Sesimizi duyurması en büyük destek oldu

Sesimizi duyurması en büyük destek oldu

Ünaldı’dan Başpınar’a onlarca grev ve işçi direnişinde işçilerin kürsüsü haline gelen Evrensel’i, bu grev ve direnişlere katılmış işçilerle konuştuk.

Fatma KESKİNTİMUR
Antep

Evrensel Gazetesi, yayın hayatına başladığı ilk yıllardan itibaren Antep işçisinin her mücadele deneyimine tanıklık etmiş bir gazete. Ünaldı’dan Başpınar’a onlarca grev ve işçi direnişinde işçilerin kürsüsü haline gelen Evrensel’i, bu grev ve direnişlere katılmış işçilerle konuştuk. Hem mücadele sürecinde gazeteyle olan ilişkilerini anlattılar hem de basının üzerindeki baskılara dikkat çektiler. 

‘SESİMİZİ DUYURMAK ÖNEMLİYDİ’

Mayıs 2014’te iş bırakarak, 10 gün fabrika önünde direnen Güriplik işçileriyle buluştuk. İş bırakarak direnişi başlatan vardiyanın sözcülerinden olan Halil adlı işçi, “Diğer vardiyalardan arkadaşlarımızdan önce geldi Evrensel” diyor ve şu sözlerle anlatıyor bunun kendileri için ne anlama geldiğini: “İşçiler bir eylem yaptığında, hele de iş bırakıp çıkmışsa dışarı, en önemli şey sesini duyurmak oluyor. Bizim de ilk düşündüğümüz buydu. Bu nedenle bir gazetenin daha ilk andan sesimizi duyması, yaptığı haberlerle başkalarına duyurması bizim için en büyük destek olmuştur.”

Evrensel’i çıktığı günden beri takip eden bir işçi olduğunu söyleyen Halil, ilk kez o grevde gazeteyle tanışan işçilerin tepkilerini anlatıyor: “Arkadaşlar, greve çıktığımızın ertesi günü kendilerini gazetede görünce şaşırdılar. İlk başta çok tanıdıkları kanal ve gazeteleri soran işçiler, o gün ve sonrasındaki on gün, haberlerinin yalnızca Evrensel Gazetesi ve Hayat Televizyonunda yer bulabildiğini gördüler. Grev boyunca her gün gazete elden ele dolaştı. Başta sadece kendi haberini okuyan işçiler, diğer yerlerdeki işçilerin benzer mücadeleler verdiğini de yine bu gazeteden görüp öğrendiler.”

‘İŞÇİDEN YANA MI, PATRONDAN YANA MI?’

“Başpınar OSB’de uzun yıllardır çalışan işçilerin büyük bir bölümü, bir ya da birkaç kez işçi direnişlerine tanıklık etmiş veya içinde olmuştur” diyen Murat için de Güriplik grevi ilk deneyim değilmiş. Daha önce çalıştığı fabrikalardan birinde, 2003 yılında ilk greve çıkışını anlatan Murat, iki deneyim arasındaki farkı da Evrensel Gazetesi’nin farkıyla anlatıyor: “2003’te katıldığım grevde, o dönemin en tanınmış kanallarında çalışan, en tanınmış gazetecilerine ulaşmak istedik. Reha Muhtar, Uğur Dündar gibi isimlere ulaşırsak derdimizi daha iyi anlatırız diye düşünüyorduk. Ulaşmayı başardık ama haber olmayı başaramadık. Ne bu ünlü gazeteciler ne de yerel kanallar verebildi haberimizi.”

Bu kanal ve gazetelerin “kaynaklarının çoğunun patronlardan olduğunu” söyleyen Murat, “Patronlarla kötü olmamak için yazamıyorlar işte” diyor. “Oysa Evrensel öyle değil ki? Zenginin yanında değil, nerede birileri hak arıyor, onun haberini yapıyor bu gazete. Her gazetenin yayınlamadığını bildiğimiz için Güriplik grevinde de işçi arkadaşlar hemen sordular, ‘Bunlar kim? İşçiden yana mı patrondan yana mı?’ diye. Tabi direniş boyunca da herkes tanıdı gazeteyi.” 

