Karanlık ilişkilerin şifreleri: Yandaş, medya, büyük patron

Karanlık ilişkilerin şifreleri: Yandaş, medya, büyük patron
Karanlık ilişkilerin şifreleri: Yandaş, medya, büyük patron

Semih Hiçyılmaz Reza Zarrab'ın ABD'de yakalanmasını ve ortaya çıkması olası gizli ilişkileri ve şifrelerini yazdı.

DOSYA: REZA NE ANLATACAK?

Semih HİÇYILMAZ

Gelelim Meclis Araştırma Komisyonunda adı geçen bir diğer Bakana. Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında imar planlarında usulsüzlükler ve yolsuzluklar yaparak haksız kazanç sağlattığına dair iddialar bulunmaktadır. Bu iddialar da yine telefon kayıtlarıyla kanıtlanmaktadır. 

Örneğin ünlü müteahhit Ali Ağaoğlu devletten ucuza aldığı arazileri imara açtırmakta, emsal değerlerini yükselterek veya dikkate almayarak bu arazilerden inanılmaz paralar kazanmaktadır. Maslak 1453 projesinde inşaat hakkı 550.000 metrekare olmasına rağmen bu projede toplam 680.000 metrekarelik alan işgal edilmiştir. Bu usulsüzlükler ortaya çıkınca Ağaoğlu zarar görmemek için Abdullah Oğuz Bayraktar vasıtasıyla bakanın olayı örtbas etmesini istemiştir. Aynı şey Bakırköy Fildamı’ndaki, Ataköy sahil şeridindeki projeler için de geçerlidir. Bu tartışmaların ve usulsüzlüklerin kamuoyunu fazlaca rahatsız etmesi üzerine AKP İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu, Ali Ağaoğlu’nu arama gereği duymuştur. Aramasına aramıştır ama aradığına da pişman olmuştur. Ağaoğlu İl Başkanına adeta ‘sen işine bak, biz yukardan, başbakanla bu işi bitirdik’ demiştir. Karşılıklı telefon konuşması şöyledir: Aziz Babuşçu: ‘Bu Fildamındaki yerle ilgili olarak birşeyler söyledi bana bizim büyükşehirdeki arkadaşlar. Ora çok büyük bir sorun olacak. Büyükşehir reddetmiş onun üzerine bakanlığa gidilmiş, bakanlık özel proje alanı ilan etmiş’. Ali Ağaoğlu: ‘Kadir Başkan o konuda bana 6 ayda çıkarmaya söz vermesine rağmen o planı yapmadı. Onun üzerine ben Sayın Büyük Patron, asıl yani Büyük Patron anladınız.. O da söyle Erdoğan Bey yapsın diye söylemişti. Yani direk Onun talimatı ile yapılan bir şey bu..’

BÜYÜK PATRON HEP İŞİN İÇİNDE

Bir başka telefon görüşmesinde Ali Ağaoğlu talimatın nereden verildiğini açık açık yinelemektedir. 22.01.2013 tarihinde Ağaoğlu ile Timur Soysal arasında geçen telefon konuşmaları şöyledir: Timur: ‘Şu Bakırköye bakanlıktan plan yapılmış ya 70 metre yükseklik verilmiş herhalde. Kadir Başkan Sefer Abiye söylemiş, Sefer Abi de bana Ali Beye söyle, bizim silüet kararlarına göre 63 müymüş neymiş sizin ordaki yükseklik’. Ali Ağaoğlu: ‘Bak ben onu bakanlığa yaptırmadım, açık da net de konuşuyorum Başbakana yaptırdım. Yani yapmadınız yapmadınız, ben de gittim Sayın Patrona söyledim, Büyük Patrona. O da direk bakana talimat verdi, halledin burayı dedi. Kadir Bey beni şikayet için gitti Başbakana. Başbakan da yüzüne karşı söyledi. Sen yapamıyorsan bırak dedi bakana talimat verdi’.

Bu proje ile ilgili Bakan Bayraktar ile Ağaoğlu arasında yapılan telefon görüşmesi de Ağaoğlu’nun anlattıklarını doğrular niteliktedir. 01.02.2013 tarihinde yapılan görüşme şöyledir: Ali Ağaoğlu: ‘Sayın bakanım yarın müsait olursanız şeyle ilgili bir görüşecektim, o şeyle ilgili bir şey var da’. Bakan Bayraktar: ‘Sen kendi bildiğin gibi yap, boşver. Sana uymuyorsa sen bildiğin gibi yap’.

