İzmir heykelleri

İzmir heykelleri

Ege Üniversitesi kampüsünde bulunan ve kaidesinde Osmanlıca yazıtın bulunduğu büst, Türkiye’de dikilen ilk Atatürk büstü olma özelliğini taşıyor.

Ahmet UHRİ

Son günlerde İzmir’de bir heykele yapılan saldırıyla başlayan ve heykellere allerjisi olduğu hissedilen bir güruhun yaptıkları ve söylemleri, beni, sanatın bu dalında İzmir’de üretilenleri anımsamaya yöneltti. 1923 yılında yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yapılan ilk Atatürk heykelinin İstanbul’da Sarayburnu’nda1 bulunan heykel olduğu görüşü yaygındır. Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel’e ait bu heykel 3 Ekim 1926 tarihinde tamamlanarak açılışı yapılmıştır.2 Ancak bu konuda öncü olan kent yine İzmir’dir. Esas olarak Türkiye Cumhuriyeti’nde Atatürk heykeli yapımı ile başlayan açık hava heykelleri üretiminde İzmir’in bu öncülüğü Heinrich Krippel ve Pietro Canonica’nın işleriyle başlar. Bu iki sanatçı dışında Joseph Thorak ve Anton Hanac’a da Türkiye’nin değişik yerlerine dikilmek üzere Atatürk heykelleri siparişi verilmiştir. 3
İzmir Bornova’da, Ege Üniversitesi bahçesinde bulunan bu ilk Atatürk heykelinin dikiliş tarihi, kaidesindeki yazıya göre Haziran 1926. İzmir Ziraat Mektebi’ni ziyaret eden Atatürk’ün bu ziyareti anısına dikildiği de kaidesinde şu şekilde yazar:
“Türkiye’nin büyük dahi ve halaskârı, Türk çiftçisinin ulu rehberi, Cumhurreisimiz büyük Gazi Mustafa Kemal Paşa hazretlerinin İzmir Ziraat Mektebi’ni teşrifleri hatıra-i şükranıdır.
Haziran 1926”

