Yaşasaydın 33 yaşında olacaktın...

Yaşasaydın 33 yaşında olacaktın...

10 Ekim katliamında kaybettiğimiz Korkmaz Tedik’in doğum günü 21 Haziran... Ablası Edge Tedik Ejderoğlu duygularını yazdı...

Edge TEDİK EJDEROĞLU

Üzerinde; “Korkmaz seni çok seviyoruz.” , “Doğum günün kutlu olsun Korkmaz”, “İyi ki doğdun Korkmaz” yazan kağıtları alıp elimize, fotoğraf çektirecektik, sonra da sana yollayacaktık. Berivan’la yarışa girecektik önce hangimiz seni arayacağız diye. Saatin 12’yi vurmasını bekleyecektik sabırsızlıkla. Ya da bir araya gelip pastanın üzerinde yanan mumları söndürüşünü izleyecektik. Annem beyaz gömlek alacaktı sana. Sen, değiştirme kartı var mı diye soracaktın. Hep beraber kahkahalara boğulacaktık. Penceremizden dışarıya kahkahalarımız sızacaktı. Ne kadar mutlu olduğumuzu düşünmeyecektik bile.
21 Haziran, senin doğum günün. Yaşasaydın 33 yaşında olacaktın.
8 koca ay oldu sen gideli. 8 aydır sesini duymadık. Yüzünü görmedik. Sarılmadık sana. Konuşamadık. Telefon numarana bakıp durduk, arayamadık. 8 aydır her gün, her gece, her an, her saniye seni düşündük. Cep telefonlarımızın ekranına senin fotoğrafını koyduk. Sosyal medya hesaplarımızdaki profil fotoğraflarımızı, kapak fotoğraflarımızı senin fotoğrafın yaptık. Fotoğraflarını büyütüp, evlerimizin duvarına astık. Hakkında çıkan her yazıyı defalarca kez okuduk. Senle ilgili haberleri tekrar tekrar izledik. Senle ilgili bir şeyler yapmayanlara, yazmayanlara küstük, kırıldık. Seninle ilgili bir şeyler yapanları bağrımıza bastık, minnet duyduk ama hiç biri yetmedi geride bıraktığın acıyı dindirmeye.
Bu gün 21 Haziran, senin doğum günün.  Yaşasaydın 33 yaşında olacaktın.
8 aydır her hatıranı sanki ilk kez anlatıyormuş gibi, bıkıp usanmadan herkese anlattık. Yaptığın her espriyi, katıldığın her eylemi, gittiğin her şehri, kurduğun her cümleyi defalarca kez düşündük. Söylediğin her türküyü yüzlerce kez dinledik. Delirmemek için sebepler aradık. Öfkeden kudurmamak için ilaçlar kullandık. Psikiyatrlara gittik. Yeni tedavi yöntemleri denedik ama geçmedi içimizde deli gibi büyüyen özleminin.

BARIŞA OLAN İNANCIMIZI KAYBETMEYECEĞİZ

21 Haziran, senin doğum günün.  Yaşasaydın 33 yaşında olacaktın.
8 kez gittik Ankara Garı’na, 10 Ekimde kaybettiklerimizi anmak için. 8 kez öldüğün yerde boğazlarımız düğümlendi, nefes almaya çalıştık. 8 kez 10 Ekim’de senin için zamanın durduğunu kabullenmeye çalıştık. Seninle birlikte ölenlerin aileleriyle ayakta durmaya, aynı acının bağı ile hayat tutunmaya çalıştık. Seni, sizi anmak için gelenlerin, her defasında daha da azalan sayısına bakıp içimize ağladık. 8 ay geçtiği halde davanda bir adım bile ilerleyemedik. Canlarınızı alanların hiçbir bedel ödemeden yaşıyor olduklarını bile bile dimdik ayakta durmaya çalıştık. Yine de yıkılmayacağız, barışa olan inancımızı kaybetmeyeceğiz diyerek baktık objektiflere ama geçmedi içimizde biriktirdiğimiz öfke.
21 Haziran, senin doğum günün.  Yaşasaydın 33 yaşında olacaktın.
Bu, artık yaşamadığın ilk doğum günü. Bu, bundan sonraki sensiz doğum günlerinin ilki. Konuşamayacağın, gülmeyeceğin, güldüremeyeceğin yılların ilki bu. Yaşamak için sadece 32 yılın varmış. Yaşarken her anımızı seninle geçirmediğimiz için nasıl pişmanız, bilsen...  Deliler gibi bağıra çağıra, ağlaya tepine geçecek sensiz yılların ilki bu. Öğrenmemiz lazım delirmeden nasıl yaşayacağımızı.
21 Haziran, senin doğum günün. Yaşasaydın 33 yaşında olacaktın.
Sonra 34, sonra 35, yaşlanacaktın sonra. Bu gün arkadaşlarına, yoldaşlarına, yaşdaşlarına bakıp, yaşasaydı nasıl görürdü acaba diye tahmin etmeye çalıştığımız ilk doğum günün. Onlar evlendiğinde, çocukları olduğunda, saçları ağarıp, kilo almaya başladıklarında, senin de bunları yaşama şansını elinden alanlara kahır edeceğimiz ilk doğum günü bu gün.
21 Haziran, senin doğum günün. Yaşasaydın 33 yaşında olacaktın.
Bu gün mezarlıkta kutladığımız ilk doğum günü. Hangi ağıt dindirir acımı şimdi, hangi haykırış, hangi çığlık geçirir öfkemi?  Hangi sabır taşı çatlamaz bitmeyen hasretinden? Hangi yürek dayanır sonsuz özlemine? Sigarayı da bırakmıştın giderayak.  Yaşasaydın başlar mıydın yine?  Bir iki sigara yakıp bırakayım mı kara mermerden kalene, ya da bir kadeh rakıyla ıslatayım mı kurumuş toprağını? Şimdi ben ne hediye vereyim sana Korkmazım doğum gününde?

www.evrensel.net