BİR BİR HALLOLAN İŞLER

İmar usulsüzlükleri ve yolsuzluk yalnız Ağaoğlu’nun projeleri ile ilgili değildir. Birçok proje yukardan, büyük patrondan gelen talimatla haksız rant elde eden projelere dönüşmüştür. Her seferinde de Bakan Bayraktar, Büyük Patronun talimatlarını harfiyen yerine getirmiştir. Yasalar, projeler aşılması ve çiğnenmesi gereken küçük teferruatlardır yalnızca.

Bir başka çarpıcı örnek Şişli’de bulunan arazi ile ilgilidir.

Şişli ilçesindeki, Şişli Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi ve Şişli Motor Lisesinin bulunduğu 59.000 metrekarelik arazi azınlık malları iadesi kapsamında Bulgar Ortodoks Kilisesi Vakfına verilmiştir. Taşyapı İnşaat, söz konusu arsa ile ilgili Bulgar Ortodoks Vakfı ile kat karşılığı anlaşmıştır. Söz konusu arsaya Taşyapı’nın, ofis, alışveriş merkezi ve rezidans otelden oluşan projesine uygun olarak imar planı değiştirmek için Taşyapı Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah TURANLI gerekli irtibatları kurmuş, bunun sonucunda Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bu alan 01.11.2013 tarihinde Özel Proje alanı ilan edilmiştir.

Taşyapı İnşaat sahibi Emrullah Turanlı’nın Bakan Erdoğan Bayraktar ile 02.10.2013 tarihinde yaptığı telefon görüşmesi şöyledir: Erdoğan: ‘Ha tamam senin tüm işlerine yardımcı oluyoruz biz’. Emrullah: ‘Bakanım, Allah senden razı olsun. Bir fırsatın olduğunda bir gelip de derdimi anlatacağım sana’. Bakan: ‘Ya sen bu Okmeydanı Sigorta Hastanesini mi almışsın, ya bizim Ruhana onun yıkımını verebilir misin?’. Emrullah: ‘Tabii bakanım ne demek emrin olur’. Bakan: ‘Senin işlerin bir kısmı halloldu, bir kısmı oluyor. Yani problem yok’. Emrullah: ‘Tamam sen kime talimat verirsen ben gideyim onunla..’. Bakan: ‘Seni ararlar bugün’. 

Şişli’deki arazi işi de halledilmiştir böylelikle. Usulsüzlüklerle, bakanlık onaylı özel proje adı verilen yolsuzluklarla şehrin her noktasına hançer saplanmaya devam etmektedir. Mimarlar Odası’nın itirazları, yasal başvuruları, kamuoyunun tepkileri kimsenin umrunda değildir.

YANDAŞ MEDYA DA BESLENDİ! 

Resmi belgelerde sahtekarlıklar da yapılarak rant üzerine rant elde edilmektedir. Beşiktaş’taki Zorlu Center bunun tipik bir örneğidir. Zorlu Center için onaylanan proje zaten bölge için ayrıcalıklı bir imar planı olmasına rağmen müteahhit bu ayrıcalıkla yetinmemiştir. Proje bitiminde imar planlarına aykırı olarak 86.000 metrekare fazladan inşaat alanı yapıldığı ortaya çıkmıştır. Bu durumun yapılacak denetimlerde ortaya çıkmaması için gerçeğe aykırı raporlar yazılarak Tabiat Varlıkları Koruma Kurulundan onaylanması sağlanmıştır. Binaların yüksekliğinin kademeli olarak 75-85-88-100 meüre olması gerekirken tüm yapıların yüksekliği 100 metredir. Projede Yaşlılar Evi ve Turizm Kongre merkezi adı altında bölümler bulunmaktadır ama inşaat sonucu buralara 125 adet satılabilir bağımsız bölüm yapıldığı görülmüştür. Yeşil alana tecavüzleri saymıyoruz bile. Bütün bu gelişmeler bakanın bilgisi ve onayı dahilinde olmaktadır. Yalnız bakanın değil, ötesinde başbakanın da bütün be gelişmelerden haberi ve onayı vardır. Zaten bakan Bayraktar bunu açık açık söylemiştir. 

