AKP döneminde kadına ayrımcılık arttı

AKP döneminde kadına ayrımcılık arttı

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Komitesi, geçtiğimiz günlerde CHP’li milletvekillerine bir gölge raporu sundu

Duygu AYBER
İstanbul

13 bağımsız kadın ve LGBTİ örgütü tarafından Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW) kapsamında oluşturulan Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Komitesi, geçtiğimiz günlerde CHP’li milletvekillerine bir gölge raporu sundu. Bu rapora göre, AKP’nin iktidara geldiği 2002’den bu yana öne sürdükleri gibi ne kadın istihdamı arttı, ne şiddet sorununun çözümü için bir ilerleme katedildi ne de kız çocukları okumaya teşvik edildi.

Türkiye’de kadınların yaşadığı ayrımcılıklara dikkat çekmeyi amaçlayan bu gölge raporunda, istihdam, eğitim, şiddet gibi kadınların yaşadığı ayrımcılık biçimleri incelendi. Raporun hazırlamasında ve sunumunda katkıda bulunan CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ve Kadının İnsan Hakları - Yeni Çözümler Derneği’nden Şehnaz Kıymaz Bahçeci ise kadınların yaşadığı her türlü ayrımcılığın önlenmesi için hükümetin sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğine vurgu yaptı. 

OKULLAŞMA ORANI DÜŞTÜ İSTİHDAM AZALDI

Kadın örgütlerinin bu gölge raporuna göre; hükümetin eğitim sisteminde yaptığı değişiklikler, devletin bir eğitim politikasının olmaması ile sonuçlandı. Bu durum ise özellikle kız çocuklarının okula gitme oranını olumsuz yönde etkiledi. Rapora göre, Bakanlığın hazırladığı ders kitapları ve diğer eğitim materyalleri de toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığı derinleştirdi. 

Hükümet tüm açıklamalarında “Kadınların istihdam oranı 10 yılda yüzde 52 arttı” diyor. Bu rapor ise bunun gerçeği yansıtmadığını gösteriyor. Rapora göre; TÜİK 2014 verilerine göre kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 30.3 ve bu oran dünyadaki en düşük oranlardan biri. Kırsal alanda ücretsiz çalışan tarım işçisi kadınların durumu oldukça kötü. Rapora göre, evde bakım için ödenek alan ancak hiçbir sosyal güvenlik hakkından yararlanamayan kadınlar ve yarı zamanlı ya da esnek çalışma koşullarındaki kadınlar dışında fiilen istihdam edilen kadın sayısı çok daha düşük.

KARAR MEKANİZMALARINDA KADININ ADI VAR SANI YOK

Kadınların karar alma mekanizmalarına katılım ve karar mekanizmalarındaki temsil oranlarının düştüğü vurgulanan rapora göre, bugüne dek meclise kadınların en yüksek katılım oranı yüzde 17.08. Belediye başkanlığı düzeyinde ise bu oran yüzde 3.7.

Şubat 2015 itibariyle vali olarak görev yapan kadınların oranı yüzde 2.4 iken bakan olarak görev yapan kadınların oranı ise yüzde 3.8.

Bu rakamlara göre; kadınların bürokrasiden yargıya, iş dünyasından akademiye kadar karar alma mekanizmalarına katılımının çok sınırlı kaldığı ortada.

Ayrıca rapora göre, kadınların karar merciinde bu kadar az oranda yer almasının nedenleri, “Geçici özel önlem ve politikaların Anayasa’da açıkça ifade edilmemesi ve Siyasi Partiler Kanunu ile Seçim Kanunu’nda hiçbir düzenlemenin yapılmaması sayılabilir. Tüm önlemler, kadınların katılımını arttırma yönünde çok az adım atan ya da hiç adım atmayan, siyasi partilerin ve hükümetlerin takdirine bırakılmıştır.” olarak yorumlandı. 

ŞİDDET DÖNGÜSÜ ARTARAK SÜRÜYOR

Türkiye’de kadına yönelik ayrımcılığı önlemede ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamada önemli bir başka engelin kadınları birey olarak gören bir siyasi iradenin bulunmaması olarak nitelendirilen rapora göre, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından beri kadına yönelik şiddet sorunu daha çok öne çıktı ve kadın cinayetleri önemli oranda arttı.

Son beş yıldır kadına yönelik şiddet durumuna ilişkin resmi veri eksikliği olduğu kaydedilen raporda, vaka sayısının çok daha yüksek olduğu tahmini üzerinde duruluyor. “Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet mağdurlarını koruma önlemleri açısından, hem kadın sığınağı sayısı hem de şiddet gören kadınlara sağlanan destek hizmetleri yetersiz. Bu durumun aynı zamanda süregiden şiddet döngüsüne olan katkısı açıktır” ifadeleri kullanılan rapora göre, kadınların kendi bedenlerine, cinsel ve üreme sağlığı haklarına yapılan müdahale ve düzenlemeler, genel ahlak vurgusu, kürtajı yasaklama ve sezaryen doğumlarını sınırlamaya yönelik siyasi girişim ve eşcinsellik ile trans kimliklerin ‘hastalık’ ve ‘anormallik’ olarak sınıflandırılması hükümetin muhafazakar politikalarının kadın hakları üzerindeki etkisine ilişkin örnekler olarak sıralandı.

GÖSTERMELİK DÜZENLEME DEĞİL KALICI ÇÖZÜM TALEBİ

Raporun sunumuna katkı sunan CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer gazetemize verdiği demeçte, raporu hükümetin sorumluluğunu yerine getirmemesinin bir sonucu olarak değerlendirdi. Hükümetin göstermelik düzenlemelerle kadın haklarını geçiştirmeyi tercih ettiğini ifade eden Yüceer, “Uygulamalara ilişkin sorunlar olduğu yerde duruyor. İktidarın kadını aile içinde tarif eden, birey olarak görmeyen, toplumda ikinci plana iten söylemleri bu sorunu daha da derinleştiriyor” diye konuştu. 

Raporun hazırlanmasına katkı sunan Kadının İnsan Hakları - Yeni Çözümler Derneği’nden Şehnaz Kıymaz Bahçeci ise şunları söyledi: “Kadının insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği çok önemli bir yere sahip. Türkiye’nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne 2030 yılı itibari ile ulaşabilmesi ancak CEDAW çerçevesinde 1985’ten bu yana verilen sözlerin tutulması, CEDAW Komitesi’nin nihai görüşlerinin ve Türkiye kadın hareketinin gölge raporlarındaki eylem taleplerinin dikkate alınarak bundan sonraki politikalara uygulanması ile mümkün olacaktır.” CEDAW Sivil Toplum Yürütme Kurulu’nun açıklaması ise şöyle: “Kadın ve LGBTİ örgütlerinden oluşan Sivil Toplum Yürütme Kurulu, 13 yıldır BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW) için Gölge Raporlar hazırlamaktadır. 7. Dönem CEDAW Gölge Raporu’nun omurgasını siyasi iradenin kadın haklarına yönelik köktenci/muhafazakar söylem ve politikaları oluşturmaktadır. Bu bağlamda çatışma ve muhafazakar temelli siyasetin sonucu olarak kadınlar birey olarak tanımlanmamakta, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet yeniden üretilmekte, kadınların siyasi ve toplumsal hayata eşit katılımları engellenmekte, erken ve zorla evlilikler teşvik edilmektedir.”

www.evrensel.net