İLK ATATÜRK HEYKELİ OLABİLİR

Sonuç olarak Haziran 1926 tarihinde açılışı yapılan Bornova’daki bu heykel belki de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde dikilen ilk Atatürk heykeli olabilir. Eser kaidesiyle beraber 2.45 metre yüksekliğinde olup, mermer kaide 1,60 metrre, büst kısmı ise 85 santimdir. Kare planlı kaide, altta 94X94 santim genişliğinde başlamakta, dört ana bölümden oluşmakta ve üç ve dördüncü bölüm arasında alttan bir palmet bezemesi ile desteklenmiş ve üzerinde belki de bir vazo ya da ona benzer bir sunu gerecinin bulunabileceği bir sunakla devam ederek 70X70 santimlik dördüncü bölümle sona ermektedir. Dördüncü katın üzerinde de heykelin konulduğu düzlem vardır. Bronz döküm olduğu anlaşılan büstün arkasında bakana göre sol tarafta Krippel imzası okunmakta olup, eserde Atatürk gömlek, kravat, yelek ve ceketli olarak sivil kıyafetli ve elleri göğsün hemen altında üst üste gelecek şekilde betimlenmiştir. 4 Heykele bakana göre sol el sağ elin üzerine yerleştirilmiş ve bilekten kavrar şekilde betimlenmiştir. Heykelin sivil kıyafetli oluşu ve bu heykelden sonra yapılmış olabilecek Sarayburnu Atatürk Anıtı’nın da sivil kıyafetli bir Atatürk’ü betimlemesi Cumhuriyet ile bir devrim niteliği kazanan giyim-kuşamdaki değişimin bir simgesi gibidir. Dolayısıyla her iki heykel de aynı gösterge bilimsel anlama sahip olabilir. Dolayısıyla Bornova Ziraat Mektebi heykelinin imge-simge, hatırla(t)ma-bellek, gösterge-görselleşme ve kültleştirme öğeleri açısından Sarayburnu Atatürk Anıtı’nın yüklendiği anlamların yerel düzeydeki bir öncülü olabileceği yorumu yapılabilir. Dikildiği mekân bağlamında endüstriyel bir tarım toplumu imgesi bu heykelde simgeleşirken, kaidede yazan Ziraat Mektebi’ni ziyaret anısına dikildiği ibaresi hatırla(t)ma-bellek anlamındaki tamamlayıcı öğe olarak kabul edilebilir. Bunun yanı sıra sivil kıyafet, giyim-kuşam değişimi göstergesinin görselleşmiş halidir.
Atatürk heykelleriyle başlayan bu süreçte İzmir’de yapılan ikinci heykel Pietro Canonica’nın ürettiği İzmir Cumhuriyet meydanındaki at üzerindeki Atatürk heykelidir. Bu heykelin en önemli niteliği ise heykeldeki atın bakana göre soldaki ayağının havada oluşudur. Sanat Tarihi’nde az bilinen bir nitelik olarak savaşa giden bir kişi eğer savaştan sağ döndüyse at üzerindeki heykeli yapılırken atın dört ayağı yere basar, savaştan dönen kişi yaralanmışsa atın bir ayağı havada betimlenir ve kişi savaşta öldüyse at şaha kalkmış olarak gösterilir. Bu anlamda Samsun’da bulunan ve yine Krippel tarafından üretilen şaha kalkmış Atatürk heykeli sanatsal ve gösterge bilimsel açıdan yanlış bir heykelken İzmir’deki heykel her anlamıyla doğru bir anlatıyı simgelemektedir.
İzmir’deki diğer önemli heykelleri de kısaca sıralayarak bu yazıyı sonlandıralım. İzmir Kültürpark içinde yer alan ve bugünlerde 80. yılını dolduran Kültürpark heykeller açısından bir hazine olmakla birlikte çok az heykelin yanında veya üzerinde açıklama yazıları vardır. Örneğin Lozan kapısı girişinde karşıda bulunan kaskatlı havuzun her iki yanında bulunan ve Şadi Çalık tarafından üretilen iki yatan kadın heykeli yanlarındaki bakımsız yazılarda kime ait olduğu belirtilir. Bununla birlikte, Kültürpark Basmane (9 Eylül) kapısı karşısında bulunan ve Kültürpark alanının fikir babası ve mimarı sayılabilecek, gerçek boyutlardaki Behçet Uz heykelinde sanatçısıyla ilgili hiçbir açıklama yoktur. Yine Şadi Çalık’a ait ve Kültürpark’ın yapımı sırasında ölen atların anısına yapılan su içen atlar heykeliyse atların su içtiği yalağın üzerinde yükselen at nalının içinde yazılan yazıya göre 1936 yılında yapılmıştır. Ancak yanında bulunan açıklama yazısındaysa 1940 tarihi yer almaktadır. Emeğe saygının bir ürünü olan bu heykel zamanında burada bulunan hayvanat bahçesinin içindeyken bugün Kültürpark’ta yapılmış yeni çevre düzenlemesiyle daha görünür hale gelmiştir.
İzmir Konak meydanında bulunan ve Turgut Pura’nın bir eseri olan İlk Kurşun Anıtı ile aynı meydanın deniz tarafında yer alan ve Bihrat Mavitan’a ait İzmir Kayığı heykeli bu meydandaki 1901 yapımı ve mimari Raymond Charles Péré (1854-1929) olan Saat Kulesi ile beraber düşünüldüğünde örnek bir meydan düzenlemesidir.

1 Tekiner A., Atatürk Heykelleri Kült, Estetik, Siyaset, İletişim Yay., İstanbul-2010, s.69-76.
2 age.70.
3 age.68.
4 Bugün heykelin bulunduğu yerdeki büst replikadır ve gerçek büst Ege Üniversitesi Rektörlüğü’nde koruma altındadır. Geçtiğimiz yıl içinde Ege Üniversitesi Rektörlüğü’nce İzmirli heykeltıraş Ekin Erman’a yaptırılan replika, özgün yerinde bulunan gerçek kaide üzerine yerleştirilmiş ve gerçek heykel ise rektörlük bahçesinde hazırlanan başka bir kaide üzerine oturtulmuştur.

www.evrensel.net
ETİKETLER Ahmet Uhriİzmir