Bakan Bayraktar, yalnız imar yolsuzluklarıyla ilgilenmemektedir. Bir yandan da Emlak Konut, Kiptaş gibi devlete ait inşaat kurumlarının olanaklarından yandaş medyanın nemalanmasını sağlamaya çalışmaktadır. Bunun için verdiği talimatlar telefon görüşmelerine şöyle yansımaktadır: Bakan Bayraktar: ‘Geldi şimdi buraya Albayraklar. Bu Albayrak Medya Grubu şey Net Tv ile birde Yeni Şafak. Diyor ki Emlak Konutta bütün inşaatçılar diyor bize diyor hiçbir şey diyor vermiyorlar diyor, bize versinler biz öbürleri gibi böyle aç gözlü değiliz kanaatkarız diyorlar’. Murat Kurum: ‘Emlak Konut olarak her ilanda kullanmaya çalışıyoruz sayın bakanım, ben müteahhitlere de ayni hassasiyeti göstermelerini bizzat söylerim’. Bakan bayraktar: ‘Tamam Teknik yapıya nazımız geçer, bir de Ağaoğluna da geçerse… Bu Kanal 24’e hava durumu sponsoru sen mi yaptın?’. Murat: ‘Evet bakanım’. Bakan: ‘Bunlara da başka bir şeyler yap mecburuz bunlara’. 

Albayraklar dediği Başbakanın dünürü, elbette mecbur.

Bir başka telefon görüşmesinde havuz medyasına destek yapılması talımatları devam etmektedir: Bakan Bayraktar: ‘Biz Tevhid Beyle beraberiz. Tevhid Karakaya. 24, Starın yönetim kurulu başkanı, e onlara biraz daha fazla destek vermemiz lazım. Murat yani reklamlardan ilanlardan başka nasıl oluyorsa ha biraz daha kuvvetlendirmemiz lazım onları’. Murat Kurum: ‘tamam bakanım biz bütün ilanlarımızı kullanıyoruz ama şeyi yine şey yaparız’. 

Reklamlardan ilanlardan başka nasıl oluyor bilmiyoruz, herhalde doğrudan ceplerine para koyuyorlardır. 

BİR GÜN HESAP SORULUR

Polis fezlekelerinden ve meclis tutanaklarından rüşvet ve yolsuzluğun boyutlarını, en üst noktalara kadar uzandığını gördük. Bütün bu bilgiler, belgeler ve kanıtlar ortada olmasına rağmen hiçbirinin üzerine gidilmedi. Bakanların yüce divana sevkine gerek yoktur dendi. Hiçbir şey olmamış gibi hayat devam etsin istendi. Deliller karartıldı, yok edildi. Paraların izi sürülmedi. Bu da göstermekte ki yolsuzluktan beslenenlerin yolsuzlukların üstüne gitme diye bir detleri bulunmamakta. 

Bu pisliklerden arınmak mümkün değil mi? Elbette mümkün, ama pisliğe bulaşmamış olan işçilerin, emekçilerin birleşik mücadelesi ile. 

SÜRECİ BAYRAKTAR ÖZETLEDİ

17-25 Aralık operasyonuyla ortaya saçılan bu yolsuzluk ve rüşvet ilişkileri toplumda derin tartışmalar başlatmıştır. İşin içinde bizzat yer aldığı kanıtlanan Bakanların işi zordur. Üstelik izler giderek daha yukarılara tırmanmaktadır. Bu aşamada Başbakan Tayyip Erdoğan adı geçen bakanlara haber yollayarak istifa etmelerini, sabırlı olmalarını, kısa sürede durumu düzelteceğini iletir. Ama gerilim had safhadadır. Bu mesajı alan Bakan Erdoğan Bayraktar da en çok gerilenlerden birisidir. İletilen mesajı basın önünde yorumlamak gibi tarihi bir hata yapar. Basın mensuplarının karşısında ağzından şunlar dökülüverir: ‘Sayın Başbakanın istediği Bakanla çalışmak veya istediği bakanı görevden almak en tabi hakkıdır ve yetkisidir. Fakat rüşvet ve yolsuzluk ifadelerinin bulunduğu bir operasyon sebebiyle istifa ediniz ve beni rahatlatacak deklarasyonu yayınlayınız şeklindeki tarafıma baskı yapılmasını kabul etmiyorum. Etmiyorum çünkü, soruşturma dosyasında var olan ve onaylanan imar planlarının büyük bir bölümü Sayın Başbakanın talimatıyla yapıldı. Bu minval üzerine bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifa ettiğimi açıklıyorum. Bu milleti ve vatanı rahatlatmak için sayın başbakanın istifa etmesi gerektiğine inandığımı ifade ediyor, yüce milletime saygılar sunuyorum.’

