İstiklal Marşı’nın yankıları

İstiklal Marşı’nın yankıları

Nazi katliamlarına referansla soykırımı inkar etmeye devam ederlerken Yüksekova’daki duvarlarda Nazi sembollerinin fotoğraflarını yayınladı DİHA.

Mehmet TARHAN

Hürriyet’in 2 Haziran tarihli haberinin başlığı: “Bu sabah İstiklal Marşı ile uyandılar” Yeni Şafak daha ateşli: “Nusaybin İstiklal Marşı ile yankılandı.”

Yeni Şafak okuyucuları daha ketum anlaşılan, sitede yorum yok sadece 13 ifade bırakılmış; hepsi “memnun oldum” anlamındaki gülen surat simgesi. Hürriyet okuyucularından ise 50’den fazla yorum var. Sıradan bir Survivor haberinde daha fazla yorum olmasını bir kenara bırakalım şimdi; yorumlara dönelim. Birkaç “Başka yer mi fethettik ki, orası zaten bizim”, “Hanimiş Atatürk?”, “Orada yaşayan masumları devlet düşmanı yapıyorsunuz?” ya da “Sanki Yunan, Ermeni ordusu yendi” içerikli sağdan sağdan eleştirel birkaç yorum da dahil olmak üzere bu ülkedeki Türk ve Müslüman sorununu bir kez daha görmüş oluyoruz. Buyrunuz yazım hatalarına bile dokunmadan birkaç örnek:
* “Super ya Istiklal Marsi ile uyanmak ne guzel bir duygudur. Bu da onlari islah etmezse vatandasliktan cikarilsinlar”
* “Şimdi foşik devlet diye sokağa dökülürler :)”
* “Günde 5 defa ezanların arkasından çalınsın,1 ayda terör sona erer.”
* “aslinda sabah oglen aksam Istiklal marsi calacan ve uc ogunde TC de yasadiklarini ekmegini yiyip suyunu ictiklerini hoperlerdenden anas yapacan bunlara”
* “DEVLETİ tanımıyoruz diyenler tanımış oldu”
* “Eğer JÖH VE PÖH ler olmasaydı şehit sayımız en az 10kat artardı,Allah onlardan razı olsun,şehitlerimizin mekanları Peygamber’imiz SAV yanı olsun”
* “HELAL OLSUN! Operasyon boyunca her sabah güne istiklal marşıyla uyansın tüm bölge!”
* “JÖH ve PÖH faktörü açık şekilde hissedildi, hala önemli eksiklikler olmakla birlikte artık eşkıyanın karşısına eli tüfek tutmamış acemi erler çıkartılmıyor... Buradan tüm JÖH ve PÖHlere selam olsun, hakkınız ödenmez.”
Kimisi toplu bir deliliğe sürüklendiğimizi söylüyor, kimisi cehaletten dem vuruyor. Ne olduğunu tekrar düşünmeden önce haber metnine bir bakalım. Haber metni dedikse bülten; içinden Kürt geçen tüm haberlerde tüm haberlerde olduğu gibi yandaşı, candaşı kalmamış medyanın.
“Nusaybin’de terör örgütü PKK mensupları tarafından kazılan hendek, kurulan barikat ve tuzaklanan patlayıcılar ile gerçekleştirilen terör eylemleri yüzünden 14 Mart’ta ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürüyor. Yasağın ilan edilmesi ile birlikte asker ve polisin katılımıyla başlayan “Atmaca 7 Müşterek Özel Birlik Operasyonu”nun da tüm hızıyla devam ettiği ilçenin yüzde 97’si kontrol altına alındı. …Güvenlik güçleri tarafından çalınan İstiklal Marşı, ilçenin dört bir yanında yankılandı. İlçede operasyon sürüyor.”
Sokağa çıkma yasağının 14 Mart’ta ilan edildiği bilgisi mevcut. Metinde çeşitli rakamlar da verilmiş. 50 hendek kapatılıp, 487 barikat kaldırılmış, 1.178 el yapımı patlayıcı da etkisiz hale getirilmiş. Bir de video eklenmiş habere, İstiklal Marşı’nın şehirde “yankılanmasının” gösterildiği. Videoda yıkılmış bazı binaları görebiliyoruz. Yani bir kentte en azından 80 gündür sokağa çıkma yasağı olduğu ve sivil yaşam alanlarının büyük hasar gördüğü bilgisine ulaşmak için okuma ve temel matematik becerisi ile görme duyusuna sahip olmak yeterli. Güya muhalif olanlar da dahil olmak üzere yorumların içeriğiyle birlikte düşününce bir cehalet ya da delilikten söz etmek mümkün değil. Hele ki bu yorumları yapanların aktif internet kullanıcıları olduklarını düşünecek olursak Gezi Direnişi sırasında “90’larda bu devlet kim bilir neler yaptı?” şeklinde ortaya çıkan “Bilmiyorduk” yolu bugünün teknolojisi ile artık geçerli değil. Yani ortada oldukça iradi bir politik duruş var. Ve bu politik duruş için insan yaşamı bir şey ifade etmiyor, eşitliğe değil kendi ırkının üstünlüğüne inanıyor ve kendisinden aşağıda gördüğü insanların yaşadığı yerlerin de hayatlarının da sahibi olduğundan, buna hakkı olduğundan emin. Yani ırkçı ve sömürgeci. Kimisi Kemalizm soslu, kimisi İslam; hasılı aradaki fark sadece tonu.

