Hayattan dolayı kendini  öldürmenin anlamı

Hayattan dolayı kendini öldürmenin anlamı

Enver Ercan’ın hazırladığı “İntihar Şairleri” kitabı intihar edenlerin yakın arkadaşlarının yazıp söyledikleri üstünden tartışma yürütmekte

Halim ŞAFAK

Hayat yaşıyor olmak karşısında kendini öldürme düşüncesini her zaman bir seçenek olarak önde tutmuştur. İki ayrı olgu ve durum olarak kendini öldürmeyi bir başkasını öldürme yolu olarak görmeyi, ölümü bir başkasının hayatını kasteden bir silah haline getirmeyi ve otorite karşısında hayatına son vermeyi bundan ayırıyorum.

Kendini öldürme meselesinde önemli olan hayatla ölümün birbirini geçmeye hazır bir düşünce ve eylem haline gelmesi ve ölüm düşüncesinin fazlasıyla büyülü bulunabilecek etkileme yeteneğidir. Bu dediğim özellikle şair yazarı her zaman etki alanı içinde tutmuş hayat karşısında ölümü bir seçenek ve varolma hatta kalımlı olma biçimi olarak öne çıkarmıştır. 

Yaşadığımız hayat ölümden dolayı değerli olduğu kadar değersizdir. Bu noktada Alvarez’in intiharı ya da ölümü kan dökücü bir tanrı olarak görmesi Zygmunt Bauman’ın ölüm düşüncesinin doz doz alındığı takdirde yaşamayı sağlayacağını düşünmesi özellikle şairin kendini öldürme arzusuna pek bir şey yapamamıştır. Aynı şekilde “Antonin Artaud’un “Beni intihar ettiler” demesindeki suçlayıcı ifade de kendini öldürmeyi arzu edilir, istenir bir hale getirmiş hatta kışkırtmıştır.    

‘İNTİHAR BİR SÜREÇTİR ENGELLENEMEZ’

Ölüm düşüncesi kuşkusuz hayatı anlama konusunda fazlasıyla yol açıcıdır. Ne var ki burada ölümün neden olduğu tartışma genelde kendi lehine sonuçlanır. Çünkü hayatın insan teki üstündeki etkileri ya da hayata dönük tartışmalar çoğunlukla insanın ölümün tarafında olması için yeterlidir. Yanı sıra yaşanan hayat ondan kurtulma yolu olarak intiharı her zaman hem değerli hem de onurlu bir şey haline getirir. O yüzden insanın kendini öldürmesi bir ucuyla hayata verdiği değer anlamına gelirken bir yandan da o değeri ölümle taçlandırır. Hatta bu dediğimden hareketle intiharı ahlaki bir tutum ve tavır olarak da değerlendirmek mümkündür.

Şair yazardaki ölüm düşüncesi ve kendini öldürme arzusu ise kışkırtıcı eylem olmasından çok onun yazdıklarında oluşturduğu yani karşılıkları ile ilgi görür. Giorgio Agamben’in dilin asıl görevinin ölümü duyurmak olduğunu söylemesi de şairi ihlal eden başka bir şeydir. Ne var ki şair yazarın ya da her hangi bir insanın ölüm düşüncesiyle kurduğu ilişki çoğu zaman kendini öldürme hazırlığıdır. Metin Akbaş’ın son mektubunda “intihar bir süreçtir engellenemez” demesi de tam da bununla ilgilidir.

Enver Ercan’ın hazırladığı “İntihar Şairleri” kitabının bu çerçevede intihar edenlerin yakın arkadaşlarının yazıp söyledikleri üstünden bu bağlamda başka bir tartışma yürütmekte en azından bunun imkânı olmaktadır. (Varlık, Nisan 2016) İntihar edenlerin yakın çevresinin yaptığı değerlendirmeler ölüm ve kendini öldürme düşüncesinin intihar edenin hayatındaki izini sürdüğü için başka bir ölüm/intihar tartışması da yürütmüş olmaktadır.  Nilgün Marmara’dan Metin Akbaş’a Zafer Ekin Karabay’dan, Kaan İnce’ye otuz bir şair hakkında yakınlarının ve başka şair ve yazarların yaptığı değerlendirmeleri bir yanıyla şiir tartışması olarak da kabul edilebiliriz. 

Öte yandan Beşir Fuad’ın kendini öldürmesinin Metin Akbaş’ta oluşturduğu hale daha başka örnekler bir başkasının ölümünün ölüm temelli etkisini tartışma imkânı vermektedir. Söz konusu tartışmanın en sonunda insanın kendini öldürmeyle sonuçlanması ise tartışmayı yine ölümle bitirmekle ya da hayatın sonunu ölümle bağlamaktadır. Bu yüzden Enis Batur’un Beşir Fuad’ı yanlış kardeşi olarak görmesi onun kendini öldürmesine bir karşılığı içinde pek bulundurmaz.

ÖLÜM HER ZAMAN YAŞAMANIN VE ARZUSUNUN KIŞKIRTICISIDIR

İnsan hayatı ve yaşıyor olmak hem bireysel hem de toplumsal anlamlardan dolayı fazlasıyla değerlidir. Yanı sıra ölümün varlığı ya da bilinmesi de başka bir yaşama nedenidir. Ölüm her zaman yaşamanın ve arzusunun kışkırtıcısıdır. Bu dediğim aynı zamanda ölüm ve düşüncesine direniş anlamına gelir. Çünkü ölüme ancak yaşayarak yani hayatta kalarak/kalmaya çalışarak direnebilir ve karşı koyabiliriz. Ne var ki aynı hayatın bizde yol açtıkları söz konusu hayatı yaşamayı reddetme nedenimiz olabilir. Şairler ya da kendini öldürenlerin benim gibi “ölümden dolayı yaşamak gerekir” diyenlerin bu arzusunu “hayattan dolayı ölmek gerekir” olarak tersine çevirmeleri her zaman mümkündür.

Enver Ercan’ın hazırladığı “İntihar Şairleri “ kitabı şairi intihara götüren süreçleri ve dünyayı farklı bakış açıları üstünden tartışma konusu ederken ister istemez bu temelde bir bugün tartışması da yürütmüş olmaktadır. Özellikle bugünde her türden zalimliğin ortasında tam bir yalnızlıkla ya da yalnız bırakılmayla yaşamakta olduğumuz hayat söz konusu olunca aynı dünyayı değiştirip dönüştürme arzusu kadar ölüm yaşıyor olma karşısında nihai bir özgürlük ve varolma hali olarak ortada durmaktadır. 

Yaşamakta olduğumuz hayata ait olmadığımız gerçeği her geçen gün daha fazla sorun haline gelirken ölüm ve öldürmeler vicdan ve adalet duygusuna sahip herkes için intiharı yani ölümü seçenek olarak aynı hayatın bir yerlerinde tutuyor. “İntihar Şairleri” kitabı en son seçenek olarak kendini öldürmenin altını kalınca çizip bunu bir değer haline getirirken aynı hayata direnmemiz ve dünyayı yaşanabilir hale getirmemiz gerektiğini de söylemiş oluyor.

www.evrensel.net