Orlando katilinden Trump’a duygu durum bozukluğu

Orlando katilinden Trump’a duygu durum bozukluğu

Ön yüzünde Trump'ın bulunduğu madalyonun arkasında yıkılan bireycilikten arta kalanların arasından IŞİD’in pusuda bekleyen terörizmi palazlanmaktadır.

Nuray SANCAR

Orlando katliamı ne bu türden bireysel terör vakalarını birçok kez yaşamış olan Amerikalıların deyimiyle, failin biraz meczupluğuna biraz sosyal uyumsuzluğuna işaret eden “yalnız kurt” kategorisine giriyordu. Ne de 2004 Temmuz Londra terörünün failleri için kullanılan “homegrown”* terörizm ile açıklanabiliyordu. Omaar Mateen ölünceye dek herhangi bir radikal örgütle ilişkisi tespit edilememiş olması bakımından birincisine, ölürken IŞİD’le aidiyet bağı kurmasından dolayı ikincisine dahil olabilirdi. Doğrusu, Gay Barda 50 kişiyi katlettikten sonra elinde silahla öldürülen katilin durumu oldukça kafa karıştırıcıydı.    

Mateen’in basında yayınlanan evinin görüntüleri son derece ilginçtir. Kapıda Noel baba figürlerinin olduğu paspasa, Mickey Mouse’tan Örümcek Adama kadar kültür endüstrisinin envai çeşit simgelerini içeren oyuncaklara ve posterlere, sıradan bir ABD yurttaşının evinde bulunabilecek orta halli gündelik eşyalara, İngilizce yazılı randevu hatırlatma notlarına bakılırsa Müslüman göçmenin başarılı bir entegrasyon sürecinden geçtiği söylenebilir. Telefonunda bulunan takkeli görüntüsü, evinde bulunan Kur’an olmasa onun Müslümanlığına ilişkin pek bir iz yok bu fotoğraflarda. Kendisine şiddet uyguladığını söyleyen eski eşi ise, Mateen’in bipolar kişilik bozukluğundan mustarip olduğunu söylüyor. Bu türden teşhisler Mateen’den önceki “yalnız kurtlar” için de yapıldı. Toplumsal normların sınıflandırma dışı bıraktığı, kolay açıklanamayan bireysel katliamları psikolojik sapmanın ima ettiği tekinsizliğe havale ederek işin içinden çıkmak o vakalarda kısmen kolaydı.

Ne var ki katliam mekanı Mateen ile kurbanlarının temsil ettiği değerlerin bir karşılaşma alanı olarak öne çıkarak psikolojik teşhisle işin işinden çıkabilme kolaylığına izin vermedi. Eş cinsel evliliklerin ve medeni hakların tanınmasıyla genişlediği var sayılan liberal özgürlükler alanının güncel simgelerinden biri olarak tanımlanabilecek gay bar, katliama girişmeden önce polisi arayarak kendisinin radikal islamcı örgütlerle bağını ifşa eden Mateen şahsında bir değerler çatışmasına sahne oldu. Onda var olduğu iddia edilen bipolar bozukluk bu yüzden hiç de kişisel bir şeymiş gibi görünmüyor. Daha ziyade ABD’deki şizofrenik bir toplumsal yarılmaya işaret ediyor.

ÇÖKEN LİBERALİZMİN YERİNE

2008 krizinde iktisadi olarak çökmüş kentli orta sınıfların birkaç yıl sonra başlattığı fakat herhangi bir kazanımla sonuçlanmamış olan Occupy eylemleri, sosyal güvencesizliğin, işsizliğin ve yoksullaşmanın ne denli derinleştiğinin işaretlerinden biridir. O zaman “Biz yüzde 99’uz” sloganını kullanan eylemciler finans kapitalin görünür tahribatına karşı savaş açmışlardı. Başkanlık makamını bir siyah işgal ediyorken Ferguson merkezli çıkan siyah eylemleri de eklendiğinde, içten içe kaynayan bir coğrafyanın sakinlerinin pek de huzurlu olmadığı söylenebilir. Ortadoğu’daki politikasının yol açtığı kayıplar ve krizin yükünün halkın sırtına bindirilmesi nedeniyle iki yakası bir araya gelemeyen Amerikan yoksulları yeni arayışlar içinde.

