Sen kıymetlisin

Sen kıymetlisin

Onur Yürüyüşü’nün politik ve sosyal birçok işlevinden biri henüz kendini keşfetmeye başlamış gençlere yalnız olmadıklarını göstermesi.

Ebru Nihan CELKAN*

“Hayat zor. Hayat kısa. Hayat acıverici. Hayat zengin. Hayat... değerli“
Precious** (Film - 2009)

16 yaşında öz babasından ikinci çocuğuna hamile, obez, Afrikalı-Amerikalı ve annesi tarafından sürekli fiziksel şiddet görüyor. Clarissa “Precious” Jones. İkinci çocuğuna hamile olduğu öğrenilince okuldan atılır. Karşısına alternatif eğitim olanağı çıkar ve her şeye rağmen bu fırsatın peşinden gider. Sadece kadınların eğitim gördüğü bu özel programda cesareti artar ve eğitimcisinin de desteğiyle hayat mücadelesini sürekli hale getirir. Precious hangi koşul altında olursa olsun hayal kurmaya devam eden genç bir kadındır. Kendisi gibi zor koşullarda yaşayan kadınlar ve eğitmeniyle dayanışarak hayallerini yaşam mücadelesi pratikleriyle birleştirir. Hayal kurmaya devam etmesi hayatta kalmasını, kendisi gibi kadınlarla yan yana gelmesi ise bu zor koşullar içinde geleceğe dair adımlar atmasını sağlar. Precious’un hikayesi klasik bir Hollywood filminde olduğu gibi klişe, abartılı ve şekilsel bir “başarı” hikayesine dönüşmüyor. Precious zayıflamıyor, zenginleşmiyor, süper yakışıklı bir sevgili bulmuyor. Onun başarı hikayesi kendi değerini keşfetmesi, hayatı için mücadele etmeye başlaması ve sevgiyi koşulsuz sevgiyi deneyimlemesi oluyor. Precious başına ne gelmiş olursa olsun, hangi sınıftan olursa olsun, ten rengi ne olursa olsun her bir insan gibi ve her bir insan kadar değerli olduğunu küçük bir kadın grubu içinde dayanışmayla, diyalogla, iletişimle fark ediyor.  

MÜCADELE

Bugün ben de dahil birçok umutperverin cümle kurmakta zorlandığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu hal durduğumuz yeri belirtmekten bizi alıkoymamalı. Taraf tutmamız gereken zamanlardayız. Hiçbir şüpheye düşmeden insanlığın, başkasının var olma hakkının, demokrasinin tarafını tutmak zorundayız. Issızlaştırma politikalarına karşı yalnız olmadığımızı hem kendimize hem birbirimize hatırlatmalıyız.
Feminist Gece Yürüyüşü, Onur Yürüyüşü gibi renkli, coşkulu, hayatı anımsatan ve yaşamı, varoluşu kutlayan bir araya gelmelerin hunharca engellenmek istenmesinin bir nedeni de yalnızlık hissinin muktedir tarafından beslenmeye çalışılması. Oysa dayanışma için en az iki kişi yeterlidir. Mücadele bugün her yerde. Mekandan ve zamandan bağımsız. Bunu fark etmek için her türlü iletişim ve etkileşimin sonsuz imkanlarını keşfetmemiz gerekiyor. Diyaloğu sürdürmemiz gerekiyor. Böyle zamanlarda kendimizi hayattan sakınmamız oluşan boşluğun saf kötülük dili ve uygulamalarıyla kaplanmasına imkan veriyor.
LGBTİ+ hareketinin yıllardır emek, çaba ve gayretle kutladığı Onur Haftası; meydanların dayanışma, özgürlük ve anlayışla dolmasına, umudun çoğalmasına, toplumun farklı katmanlarının yan yana gelmesine imkan veren bir alan oluşturuyor. Bu alanın yıllar boyunca farklılıkların güzellikleriyle nasıl çoğaldığını görmek için son on yılın Onur Yürüyüşlerine bakmak yeterli olacaktır. LGBTİ+ hareketinin yıllardır istikrarlı bir şekilde ve somut talepler ekseninde sürdürdüğü mücadele Onur Yürüyüşü’nün yasaklanmasıyla elbette ortadan kalkmayacak. Haklı talepler merkezinde örgütlenmiş, fikri derinliğe ve güçlü tarihsel altyapıya sahip LGBTİ+ hareketinin, hiçbir fikri derinliğe haiz olmayan kalabalıklar tarafından ortadan kaldırılması mümkün değil. Aksine çeşitlenerek mücadele eksenini genişleterek büyüyecektir. Özgür bir ortamda gerçekleşecek ilk Onur Yürüyüşü’nde bunu deneyimleyeceğimize inanıyorum. Yeter ki kendimizi kendimize hapsetmeyelim. Çevremizle iletişimi kesmeyelim. Kaldı ki bu yalnızlaştırma ve izole etme operasyonunu kendi kendimize yapmaya başlarsak bu yaklaşımın suç ortağı haline dönüşmez miyiz?  
Bu noktada engellenen Trans Onur Yürüyüşü sonrası Trans Onur Haftası komitesinin açıklamasının şu bölümlerin akılda kalmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum.
“Her LGBTİ+ bireyi zaten tek başına bile ayaklı pridedır, ayaklı bir onur yürüyüşüdür. Bizim varoluşumuz politik ayol!... Her bulunduğumuz kafeyi, evi, mekanı, ocağı, barkı, köyü, kasabayı PRIDE’a çeviriyoruz.”

YALNIZ DEĞİLSİN YANLIŞ DEĞİLSİN

Onur Yürüyüşü’nün politik ve sosyal birçok işlevinden biri henüz kendini keşfetmeye başlamış gençlere yalnız olmadıklarını göstermesi. Oldukları gibi ve her halleriyle hayatlarının kıymetli olduğunu anımsatması. Yeri doldurulmayacak tek kayıp candır. Demokrasiyi gerçek kılmak, bir kelime bir dilek olmaktan çıkarmak için bugün öncelikle varlığımızı olduğumuz gibi sürdürebilmemiz gerekli. Belki bu sene yan yana yürüyemeyeceğiz ve kendisini keşfe henüz başlamış birçok gence ulaşamayacağız fakat tek bir kişiye dahi kendisi olmaktan vazgeçmemesini iletebilirsek umudu beslemeye devam etmiş olacağız. O yüzden umarım bu yazı sana ulaşır. Bir gün diğerlerinden, çoğunluktan farklı olduğunu anladığında ve bu her kanaldan ısrarla sana dayatıldığında, koskoca dünyada tek başına olduğunu sandığını biliyorum. Tek değilsin, yalnız değilsin ve asla asla asla yanlış değilsin. Olduğun gibi güzelsin olduğun gibi değerlisin. Umutsuzluğa düştüğün her an bunu anımsamaya çalış.
Yan yanayız, bir aradayız, güçlüyüz.
Onur Haftamız ve Onur Yürüyüşümüz kutlu olsun.

*Oyun yazarı
**Precious: Değerli

www.evrensel.net