Koçerler yasağa direniyor

Koçerler yasağa direniyor

Yasaklanan yaylaları nedeniyle dağ dağ dolaşan ve kendilerine yaşam alanı arayan Koçerler ‘Yaylalar bizim, hiç bir şey bizi doğadan koparamaz’ diyor.

Bölge’de yasaklara her gün yenileri eklenirken, binlerce hayvan yetiştiren Koçerler zor günler geçiriyor. Yasaklanan yerler nedeniyle göçecek yer bulamayan Koçerler, daha önce aylarca kaldıkları yerleri devlet güçlerinin baskı ve tehditleri nedeniyle kısa sürede bırakmak zorunda kalıyor. Tatvan’da yaylalara ‘özel güvenlik bölgesi’ adı altında getirilen yasak nedeniyle Diyarbakır’ın Kulp ilçesi ile Muş arasında kalan Şenyayla’ya gelen Koçerler, bu bölgenin de yasaklanmış olmasının verdiği tedirginlikle yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Binlerce Koçerden yaklaşık 1500 hayvanı olan 3 aile, Şenyayla’nın bulunduğu alana bir kaç kilometre uzaklıkta olan ve Andok Dağı eteklerindeki doğa harikası Kozmê alanına kurdukları çadırlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.

KOÇERLER YAŞAMI ORTAKLAŞTIRIYOR

Burada da her an bir saldırı ve yerlerinden edilme korkusuyla yaşayan Koçerler, kendilerine yaşam alanı bırakılmamasına tepkili. Bahar sonlarına kadar bulundukları yerden ayrılmayan ancak son dönemlerde artan yasaklar nedeniyle sık sık yer değiştirmek zorunda kalan Koçerler, beton yığınlarının kilometrelerce uzağında doğayla bütünleşen bir yaşam kuruyor. Doğanın bir parçası olan Koçerler, elektrik üretimini de güneş enerjisinden sağlıyor. Koçerler, yeşile bürünmüş dağlar ve derelerle iç içe, emeklerini, yiyeceklerini ortaklaştırarak yaşamlarını sürdürüyor.

Siyah ve beyaz çadırların kurulu olduğu Kozmê’de koşuşturan çocuklar yeni doğan keçi ve koyunlarla oyuna dalarken, büyükler gün boyu iş yetiştirme telaşında. Güneş doğarken, yüzlerce koyun yaylalara bırakılıyor. Koçerler akşam saatlerine kadar hayvanları doğada otlatmaya bırakırken, akşam saatlerinde Berivanlar keçi ve koyunları sağmak için yola çıkıyor. Saatler süren sağma işleminin ardından bu kez eşek sırtına yüklenen sütlerle çadırlara dönülüyor. Getirilen sütler taş ocaklar üstüne kurulan kazanlara boşaltılarak kaynatılıyor. Berivanlar kazanlardaki sütü peynire dönüştürürken, büyük bir emek ve özenle peynirler tulumlara dolduruluyor, ardından çevre illerden peynirler alıcılar tarafından çadırlardan alınarak şehirlere götürülüyor.

YÜNE TALEP AZALDI, FİYATLAR DÜŞTÜ

Hayvanların kırkılma dönemine denk gelen bu günlerde koyunlar sırasıyla yatırılarak yünleri kırkılıyor. Kırkmadan elde edilen yünler de satışa sunulmak üzere çuvallara dolduruluyor. Koçerler, yünlere olan talebin eskiye oranla azalması nedeniyle fiyatların da düştüğünü söylüyor. 

HİÇBİR ŞEY BİZİ DOĞADAN KOPARAMAZ

Koçerler yemekleri ortak pişiriyor ve kazandıklarını da paylaşıyor. Kazanda kaynayan yemekleri aile bireyleri bir çadırda topluca yerken, erzaklar çadırlarda temsilci olarak seçilen bir kadın tarafından toplanıyor ve kullanılanların listesi tutularak eksikler onun elinden gideriliyor. Erzaklardan ve komünden sorumlu olan 68 yaşındaki Fatma Türk, dedelerinden, nenelerinden kalan Koçerlik mirasının devamcısı olduklarını, ancak son dönemlerde artan bombardıman ve yasaklarla zor günler geçirdiklerini anlattı. Her zaman askerlerin gelip buradan göçmelerini isteme korkusuyla yaşadıklarını söyleyen Türk, “Hiçbir yere gitmeyeceğiz, bu yaylalar bizim” diyor. (Diyarbakır/DİHA)

www.evrensel.net
ETİKETLER Koçerler