadar böyle gidecek, nereye kadar bu zulüm, yeter artık. Gencecik insanların ölmesine tahammül edemiyorum artık” diyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 06 Temmuz 2016 09:03
www.evrensel.net