İklim değişiyor eltimgil değişmiyor

İklim değişiyor eltimgil değişmiyor

Bir soğuk bir sıcak, haziran ayında yağmur. Ne kış, ne yaz, ne de sonbahar. Sonbaharımsız yazlar.

Ayşen AKSAKAL

Yazlıkları çıkardınız değil mi? Peki kışlıkları kaldırabildiniz mi?
Tahminim en az bir iki kışlık kalmıştır. Yağmur botlarını mesela kesin kolilere saklamayın lazım oluyor.
Sabah fırtınaya mı uyanacağız yoksa sıcaktan 2 saatte pişik mi olacağız belli değil bir takım mevsimler yaşıyoruz.
Adına “sonbaharımsı yazlar” denebilir belki. Aslında bilim insanlarının uyarılarına göre, Türkiye küresel ısınma sebebi ile her geçen gün Tropikal iklime yaklaşmakta ama tabi dinleyen kim?
Küresel Isınma Aktivistleri tüm büyük şehirlerde rengarenk yürüyüşler yaptı, protestolarını dikkat çekmek için eğlenceli hale getirmeye çalıştı, olmadı sertleştiler, haykırdılar, kendilerini petrol şirketlerine zincirlediler, inek kılığında gözaltına alındılar neler neler oldu son 10 yılda.
Peki biz okuduklarımızdan ve de TV’de gördüklerimizden ne anladık?
Her zamanki gibi; “Kumaya vaktimiz mi kalıyor ayol?” ve “TV’de gördük bir şeyler ama tam dinleyemedik” sanırım.
Vehamet her geçen gün artıyor, dürte dürte felaket geliyor, eş dost arkadaş, konu komşu hısım akraba, eltimgiller hiç oralı olmuyor.
Deniliyor ki;
Artık bahaneye vakit kalmadı; 20 sene gibi kısa bir süre sonra tüm dünyayı büyük kuraklık bekliyor
ısınma +2 dereceye ulaştığında su sıkıntısı başlayacak.
Buzulların erimesi ile birlikte iklimlerde ciddi değişiklik yaşanacak. Deniz seviyeleri yükselecek. Peru’da 10 milyon kişi su sıkıntısı çekecek.
Mercan kayalıkları yok olacak. Gezegendeki canlı türlerinin yüzde 30’u yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.
Kuzey Amerika’da kum fırtınaları tarımı yok edecek. Dünyanın temel besin maddelerinden mısır, pirinç ve buğday üretimi azalacak, kıtlık yaşanacak. Denizler 5 metre yükselecek. Deniz seviyesi ortalaması 70 metre olacak. Dünya’nın yiyecek stokları tükenecek.
Yüz milyonlarca insan uygun iklim koşullarında yaşamak umuduyla göç yollarına düşecek.
Peki olay bizden nasıl görünüyor?
-Ay bir de kuraklık filan diyorlar, bu ne anam o zaman haziran ortasında yağmur?
-Amaaaan eskiden de her 23 Nisan’da yağmur yapardı, törenlerde sefil olurduk zaten.
-Ben videosunu gördüm Facebook’ta, bir tek o zavallı kutup ayılarına üzülüyorum, onları hayvanat bahçesine alsınlar yazık yaaa.
-Pirinç, mısır filan mı etkilenecek? Ben zaten hiç yemiyorum artık; çok kilo yapıyormuş.
-Tatil burnumuzdan geldi, her gün yağmur yağdı bir güneşlenemedik hep o kenafir gözlü Necla’nın nazarı kızım bunlar.
-Evet duydum, iklim değişikliği varmış, bizim hükümet de bakıcak yeni iklimlere. Hayırlı bir iklim olur inşallah
-Belediye Başkanı söylemiş, barajlar doluymuş da borularda tadilat var diye sular kesiliyormuş. Ben zaten küveti hep dolu tutuyorum sular kesilir mesilir diye.
Biz yine memleketçe büyük resmi hiç göremediğimiz gibi, küçük resme de alışamıyoruz.
Her yağmurda sanırsınız ülkeye ilk kez yağmur yağıyor.
Hepimiz şaşkınlıkla sosyal medyada “aaaa yağmur”, “oha ne biçim de yağmur?” “bildiğin sağanak cidden” diye video, fotoğraf paylaşıyoruz.
Sonra gelsin yaz yağmuru, bereket güzellemeleri, romantizm. Yıllar oldu, hala her haziran, temmuz, ağustos yağmurunda aynı şaşkınlık.
Halbuki, yaz yağmuru değil, yaz yağmuru olsa dayanabilirsin.
Tropikal iklime geçiş o, iklim ısınırsa duramazsın.
Sel götürüyor, yaz başında dolu yağıyor.
Üstelik bu ilk kez de olmuyor. Ama biz adeta çöl devesiymişiz, kaktüsmüşüz gibi şaşırıp kalıyoruz.
Esnaf daha 3. damlada kan ağlamaya başlıyor, paçayı sıvamış mağdurlar ekranlarda leğenle çamurlu su boşaltıyor. Trafik felç oluyor.
Ama netice hep “takdiri ilahi” oluyor.
Alt yapı sorunları, imzalanmayan iklim protokolleri, alınmayan önlemler kimsenin aklına gelmiyor.
5 sene önce kampanyaya katılıp klozetin içine 1,5 litrelik pet şişe koyanlar; vazifesini yerine getirme rahatlığında dolaşıyor.
Aslında yapılacaklar çok basit şeyler de bunları konuşmaya; zaten ısınmanın doruğunda olan, cayır cayır yanan gündem yüzünden sıra gelmiyor.
Enerji tasarrufu, kaynakların dikkatli kullanımı için şu çok basit maddelerden başlayabilirsiniz;
*Elektronik cihazları kullanmıyorken tamamen kapatıp, bekleme modunda tutmayabilirsiniz
*Isıtıcı ayarını kışın 2 °C aşağıda, yazın 2 °C yukarıda tutarak yıllık 1000 kg karbondioksit tasarrufu yapabilir hatta kışın evde eskisi gibi kazakla gezebilir tasarrufu artırabilirsiniz
*Daha az otomobil daha çok bisiklet kullanabilirsiniz, hem daha zevkli ve trafik derdi de yok
*Geri dönüşüme inanabilir ve çöplerinizi ayırmakla başlayabilirsiniz
*Güneş enerjisi kullanabilirsiniz
*Çok sıcak değil, ılık su ile yıkanabilir, banyo keyfinizi kısa tutabilirsiniz
*Her yıl en az bir ağaç ekebilirsiniz.
Ve artık her bir ağacın, en geniş duble yoldan da, üçüncü köprüden de, yeni ve yerleri rabıta kaplı hava alanlarından da değerli olduğuna inanabilirsiniz.
Doğa için ağaç gibi dik durmaz ve bir orman gibi kardeşçe dünyayı savunmazsak; tüm kenafir gözlülerin bir araya gelse yaratabileceği nazardan beteri gelecek başımıza.
Şimdi lütfen o klimayı kapatıp, karşılıklı cam açarak serinlemeye çalışın biraz.

www.evrensel.net