‘Yaptığımız binalar işçilerin mezar taşı oluyor’

‘Yaptığımız binalar işçilerin mezar taşı oluyor’

Veli Şahin, '89 yılından bu yana inşaatlarda çalışan işçi Bahri Cura'yı yazdı.

Veli ŞAHİN
Kayseri

Ortalama bir boya, zayıf bir vücuda sahip olmasına rağmen çalışkan olması sebebiyle arkadaşları ona “atom” lakabı vermiş. Evli ve iki çocuğu var, ’89 yılından bu yana hayatını inşaatlarda geçirmiş bir işçi Bahri Cura. İnşaat sektörü ve işçilerin durumunu, “Teknoloji çok ilerledi. Ama emeğin karşılığını alabilmek açısından hiç bir şey değişmedi. Aksine sömürü arttı” sözleriyle açıklıyor.

‘GENÇ İŞÇİNİN ÖLÜMÜ GİZLENMEYE ÇALIŞILDI!’

İnşaat sektöründe yaşanan işçi cinayetlerinin nedeniyle, “İşçilerin güvenliği ne durumda?” sorusunu yöneltiyoruz. Yakın tarihte çalıştığı şantiyede genç bir işçinin hayatını kaybettiğini anlatan Cura, şöyle devam ediyor: “Bir hafta önce çalıştığım şantiyede 2.5 metre yükseklikten düşüp kafasını çarparak öldüğünü duydum. Hayatını kaybettiğini işçilerden sakladılar. İşçiler olarak arkadaşımızın durumunu sorduğumuzda, yaralı olduğunu söylediler. Öldüğünü ise orada çalışan diğer işçi arkadaşlardan öğrenebildim.”

Bir işçinin hayatını kaybetmesi sonrası duygu halinin ne olduğunu sorduğumuz Bahri Cura, “Ne kadar iyi olabilir? Ben abimi de inşaatta kaybettim. Abim yurt dışında iş kazası geçirdi vefat etti. Avrupa’da işçilerin mücadelesinin yüksek olması nedeniyle ailesi hakkını kazandı. Elbette hiçbir karşılık abimin canına değmez ancak demek istediğim Türkiye’de hayatını kaybetseydi abim hiçbir değer görmeyecekti. O genç işçi öldüğünde şantiyede diğer işçilerin yanına gitmesi yasaklandı. İşçi ölmek üzereyken patronlar ve değnekçileri, ‘Galeyana gelmesin kimse’ düşüncesine sahip olabiliyorlar” diyor.

PATRONA ULAŞMAK NE MÜMKÜN!

“Patrona ulaşmaya çalışmadınız mı?” sorumuza, “Patrona ulaşmak ne mümkün! Patrona ulaşamazsın zaten. Ulaştıklarımız patronun değnekçileri” cevabını veren Bahri Cura,“Çok telaşlandılar. Benim sigortam ne yazık ki yok. Patronun değnekçilerinin bu kadar telaşlanmasının nedeni bence benim sigortam olmadığı gibi muhtemelen hayatını kaybeden arkadaşın da olmamasıydı” diyor. Yaşanan iş cinayetinin Kayseri yerel basını ve ulusal basına yansımadığını söyleyen Cura, devam ediyor: “Ülkemizde ne yazık ki her şeyi var eden işçilerin kıymeti yok! Hiçbir önlem alınmıyor. Yaptığımız binalar işçilerin mezar taşı oluyor.”

Bu tarz durumlarda işçilerin tepki göstermeye çekindiğini söyleyen Cura, şunları söylüyor: “İşte en büyük hatamız bu. O işçi yerinde sende olabilirdin, akşam eve gidince için rahat olacak mı? Olamaz. Orada göstereceğimiz tepki çok önemli. Bakın tepki gösterilmedi şantiyede her şey aynı devam edecek. Belki bir iki gün göstermelik önlemler olur. En çok yaşamayı hak edenler işçiler. Ölümü kabul etmemeliyiz. Her şeyi kabul ettikçe yaşanan sorunlar büyüyor. İşçi cinayetinin sayısı her yıl daha çok artıyor.”

‘İŞÇİLERİN YAŞAMINI ESAS ALAN ANAYASA İSTİYORUZ!’

Yaşanan sorunların nasıl çözülebileceğini sorduğumuz Bahri Cura, “Başkanlık sistemi tartışılıyor. ‘Başkanlık işçiye ne getirir?’ Hiçbir şey. Emeğe dair bir şeyler yapsalar eyvallah deriz. Başkan olacak arkadaş duydu mu burada benim arkadaşımın öldüğünü, duymamıştır. İnsanların da onun başkanlık talebini duymaması lazım. Kendi emeği için kendi birliği için mücadele etmesi lazım. Mesela anayasa öyle bir hazırlanmalı ki patronlara çok ağır yaptırımlar olmalı” diyor. Sadece kendi şantiyesinde yaşanan olaya tepki gösterilmesinin yeterli olmayacağını düşünen Cura, “Avrupa’da işçilerin birçok hakkı var. Çünkü orada işçiler birçok mücadele yürütmüş ve kazanmış. Birçok hakkını yasaların güvencesi altına aldırmış. Bugün biz de bunun için mücadele etmeliyiz. Kendi şantiyemizde tepkimizi gösterelim ama anayasa olmazsa başka bir inşaata gittiğimizde yine hakkımız yenilecek” diyerek tüm işçileri mücadele etmeye çağırıyor.

KÜRT İNŞAAT İŞÇİLERİNE YAPILAN SALDIRILARA KARŞI ÇIKMALIYIZ!

Bahri Cura Kürt inşaat işçilerine yönelik saldırı ve linç girişimlerine de tepkili: “Karaman’da çocuğu Kürt diye linç ettiler. İnsanların ırka bakmaması lazım, tek kimlikle bakmamamız gerekiyor. Unutmayalım ki hepimizin ortak yanını emek oluşturuyor. Hepimiz emekçiyiz. Birbirimizin farklılıklarına saygı duymalı kabul etmeliyiz. Bugün o yaşanırken sessiz kalanlar başımıza gelmez zannediyorsa yanılıyorlar.”

YILLARIMI İNŞAATA VERDİM AMA EVİM YOK!

Yaptığı dairelerin 1 trilyona satıldığını söyleyen Bahri Cura, “Bina inşa edilirken aşağı yukarı 150 işçi çalışıyor. Hepsinin bina yapılana kadar kazandığı parayı toplasak bir daire ya alırız ya alamayız.
İşçilerin aldığı ücret binayı bırakalım 1 dairenin çeyreği etmiyor” diyor. Yıllarını ev yaparak geçirmesine rağmen ev sahibi olamadığını söyleyen Cura, şunları ifade ediyor: “Öyle ahım şahım bir evde istemiyorum. Paraya değer veren bir insan değilim. İnşaatta çalışıp evinin olmaması büyük çelişki büyük adaletsizlik. Sadece yağmur yağdığı zaman içeri gelmesin yeter fazlasında gözüm yok.”

www.evrensel.net