Basına baskı 2016’da dozunu arttırdı

Basına baskı 2016’da dozunu arttırdı

Özgür Gazeteciler Cemiyeti basına yönelik baskılarla ilgili rapor hazırladı.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Çözüm masasının devrilmesinin ardından başlayan sokağa çıkma yasakları, operasyon ve çatışma süreci, sivil halkla birlikte basını da vuruyor. Yalnızca 2016 yılının ilk 6 ayında 5’i Türkiye’de 5’i Suriye’de olmak üzere toplam 10 gazeteci öldürüldü. Bu süreçte, Türkiye’de 102 gazeteci gözaltına alınırken, bunlardan 25’i tutuklandı. Gözaltına alınan gazetecilerden 5’i işkence gördü, 6 gazeteci darbedildi. 12 gazeteci tehdit edildi. 19 gazeteci haber takibi sırasında keyfi engellendi. 19 gazeteci saldırıya uğradı. 6 basın kuruluşu polislerce basıldı. 190 gazeteci ve basın organı hakkında soruşturma açılırken, 60 gazeteciye ve basın kuruluşuna dava açıldı. 26 gazeteci ve basın kuruluşuna ceza verildi. 17 gazeteci işten çıkartıldı. Gazeteler hakkında şimdiye kadar “terörle mücadele”den 49, “hakaret”ten 27 soruşturma açıldı. Özgür Gündem gazetesi için düzenlenen nöbetçi yayın yönetmeni kampanyası çerçevesinde ise 47 “nöbetçi genel yayın yönetmenine” soruşturma açıldı. Bu soruşturmalardan 16 tanesi hakkında dava açıldı. Bu veriler Özgür Gazeteciler Cemiyetine ait.

Basına yönelik uygulanan baskı ve sansür furyasında geçtiğimiz yıl 24 Temmuz Basın Özgürlüğü Günü’nde dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Gazetemiz Evrensel ve Özgür Gündem gazetelerinin isimlerini vererek “Elimizde dosyalar var, bunlar suç makinesi” demesiyle artış yaşandı. Arınç’ın açıklamasından 1 gün sonra 90’ı aşkın haber sitesinin yayınına “erişim engeli” getirildi. Bu tarihten sonra basına uygulanan sansür, baskı ve yıldırma politikaları gün geçtikçe dozunu arttırdı.

DİHA’NIN 13 MUHABİRİ TUTUKLANDI

Sansür ve baskının en şiddetli halinin uygulandığı Dicle Haber Ajansının (DİHA) internet sitesi, Temmuz 2015’ten bu yana TİB tarafından 41 kez erişime kapatıldı. Baskılar bununla da kalmadı, DİHA bürolarına dönük hukuksuz polis baskınlarıyla, alanda çalışan muhabirlerin tehdit edilmesi, yaralanması, gözaltına alınması ve tutuklanmasıyla devam etti. 

DİHA’dan Çağdaş Kaplan’ın hazırladığı rapora göre; 5 Ocak 2016 tarihinden bu yana da “Örgüt üyesi olmak” ve “Örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla 13 DİHA muhabiri tutuklanarak, cezaevlerine gönderildi. Tutuklu gazetecilerden 4’ünün iddianamesi hazırlanırken 9 gazetecinin soruşturma süreci devam ediyor. Suçlamalara delil olarak ise çoğunlukla Facebook paylaşımları gösterildi. 11 Şubat’ta tutuklanan Nazım Daştan yazdığı mektupta, “Hakkımda hazırlanan iddianamede yöneltilen “Örgüt üyesi olmak”, “Örgüt propagandası yapmak”, “Tehdit, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek” ve “Halkı askerlikten soğutmak” suçlamalarıyla ayrı ayrı cezalandırılmam isteniyor. Yöneltilen her dört suçlamanın tek delili ise, Facebook hesabımdan büyük bir bölümü bağlı bulunduğum ajansım DİHA’nın abonelerine servis ettiği haberlerden oluşan yaptığım 54 paylaşım” diye durumu özetlemişti.

DİHA’nın Diyarbakır Bölge Temsilciliği, Aram Yayınları, Azadiya Welat gazetesi ve KURDÎ-DER’in bulunduğu bina 28 Eylül’de silahlı özel harekat polisleri tarafından basılarak aralarında DİHA editörleri, muhabirleri, yayın koordinatörünün de bulunduğu 32 kişi gözaltına alındı. Polisin baskın saatinden sonra arama kararı çıkarttığının gün yüzüne çıktığı bu skandal olayda gözaltına alınan gazetecilerin el ve yüzlerinde “barut izi” taraması yapıldı. Yaklaşık 8 saat süren gözaltı süresinin ardından gazeteciler serbest bırakıldı. 

Son Düzenlenme Tarihi: 06 Temmuz 2016 01:38
www.evrensel.net