Ankara sokaklarında yaşlı bir tamirci dolaşıyor...

Ankara sokaklarında yaşlı bir tamirci dolaşıyor...

Adem Erkoçak, "Gezgin bisiklet tamircisi" Ferit Altınışık'ın hikayesini yazdı.

Adem ERKOÇAK

Benim bisiklet sürmeyi öğrendiğim yaşlarda, Ferit Amca da onları tamir etmeyi öğrenmiş. Yanına çırak olarak girdiği ustası ölene kadar birlikte çalışmışlar, sonra bayrağı Ferit Altınışık devralmış. Çocukluğumun geçtiği sokaklarda dolaşırken rastladığım Ferit Amca’yla aslında daha önce de karşılaşmışım. Onu Etlik’te bir ağaç gölgesine sığınıp oturmuşken bulduğum köşenin karşısında, küçük bir bisiklet tamircisi vardı. Genelde içerde olduğundan görmemişim ama meğerse onun dükkânıymış orası. Artık bir dükkânı yok. Altı ay önce de gırtlak kanseri olmuş. Ama eski bir minibüsle “gezgin tamircilik” yapmaya devam ediyor Ferit Amca.
Ferit Altınışık’ın kaderi annesi öldüğünde değişmiş. Babasının ikinci eşi, yani üvey annesiyle anlaşamadığından, doğduğu Nallahan’ın Eymir Köyü’nü bırakıp yollara düşmüş. O zamandan beri Ankara sokaklarında. “Ana yok, baba yok. Tek başıma geldim. Askere gidene kadar çıraklık yaptım. Gelince de devam ettim. Köye gittiğimde tanımıyorlar beni, ‘Nerelisin?’ diye soruyorlar.” Ailesinin kendine ait bir toprağı da yokmuş. Baba evleri de yıkılıp kalmış öylece.

‘ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR ÇOK ÇITKIRILDIM’

Ferit Amca, gençlik yıllarında Demetevler - Lalegül’deki boş bir arazide hem bisiklet, hem de motorsiklet kiralarmış. Etlik’e ilk geldiklerinde de, şimdi bir AVM’nin olduğu boş arazide, aynı işi yapmış. “Dört tekerlekli bir aracım vardı. Çocuklar ona da binmek isterlerdi. Ama arazinin sonunda hafif bir yükseklik vardı. Oraya varınca duramaz ve tepetaklak yuvarlanırlardı. Hiçbirine de bir şey olmazdı. Şimdiki çocuklar çok çıtkırıldım. Yere düşseler hemen bir tarafları kırılıyor” diye anlatan Ferit Amca, benim de çocukken gittiğim dükkânını işte bu arsanın karşısında açıyor. Bu dükkânda oğluyla birlikte çalışıyorlar ama Ferit Amca genellikle daha az çalışıyormuş. “Oğlumun doktor olan bir arkadaşı vardı,” diyor “Bir gün geldi ve ‘Yahu burada ne oturuyorsun, Türkiye turuna çıksana’ dedi bana. Dedim ‘O nasıl olacak? Araba yok, bir şey yok.’ Sonra kötü, külüstür bir araba aldık. Üzerine de bisikletleri koyabileceğimiz bir bagaj yaptık. Sonra tekrar sordum, ‘şimdi nereye gideceğim?’” Böylece başlamış Ferit Amca gezgin tamirciliğe. Ankara’nın ilçelerini gezmiş önce; Balâ, Kesikköprü, Karakeçili, Karagedik. Sonra Kırıkkkale gibi yakın şehirlere gitmiş.
On yıl olmuş bu şekilde dolaşarak tamir işi yapmaya başlayalı. “Gittim geldim. Baktım, dükkândakinden daha iyi iş var, öylece devam ettim” diyor Ferit Amca. “Ondan sonra hurdacıları gezdim, eski bisikletleri topladım. Bunları tamir edip yanımda götürdüm. Sattığım da oldu, işleri bitik bisiklet getirdiklerinde onları alıp bunlarla takas ettiklerim de.” Önceleri onu görünce hem şaşıran, hem de sevinen insanlar sonradan ona alışmışlar. “Eskiden bazı şeylere ulaşmak zordu. Tamir zordu. Şimdi hem bisikletler güzel hem de tamir aletleri gelişti. İşimiz kolaylaştı,” diyen Ferit Amca, bisikletleri bizzat kendi garantisiyle onarıyor, “Kolay kolay bozulmazlar” diyor.  

GEÇEN KIŞ GIRTLAK KANSERİ OLDU

Yıllar ilerledikçe kazancı düşmüş. Yolda çektiği sıkıntılar da cabası. Ne de olsa “külüstür” denilebilecek araçlarla yol almış. Şimdilerdeyse ancak günü kurtarıyor. Ya bir, ya iki tamir işi gelirse geliyormuş. Okullar kapanınca belki biraz daha açılır işleri, o kadar. Kendine bir şekilde bakabilen Ferit Amca’nın işi, geçtiğimiz kış gırtlak kanseri olduğunda zorlaşmış. Neyse ki ameliyatı iyi geçmiş. Ama tedavisi sürüyor. Karşılıklı beş dakikadan fazla konuşamıyoruz, boğazı ağrıyor. Geçen aylara kıyasla bu duruma “çok şükür” diyor.

“Belli bir fiyat tarifem yok, ne kadar emek veriyorsam ona göre ücretlendiriyorum,” dediği işini yaparken “dikkat çeksin” diye taktığı şapkasını soruyorum. “Geçen sene İtfaiye Meydanı’ndan aldım. Demiri vardı, üstünde de gâvurca bir şeyler yazıyordu. Onu sildirip böyle yaptırdım. Güzel olmuş, değil mi?” diyor. Ferit Amca ve onun gibi insanlar ne yaparlarsa güzel oluyor, değil mi?

www.evrensel.net