Bu tablo ABD siyasetinde, kendisini çeşitli biçimlerde açığa vuran, gerçek itiraz noktalarından ilerleyip derinleşme fırsatı bulamamış hoşnutsuzluğu egemen siyasetin tahkiminde kullanmaya teşne Trump gibi bir figürü çıkardı. Trump şimdi Başkanlık yarışında hatırı sayılır bir mevzi tutmuş durumda. Liberal doğruculuk adına dillendirilmesi mümkün olmayan ancak kitle kültürünün şekilsiz bünyesinde yaşamaya devam eden bir dizi kültürel kodu bir araya getirerek, seçim çalışması boyunca Müslümanların ABD’ye girişini yasaklamayı, Meksika sınırına duvar örmeyi, kürtaj olan kadınları cezalandırmayı öneren Trump seçmenden şaşılacak bir ilgi de gördü.

Trump, popülizmini eğitimsiz kitleleri sevdiğini söyleyerek taçlandırıyordu. Böylece Amerikan toplumunun normları şimdi eğitimsiz kitlelerin nezdinde, hiçe sayıldığında hoşnutsuzluklarının hedefi haline gelmiş Amerikan siyasetinin de altında kalacağını düşündükleri suçlu ilkeler haline geldi. Trump’ın bu yöndeki imalarını mümkün kılan da onun sözde eleştirir göründüğü, son zamanlarda bir hayli kırılganlaşmış liberal normların faşizme açabildiği kolay geçitlerdir.

Bu sadece ABD ile ilgili bir fenomen değil. Avrupa’da da giderek oy artırarak yükselen faşist ve gerici partiler egemen liberal siyasetin altını oyarken kültürel söylemleri köpürtüyor, sosyal güvenlik politikalarının zayıflaması güvencesizliğin yaygınlaşmasına bağlı olarak bir cehenneme dönüşen bireysel özgürlükler alanının yerine korumacı bir cemaat ahlakı talep ediyorlar. Bu cemaat ruhunun kök salabilmesi ise kendisini, bütün kötülüklerin müsebbibi olarak işaret edilebilecek kadar gözle görünür, karşısında kenetlenilebilecek bir iç ve dış tehdide borçlu.

İç ve dış tehdidin kesişim kümesinde yer alan Müslümanların tahrik edici böyle bir dünyada yaşama şansları yok. Aralarından çıkan ‘homegrown’ teröristler, eski liberal mevzide duranları “böyle şahane bir ülkede yaşarken insan nasıl ihanet edebilir” diye şaşırtmaya devam ediyor olsa da daha önce Bush’un şimdi Trump’ın temsil ettiği değer yıkımının Müslümanları birer düşmana çevirmeye başladığı herkesin malumu.

MADALYONUN İKİ YÜZÜ

Avrupa ve ABD’den IŞİD’e olan çok sayıda katılımın nedenlerine yönelik araştırmalar “bireysel sorunların çözümü için önce dünyanın düzeltilmesi gerektiğine” dair bir motivasyonun giderek yaygınlaştığına işaret ediyor. IŞİD’leşmeye gönüllü olanların bir kısmı, bireyin birey olarak ayakta kalabilmesi için gerekli güvenlikçi politikaların çöktüğü ama bireyin, hala bu normlar varmış gibi yaşamını sürdürmesinin beklendiği kuralsız bir dünyadan, kuralları ve yaptırımları ağır bir örgüte doğru kaçarken dünyayı düzeltmeye gittiklerini düşünüyorlar. Amerikan seçmeninin Trump’ı baş tacı eder görünmesinin nedeni de aynı kaçış isteği. O halde kapitalist siyasetin gerici bir romantizm eşliğinde radikalleşmesi ile kanlı-radikal bir örgüte katılımı teşvik eden aynı ayarda gerici bir romantizm birbirini besliyor.

Bu saatten sonra IŞİD’in yalnız kurtları bir fenomen olarak dünya sahnesine çıkmıştır. Trump gibilerinin kanırtarak büyüttüğü kültürel yarıklar, IŞİD’in sızabileceği, IŞİD’e sızmaların artabileceği gericiliğe alan açmıştır. Ön yüzünde Trump cemaatçiliğinin bulunduğu madalyonun arkasında, yıkılan liberal bireycilikten arta kalanların arasından IŞİD’in pusuda bekleyen bireysel terörizmi palazlanmaktadır. Bipolar duygu durum bozukluğu varsa, burada var.

*Homegrown: Etnik kökeni farklı, o ülkede yetişen yurttaşlar.

www.evrensel.net