İngiltere, Avrupa Birliği’nde kalıp kalmamayı oyluyor

İngiltere, Avrupa Birliği’nde kalıp kalmamayı oyluyor

Bugün yapılacak oylama sonrasında, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nde kalıp kalmayacağı belirlenecek.

Arif BEKTAŞ
Londra

İngiltere’de son 4 aylık referandum kampanyalarında sona gelindi. Bugün yapılacak olan oylama sonrasında, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nde kalıp kalmayacağı belirlenecek.
Avrupa Birliği’nin alt yapısının oluşturulduğu, 1951 yılındaki Paris Anlaşması, 6 ülke arasında imzalanmıştı. Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’un imzaladığı anlaşma, “Kömür ve Çelik Topluluğu” olarak tarihe geçti.
İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’dan oluşan “Birleşik Krallık” ise bu topluluğa mesafeli durdu. 1973 yılında AB üyesi olan Birleşik Krallık, 1975 yılında ilk referandumunu gerçekleştirdi ve AB üyesi olarak bugüne kadar devam etti.

43 YILLIK SERÜVEN BİTİYOR MU?

Kömür Çelik Topluluğundan başlayarak Avrupa Birliğinin (AB) oluşmasından bu yana, AB’nin işleyişi ve faaliyetleri sürekli tartışıldı. Bu tartışmalar yer yer bazı ülkelerde alevlenmiş ve “ayrılma referandumları” yapılmıştı. Birleşik Krallık’ta ise 41 yıl sonra yeniden referanduma gidiliyor. 1975 yılında, İşçi Partisi hükümeti tarafından yapılan referandumda, ayrılma yanlıları, “Bir gün mutlaka yine bir referandum yapılacaktır” demişlerdi. Bunlardan biri de, o zamanlar genç bir İşçi Partili olan ve şimdi de partinin lideri Jeremy Corbyn idi. Ama bu sefer, 1975’te ayrıma kampanyasının aksine AB’de kalma kampanyası yürütüyor.

ÇIKIŞ EĞİLİMİ AZ FARKLA ÖNDE

Son 100 yıl içinde iktidar olan, ülkenin en büyük iki siyasi partisinin Birlik’te kalma yanlısı kampanya yürütmesine rağmen, AB’den çıkış eğilimi bir kaç puan önde gidiyor.
Özellikle Muhafazakar Parti iktidarlarında, sürekli referandum kozu kullanılıyordu. AB yönetiminden daha fazla taviz almayı ve parti içindeki daha sağcı kesimleri de kendine bağlamayı hedefleyen politikalar izleyen muhafazakarlar, son genel seçimleri de kazanmak için bu kozu ortaya atmıştı. Birleşik Krallık sermayesi için “kumar” olarak değerlendirilebilecek bu referandum kararı, Başbakan David Cameron için de iktidarda kalma savaşı anlamına geliyor.

İKTİDAR OLMAK İÇİN KULLANDI

Parti içinde daha sağa kaymaların yoğunlaşması ve Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisinin (UKİP), Muhafazakar Parti oylarını almaya başlaması Cameron’u telaşlandırdı. Bu yüzden geçtiğimiz yıl mayıs ayında yapılan genel seçimlerde, iktidar olmak için referandum sözü veren Cameron, AB yönetimini de daha fazla taviz vermeye zorladı. Umduğunu bulamayan Cameron, şimdi kalmak için gece gündüz çalışıyor.

SERMAYEYİ ALDI BİR TELAŞ...

Özellikle IMF, Dünya Bankası, İngiltere Merkez Bankası ve uluslararası tekeller, her gün açıklamalar yayımlayarak Birlik’te kalma kampanyasına destek vermeye çalışıyor. Son günlerde de sendikacılardan futbolculara, sanatçılardan eski başbakanlara kadar herkes devreye girdi. AB’den çıkmanın, sermeyenin dolaşımında yaratacağı olumsuz etkiler hesaba katıldığında, kampanyalarda bütün kozlar kullanılmaya başladı.
Hatta ünlü Wembley Stadyumu bile bu propagandanın arenası haline getirildi. Bir çok büyük tekel şantaja başvurarak, “AB’den çıkarsak AB ülkelerine fabrikamı taşırım” sözleriyle, işçileri tehdit ediyor.

GÖÇMEN KAMPANYASINA DÖNÜŞTÜ

Bu arada yandan başta, sağcı-ırkçı ve göçmen karşıtı kampanyasının yer yer kitleler tarafından hayat bulması ve ülkede yaşayan nüfusun yüzde 75’inin “Ülkede bir göçmenlik sorunu var” demesi, kampanyayı “göçmen karşıtı ya da yanlısı” olarak darlaştırdı. Bunun yanı sıra, sürekli propaganda edilen ve çıkılması durumunda, kemer sıkma politikalarının yoğunlaşacağı, işçi haklarının gasbedileceği, ücretlerin düşürüleceği, işsizliğin artacağı tehditleri savruluyor. Kemerlerinin zaten oldukça sıkılmış olduğu ülkenin emekçileri, AB üyesi oldukları dönemdeki saldırı ve kesinti politikalarından bunalmış durumdalar.
Kemer sıkma politikalarını uygulayan hükümet, daha fazla saldırı olacağını iddia etse de, halkın önemli bir bölümü ve bazı sendika ve sosyalistlerin yürüttüğü “Lexit” Kampanyası (AB’den çıkılmasını isteyen ilericilerin/solcuların kampanyası) şu soruyu soruyor: AB, yapılan saldırıların hangisini durdurmaya çalıştı? İşte bu soruya başta İngiliz emekçileri olmak üzere tüm Birleşik Krallık halkları soruyor ve bir cevap da alınmış değil.

TÜM DÜNYA CUMAYI BEKLİYOR

Başta AB ülkeleri olmak üzere tüm dünya nefesleri tutmuş bugün yapılacak ve yarın açıklanacak referandumu bekliyor. İşçi Partili ve AB yanlısı Milletvekili Jo Cox’un ırkçı-faşist Thomas Mair tarafından katledilmesinden sonra, “ayrılma yanlılarının” puanları biraz düşse de, hâlâ bir kaç puan önde görünüyor. Gerek ekonomi çevreleri gerekse de politik çevreler çıkacak sonuçlara göre bir rota belirleyecekler. AB’den çıkılması durumunda, hızlı bir değişimin olması beklenmezken, Başbakan Cameron’un istifa etmesi ve erken genel seçimlerin olması söz konusu olabilecek. Cameron, hem iktidarını kurtarmak ve hem de Birleşik Krallık sermayesine yaşattığı bu korku dolu 4 ayın sonucunda AB üyesi olarak yoluna devam etmek için tüm gücüyle çalışıyor. Öyle ki; kalma yanlısı olan İşçi Partisi ve Jeremy Corbyn’i eleştirmeyi bile rafa kaldırmış durumda.

www.evrensel.net
ETİKETLER İngiltereAB