Klasik ‘ne yaptıysam, amirlerimin haberi vardı, her şeyi onların emirleri doğrultusunda yaptım’ şeklindeki üstlerine mesaj vererek, belayı savuşturma hamlesi. Hani bir tetikçi yakalanır. Sorguda sıkışınca ‘çok üstüme gelmeyin, her şeyi açıklarım’ der ve sorgu kesilir ya, onun gibi bir şey. Meclis Araştırma Komisyonunda bu söyledikleri bakan Bayraktar’a önüne ses kasedi de konularak sorulmuştur. Bakan ‘hay dilimi eşek arısı soksun’ dercesine kıvırtmıştır, söyledikleri için. ‘O ortam anormal bir ortamdı yani 17 Aralıktan 25 Aralığa kadar olan süreç normal bir süreç değildi. Orada bir alınganlık ifadesi var o günün şartlarında, onun dışında başka bir şeyi nasıl söyleyebilirim’. 

Anormal ortam geçmiş normalleşme sağlanmıştır. Neyi söyleyip neyi söyleyemeyeceğine de Bakan dank etmiş durumdadır.

VAKIF MI PARA TRAFİKÇİSİ Mİ?

Rıza Sarraf (Reza Zarrab), Türkiye’deki macerası boyunca bakanlara, milletvekillerine, banka müdürlerine bol bol para dağıtmıştır. Ama bunların yanı sıra birçok kuruma da bağış adı altında para aktarmıştır. Bunlardan Emine Erdoğan’ın öncülüğünde kurulan TOGEMDER, Bilal Erdoğan’ın himayesindeki TÜRGEV şimdilik bizim bildiklerimiz. Vakıflara ve sahip çıkanlara bakılınca, bu vakıfların hayır adı altında yalnızca siyasi rant peşinde koşan vakıflar mı yoksa bir yerlere aktarılan para trafiğinde kolaylaştırıcı kurumlar mı olduğu konusunda insanan aklında soru işaretleri de belirmekte.

KARANLIK İŞLER VE HAVAYOLU ŞİRKETLERİ

İRAN’a ambargonun tarihi oldukça eski. Ama ambargo konması işler yürümeyecek anlamına da gelmiyor. ABD ile İran arasındaki ilişkilerin en gergin olduğu dönemde, Humeyni zamanında bu işleyişe oldukça çarpıcı bir örnek bulunmakta. 

Karanlık Yarbay olarak anılan ünlü kontracı Yarbay North’un yaptığı organizasyonda güvenilir bir hava şirketinin uçaklarına İran’dan uyuşturucu yükleniyor. Bu uyuşturucu Avrupa’da pazarlanıyor, elde edilen para İsviçre’de aklanıyor, sonra da CIA, mollalar ve kaçakçılar arasında pay ediliyordu. CIA elde ettiği parayı Latin Amerika’daki kontra çetelerine aktarıyordu. İranlı mollalar paylarına düşen parayla silah alıyorlar, bu silahlar ayni şirkete ait uçaklarla İran’a sevkediliyordu. 

Amerika’da İrangate soruşturması kapsamında Senato Komisyonuna ifade veren Yarbay North İran’a silah sevkettiklerini açıklıyordu. Silahlar ve uyuşturucular B.C. Havayolu adlı yolcu ve yük taşımacılığı yapan bir şirketin uçaklarıyla naklediliyordu. B.C. Havayolunun sahibi Kemal Horzum idi. Hayali ihracattan, kaçakçılıktan, “Özal’a suikast” iddialarına kadar her yerde ismi geçmekteydi. Havayolu şirketinin ortakları arasında da emekli generaller ve MİT mensupları vardı. 

Bugün de Onur Havayollarının ismi geçmekte yapılan taşımacılık için. Onur Havayolları geçtiğimiz yıllarda el değiştiriyordu. Yeni sahibi İranlı işadamı Mehdi Şems idi. Mehdi Şems, Zencani’nin sağ kolu idi. İran’daki yargılamada Zencani ile birlikte idam cezasına çarptırıldı. SON
 

İLGİLİ HABERLER

Toplam Query: 33