‘KİMSE HAK İSTEMESİN’

Evrensel, Hayatın Sesi Televizyonu ve diğer muhalif gazete ve televizyonlar üzerindeki baskıyı hatırlatıyoruz. İşçiler tepkilerini dile getiriyorlar. Murat, son bir yılda yaşananlara dikkat çekiyor ve “Memleket savaş alanı gibi oldu. Kimse rahat değil. Bizim halimiz giderek kötüleşiyor ama ses çıkaramıyoruz. Hem geçinemiyoruz hem de bir hak iddia edemiyoruz” diyor. Güriplik’te greve çıkan işçilerden Hakan da onu destekliyor baskıların nedenini şu sözlerle anlatıyor: “Bir yanda savaş var, öte yanda var olan haklarımızı da götürecek olan yasalar çıkıyor. İşçilerin, kendilerini bu kadar ilgilendiren yasalardan haberi bile yok. Kimse itiraz etmesin, hak istemesin! İşte bunun için susturmak istiyorlar bunları yazıp çizenleri de.” 

‘SADECE HABER YAPMADILAR, BİRLİKTE DİRENDİLER’

Hakan da Güriplik grevine katılan işçilerden. Greve çıktıklarında dışarıdan gelen her türlü desteğin kendileri için çok önemli olduğuna dikkat çeken Hakan, Evrensel Gazetesi’nin kendilerine güç verdiğini söylüyor: “Bizim dışımızdan birilerinin gelip bizi desteklemesi çok önemliydi. Haklı olduğumuzu biliyorduk ama başkalarının gelip bunu söylemesi daha da güç katıyordu. Evrensel’den gelen arkadaşlar da bizi çok desteklediler. Hem sesimizi duyuruyorlardı hem de yanımızda kalıp destek oluyorlardı. İşçiler cesaretleniyor öyle olunca.” 

“Evrensel olmasaydı, on gün direnemezdik” diye söz e giren Murat da Hakan gibi gazetenin sadece haber yapmadığını anlatıyor: “Gazeteden gelen arkadaşlar da en az bizim kadar istiyordu kazanmamızı. Bu nedenle sadece haber yapmıyorlardı. Hem birlikte direniyor hem de bize yol gösteriyorlardı. Biz birçok şeyi de onlara sorup öğreniyorduk.” 

‘PATRONLAR İŞÇİLERİN BİRBİRİNDEN HABERDAR OLMASINDAN KORKUYOR’

İşçi basınının önemine dikkat çeken Murat ve Hakan, “Patronların en çok korktuğu şeylerden biri de işçilerin birbirinden haberdar olması” diyorlar. Güriplik önünde direnişleri boyunca bir tek işçi servisinin bile yanlarından geçirilmediğini hatırlatan Murat, geçtiğimiz aylarda ek zam talebiyle iş bırakan Naksan işçileri için de aynı durumu yaşadıklarını ifade ediyor: “Servislerimiz yol değiştirdi. Biz biliyoruz direnişte olduklarını, yanlarından geçip desteklemek istiyoruz ama servisler geçmiyor. Sorduk şoföre, ‘geçemem, emir aldım’ dedi. Çünkü patronlar birbirimizden güç almamızdan korkuyorlar.”

Fabrikalarda durumun hemen hemen aynı olduğunu aktaran Hakan da, “Aynı sorunları yaşadığımız işçilerin mücadelelerinden nasıl haberdar olacağız?” diye soruyor ve ekliyor: “İş yerinde yan yana gelmemize bile izin vermiyorlar. Fabrikadan çık, servise bin eve git, sonra tekrar servise bin fabrikaya gel. İşçinin haberlerini yapan gazete ve televizyon da olmazsa, nasıl haberimiz olacak ki olup bitenden?”

Son Düzenlenme Tarihi: 27 Haziran 2016 01:04
www.evrensel.net