Barışın feryadı: Ah

Barışın feryadı: Ah

Yönetmen Mustafa Ünlü’nün Ankara Katliamı ile ilgili çektiği kısa filmi “Ah”, Ankara’da gösterildi.

Elif TAPAN
Ankara

Yönetmen Mustafa Ünlü’nün Ankara Katliamı ile ilgili çektiği kısa filmi “Ah”, Ankara’da gösterildi. Daha önceden yaptığı “12 Eylül” ve diğer belgesel çalışmalarıyla tanınan Yönetmen Mustafa Ünlü bu filmiyle stadyumlardan “yuh” çekenlere; o alanda bulunup eşini, dostunu, akrabasını kaybetmenin derin üzüntüsünü etkileyici bir şekilde gösterebiliyor. “Böyle bir vahşetten sonra toplumun en az yarısının kayıtsızlığı, kayıtsızlıktan öte bir kısmının neredeyse ‘Oh olsun’ demesi, en önemli nedendi” diyerek belgeseli çekme nedenini açıklayan Mustafa Ünlü, acımasızlığı ve umudu bizlerle paylaşıyor.

10 Ekim sivil toplum örgütlerinin, sendikaların çağrısıyla Ankara dışındaki birçok ilden de insanların katıldığı Barış Mitingi... Tren garında barış için toplanan halka yönelik bu katliam, Türkiye’nin göbeğinde meydana geliyordu. İktidarın halka acımasızca yaptığı saldırıları, baskıları, zulümleri sona erdirebilmek; ölümlere artık yeter diyebilmekti tek amaçları. Eşlerimizi, analarımızı, babalarımızı, çocuklarımızı, kardeşlerimizi, yoldaşlarımızı kaybettiğimiz bu en büyük katliamı unutmamak, unutturmamak; yaralı kurtulanların yalnız olmadıklarını hissettirmek adına Yönetmen Mustafa Ünlü’nün yaptığı “Ah”isimli belgesel filmin ilk gösterimi Ankara Büyülü Fener Sinemasında yapıldı. Filmde katliamdan yaralı kurtulanlar ve tanıdıkları insanları kaybedenlerle yapılan konuşmalara ve zaman zaman, yürekleri sızlatan o görüntülere de yer verilmiş. Film, meydanda toplanma esnasında oradaki atmosferin nasıl olduğunu gösteren çeşitli fotoğraflarla başlıyor. “... İnsanları hiç bu kadar umut dolu, barış dolu görmemiştim...” diyor konuşmacılardan birisi. Savaşların, ölümlerin son bulacağı; herkesin kardeşçe yaşayacağı bir ülke hayal etmişti onlar. Ankara’da saatler 10.04’ü gösterirken birden bir ses duyuluyor, şiddetli bir ses... Kimse ne olduğunu anlamamış bir halde olayı kavramaya çalışırken ortama çığlıklar, feryatlar hakim oluyor. “Büyük bir patlama sesi. Basınçla insanlar havada uçmaya başladı. Turuncu bir ateş topu her yere yayıldı. Yere doğru baktım. Arkadaşım Berna ve kızım Özgecan yerdeydi. Yardım etmek istedim ama hangisine yardım edeceğim? Özür dilerim Berna, dedim ve Özgecan’a uzanmaya çalıştım. Tam kolumu uzatmışken ikinci büyük patlama oldu.”diyor gözü yaşlı bir anne. Bir başka tanık “...Oradan çıktığın için utanıyorsun, sadece utanıyorsun…” diye söylüyor. Diktatörlük sevdasına bir halk katledildiği için geride kalan insanlar utanıyorlar hayatta kaldıklarına.

ÖLÜLERİMİZE ‘RAKAM’ DİYORLAR…

Kaos daha da büyüyordu. Ölenlerin sayısı gittikçe artıyor, ameliyatlara girenler için sürekli kan çağrıları yapılıyordu. Zaten ortamda gergin olan büyük bir kitle varken ve bu büyük kitle, kendisine bir şekilde de olsa sahip çıkılacağını, yardım edileceğini düşünürken Sağlık Bakanlığı, medya aracılığıyla “Kana ihtiyaç olmadığını ve Tabipler Birliğinin yanlış bilgilendirme yaptığını” bildiriyordu. Bir başka konuşmacı ise bu duruma tepkisini belgeselde şu şekilde ifade ediyordu: “Yetkililer rakamlar artıyor dedi. Bizim ölülerimize rakam diyorlardı, biz o rakamların her birini tek tek seviyorduk...”

Bu belgesel, izlenmesi zor olsa da acıyı paylaşabilmek adına ve barışa olan ihtiyacı bir kez daha görebilmek adına önemli bir çalışma.  Katliamları unutmamak, unutturmamak adına...

www.evrensel.net