Eğitim-Sen’den Barış için Akademisyenler hakkında açıklama

Eğitim-Sen’den Barış için Akademisyenler hakkında açıklama

Eğitim-Sen, barış için imza atan akademisyenler hakkındaki soruşturmalar ve baskılarla ilgili bir basın açıklaması yaptı.

Eğitim-Sen, Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan 2212 akademisyen hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma ve akademisyenler üzerindeki baskı uygulamalarına dair bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, imzacı akademisyenlerin üzerinde baskı, korku ve güvensizlik ikliminin oluşturulmak istendiği vurgulanarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16 Ocak tarihli imzacılar listesi üzerindeki çalışmalarını devam ettirdiği söylendi. 

Taksim Hill Otel’de gerçekleşen açıklamaya, Eğitim-Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, bildiri sonrası yaptıkları basın açıklaması nedeniyle tutuklanıp daha sonra tahliye edilen Doç. Dr. Kıvanç Ersoy, bildiriyi imzaladığı için Doğuş Üniversitesi'nden atılan Prof. Dr. Serdar Değirmencioğlu ve çok sayıda imzacı akademisyen katıldı. 

Açıklamayı okuyan Eğitim-Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, barış talep eden herkesin hedef haline getirtildiğini ve özellikle ceza kanununda düzenlenen "terör örgütü propagandası" ile 301. madde kapsamında yargının harekete geçirilmek istendiğini ifade etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, Ankara'daki imzacıların 301. madde kapsamında  yargılanabilmesi için Adalet Bakanlığı'ndan izin istediğini ancak Bakanlığın talebi reddettiğini söyleyen Karaca, yine tutuklu 4 akademisyenin propaganda suçunu işlemediğinin mahkeme kararıyla tespit edilmesine rağmen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın imzacı akademisyenler hakkındaki dosya hakkında takipsizlik kararı vermemesini eleştirdi. Söz konusu soruşturmanın hukuksuz olduğunu ifade eden Karaca, savcılığın takipsizlik kararı vererek 'hukuk garabetine' son vermesi gerektiğini söyledi. 

VAKIF ÜNİVERSİTELERİNDE İMZACI 26 AKADEMİSYEN İŞTEN ATILDI

Akademisyenler üzerindeki baskının yalnızca yargı yönünde olmadığını belirten Karaca, "Bildirinin yayınlandığı günden bugüne çoğunluğu üyemiz olan akademisyenler hakkında üniversite yönetimleri soruşturmalar açmış ve çeşitli displin cezalarıyla sindirme politikası izlemiştir. Bazı üniversite yönetimleri de akademisyenlerin sözleşmelerini yenilemeyerek ilten atma yoluna başvurmuşlardır. Kamu üniversitelerinden toplam 11 akasemisyen çeşitli gerekçelerle işten atılmış, açılan davalarla 2 akademisyenin işten atılması durdurulmuştur. Bunların dışında Uludağ Üniversitesi'nde Prof. Dr. Şermin Önder Külahoğlu'nun derslerinin elinden alınması ve Akdeniz Üniversite'sinde Prof. Dr. Gülser Öztunalı Kayır danışmanlığında yürütülecek olan barış temalı yüksek lisans tezine izin verilmemesi, Yıldız Teknik ve İstanbul Üniversitesi'nde imzacı akademisyenlerin jürilere alınmaması gibi doğrudan akademik faaliyetlere müdahaleler de yaşanmıştır. Vakıf üniversitelerindeki durum ise güvencesiz istihdamın had safhada olması nedeniyle daha can yakıcı olmuştur. Toplam 26 akademisyen imzacı olmaları nedeniyle işten atılmıştır" diye konuştu. 

Yakın zamanda Meclis gündemine getirilen "Yükseköğretim Disiplin Yasa Tasarısı" ile AKP'nin akademi ve üniversiteler üzerindeki baskıcı ve yasakçı tavrında ısrarcı olmaya devam edeceğini gösterdiğini söyleyen Karaca, "Bu yasa tasarısı ile AKP, tüm güvenlikçi disiplin teknolojilerini kullanarak üniversitelere adeta yığınak yapmaya çalışmaktadır. Üniversiteleri AKP'nin akademisine, bilim emekçilerini ise kapıkulu haline gerirmeyi amaçlayan tasarı yasallaştığında üniversitelerde özgür bilim, sanat ve felsefe yapmak mümkün olmayacaktır. Söz konusu yasa tasarısı ifade ettiğimiz sistematik baskı ve yıldırma sürecinin son adımı olarak görülmeli ve yasallaşması engellenmelidir" dedi. 

Karaca, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın barış çağrıcısı akademisyenler hakkındaki soruşturmada takipsizlik kararı vermesi gerektiğini ifade ederek Eğitim-Sen olarak örgütlü güçlerini bu uğurda seferber edeceklerini açıkladı. (İstanbul/EVRENSEL)
 

www.evrensel.net