Fincancı'nın öğrencileri nöbette

Fincancı'nın öğrencileri nöbette

Porf. Dr. Şebnem Korur Fincancı'nın öğrencileri, hocaları özgürlüğüne kavuşana kadar nöbette olacaklarını söyledi. 

Özgür Gündem gazetesinin tutuklu nöbetçi yayın yönetmeni Porf. Dr. Şebnem Korur Fincancı'nın öğrencileri, hocaları özgürlüğüne kavuşana kadar nöbette olacaklarını söyledi. 

Özgür Gündem gazetesinin bir günlük genel yayın yönetmenliği görevini üstlendikleri için tutuklanan yazar Ahmet Nesin, gazeteci Erol Önderoğlu ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı için başlatılan "özgürlük nöbeti" Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde büyüyerek devam ediyor. 3 isim için başlatılan nöbet eyleminin daimi nöbetçileri ise Fincancı'nın Çapa Tıp Fakültesi'nden öğrencileri. Hocaları özgürlüğüne kavuşana kadar cezaevi önünde olacaklarını söyleyen öğrenciler, tutuklamalara ise tepkili.

'HOCALARIN HOCASIDIR'

Fincancı'nın öğrencilerinden Ersin Ersözlü, aydınları tutuklamanın siyasi iktidar tarafından bir "rutine" dönüştürülmek istendiğini söyledi. Hocaları Fincancı'nın bir insan hakları savunucusu olduğunu belirten Ersözlü, Fincancı'nın öğrencileriyle iletişiminin çok güçlü ve sıradışı olduğuna dikkat çekti. Ersözlü, Fincancı'yı, "Şebnem hoca benim için çok değerli bir bilim insanı, insan hakları savunucusu ve mesleğini onurlu bir şekilde icra eden bir akademisyendir. Ne kadar çok sevildiğini rahatlıkla anlayabilirsiniz. Şebnem hoca 'Hocaların hocası' olarak bilinir" diye anlattı. Okullardaki nitelikli akademisyenlerin baskı altında olduğuna dikkat çeken ve daha önce tutuklanan Barış İçin Akademisyenler için de nöbet tuttuklarını hatırlatan Ersözlü, "Maalesef ki bu nöbetlere alıştık ama demokrasi ve özgürlük mücadelemiz de devam edecek" dedi.

DAYANIŞMAK ANLAMLI

Fincancı'yı tanımanın çok büyük bir ayrıcalık olduğunu söyleyen bir diğer öğrenci Zeynep Muniroğlu, Fincancı'nın öğrencileriyle iyi bir iletişim kurduğuna ve tutuklanmasına çok üzüldüklerini belirtti. Türkiye'de aydınlığı, bilimi savunan herkesin cezaevi gerçekliği ile tanıştığını söyleyen Muniroğlu, yaşanan baskıcı ortama karşı gelişen dayanışmanın da oldukça anlamlı olduğuna dikkat çekti. Muniroğlu, "Eğer o içerideyse biz dışarıdayız. Haksızlıklara karşı mücadelenin temsilcisi olacağız" dedi. Muniroğlu, Fincancı özgürlüğüne kavuşacağı ana kadar nöbette olacaklarını söyleyerek, gerçeğin açığa çıkması için tıpkı Fincancı gibi yılmadan mücadele edeceklerini belirtti. 

HAYATA KARŞI DURUŞU DERS VERİR NİTELİKTE

Fincancı'nın öğrencilerinden Coşkun Güngör ise Fincancı'nın hak savunuculuğu konusundaki tutumunu "Çapa'da birçok mücadele süreci oldu. Oradaki taşeron işçilerin kadro mücadelesinden, sağlık sosyal emekçilerinin özlük hakkı mücadelesine kadar ve son dönemde iktidarın savaş politikalarına karşı yürütülen barış mücadelesine kadar birçok süreç yaşadı. Şebnem Hoca bu süreçlerin tümünde aslında Türkiye halkları ile beraberdi. Hem emekçilerin hak mücadelesinde hem de toplumsal barış mücadelesinde bizlerle omuz omuzaydı" sözleriyle anlattı. Güngör, Fincancı'nın hayata karşı duruşunun ders verir nitelikte olduğunu söyledi. 

'DEVLET İNANILMAZ KORKTU'

Fincancı'nın hedef alınmasının nedenlerinden birinin de Kürt kentlerinde yaşanan katliamlar sonrası yaptığı incelemelerle durumu dünyaya duyurması olduğunu söyleyen Güngör, "Devlet bundan inanılmaz korktu. İşledikleri savaş ve insanlık suçunun bu şekilde tıbbi deliller ile deşifre edilmesi onları inanılmaz rahatsız ediyor. Şebnem hoca sadece adli tıp kimliği ile de hedef alınmadı. Onun bir insan hakkı savunucusu olması, yapılan hak ihlallerine en güçlü tepkileri verenlerden biri olması devletin hedef alması için yeterli sebepler. Bu yüzden verilen kararlara da aslında çok şaşırmamak lazım" diye konuştu. (DİHA)
 

www.evrensel.net