YÜKSEKOVA’DA DUVARLARDA NAZİ SEMBOLLERİ

Yine 2 Haziran’da Almanya Federal Parlamentosu’nda Ermeni Soykırımı’nı tanıyan ve Alman İmparatorluğu’nun sorumluluğunu da kabul eden tasarı kabul edildi. Düşük profilden düşük profil beğenilerek koltuğa oturtulan Başbakan Binali Yıldırım “Bizim geçmişimizde utanılacak bir şey yok” derken profil düşüklüğü dolayısıyla Başbakan atanması sürecinde kendisine rakip olarak gösterilen Bekir Bozdağ ise “Geçmişimizde insanları diri diri yakmak yok” açıklamalarını yaptılar bunun üzerine. Almanya’nın Nazi geçmişine ve Neo-Nazi grupların katliamlarına referans vererek soykırımı inkar etmeye devam ederlerken Yüksekova’daki duvarlarda Nazi sembollerinin fotoğraflarını yayınladı DİHA. Aslında hükümetin ve koltuk değneği olan MHP ile CHP’nin geçmişi inkarı tam da bugünün inkarını sağlayabilmek için. Yaklaşık bir yıldır Türkiye’de Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgede bir soykırım yaşanıyor. Kentler, köyler yerle bir edilip insanlar sürülüyor, katlediliyor. Kürtlerin temsilcileri, siyasetçileri tutuklanıyor öyle üçer beşer değil; yüzlerce, binlerce. Sonra boşaltılmış, enkaza çevrilmiş şehirlere İstiklal Marşı dinletiliyor. “Korkma sönmez” yakılanırken mahalleler “riskli alan” -ki bu kanun deprem riski ile ilgilidir- ilan edilip kepçelerle dümdüz ediliyor, TOKİ aracılığıyla yandaş müteahhitlere peşkeş çekiliyor. Ve Başbakan diyor ki “Bizim geçmişimizde utanılacak bir şey yok.”

GEÇMİŞİMİZ UTANÇLARLA DOLU

İnsanı insan yapan şey geçmişte yaptıklarını değerlendirip hatalarından, yanlışlarından ders çıkarmasıdır. Hızlı tren katliamının faili belki kişisel tarihinde utanılacak bir şey görmüyordur ama “Biz” dediğinde iş değişiyor. Toplum olarak geçmişimiz utançlarla dolu. Dersim, Maraş, Zilan, darbeler, soykırımlarla dolu. Ama bunlardan utanç duymak ya da inkar etmek, yetmediği yerde şirretleşmek bir siyasi tercih. Defalarca yazdım, yazıldı: Bu karanlığı yenmek ve utanca mahkum etmek lazım. Fakat bunun için önce utanç da dahil olmak üzere tüm duyguların siyaset dışı olduğu yanılsamasından kurtulmak lazım.

www.evrensel.net
ETİKETLER Mehmet Tarhan