Küçük üreticilere darbe tarım şirketlerine teşvik

Küçük üreticilere darbe tarım şirketlerine teşvik

65. hükümetin programında tarım ve gıda alanında sermayeden yana, piyasalarla dost bir program göze çarpıyor.

Başbakan Binali Yıldırım, kendi başbakanlığında kurulan 65. hükümetin programını anlatmaya devam ediyor. 109’uncusu düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında, çalışma programıyla ilgili bilgi veren Yıldırım, “Üreten, yatırım yapan, iş, aş oluşturan bir hükümet olacağız. Yatırıma özel önem vereceğiz” dedi.

Benzeri sözlerle sık sık programlarını öven Yıldırım’a eleştirel cevaplar gelmeye devam ediyor. Bu eleştirilerden biri hükümetin tarım programına ilişkin. Eleştiriyi getiren Ziraat Mühendisi kökenli Milletvekili Orhan Sarıbal, “Tarım ve gıda alanında sermayeden yana, piyasalarla dost bir program göze çarpıyor” dedi.

Hükümet programında, “Tarımda işletmeleri ekonomik ölçek büyüklüğüne ulaştıracak projeler yürütüleceği, arazilerini büyütmek isteyen ehil mirasçılara kredi sağlanacağı, arazilerini birleştirerek büyük ölçekli tarım işletmeleri oluşturanlara özel destekler verileceği” belirtiliyor. Sarıbal, “Buradan açıkça tarımda büyük işletmelerin, şirketlerin teşvik edileceği; küçük üreticilerin ortadan kaldırılmasına yönelik politikaların süreceği anlaşılmaktadır” tespitini yapıyor. 

MARABA ÜRETİCİ!

Hayvancılıkta da büyük işletmeleri önceleyen, koruyan, kollayan destekleme sisteminde ısrar edileceğinin anlaşıldığını belirten Sarıbal, “Bu politikaların 2010 yılından bu yana 4 milyar dolarlık canlı hayvan ve karkas et ithalatına yol açtığı resmi kayıtlarda mevcuttur” dedi.
Sarıbal, programda, “Başta aspir, kanola, soya olmak üzere bitkisel üretimde sözleşmeli üretimi yaygınlaştıracağız. Süt ve et üretiminde sözleşmeli model geliştireceğiz” denilmesini şöyle yorumladı: “Bu üreticilerin tarım şirketlerine topraklarıyla birlikte işgücünü de kiraya veren ‘marabalar’ haline gelmelerini yaygınlaştıracaktır”.

10 YIL SONRA BELKİ

Programda yer alan, “2019 yılına kadar 10 milyon dekar ilave araziyi sulanabilir hale getirmeyi hedefliyoruz” maddesini değerlendiren Orhan Sarıbal şunları söylüyor: AKP hükümetleri 2003- 2014 döneminde toplam olarak yaklaşık 6 milyon dekar (595 bin hektar) arazi sulamaya açılabilmiştir. Yani 12 yılda 500 bin dekar alan sulamaya açılmış demektir. Sulama yatırımlarının bu hızla sürdürüleceğini kabul edersek; 10 milyon dekar arazi ancak 20 yılda sulamaya açılabilecektir Yılda 1 milyon dekar (100.000 hektar) arazi sulamaya açılsa bile, 10 milyon dekar hedefine 2019’a yılına kadar değil, ancak önümüzdeki 10 yılda ulaşılabilir”. 

AKP’li yıllarda uygulanan emek karşıtı, üretim karşıtı, ithalata dayalı tarım politikalarının yıkıcı sosyo-ekonomik sonuçları iyice gün yüzüne çıkmaya başladığını ifade eden Sarıbal şu çağrıyı yaptı:  Tarımın bu sarmaldan kurtulabilmesi için; uluslararası sermayenin değil; kendi insanlarımızın ihtiyaçlarına ve ülkemize özgü ekolojik (iklim, toprak vb) şartlara uygun olarak planlanmış; emek ve üretim odaklı bir program uygulanmalıdır. 

PROGRAM İDDİALARI VE GERÇEKLER

* Programda, “Tarımda sertifikalı üretim yöntemlerine önem vereceğiz” deniliyor. 
Buradan çokuluslu şirketlerin sertifikalı tohumlarının kullanılmasının teşvik edilmeye devam edileceği anlaşılmaktadır. 

* Programda, “AKP hükümetlerinin piyasa ekonomisinin kuralları çerçevesinde kamu işletmeciliğinden çekilmeyi hedeflediği; bu hedef doğrultusunda gerçekleştirilen özelleştirme uygulamalarına yeni dönemde devam edileceği” belirtiliyor. 

Özelleştirme uygulamalarının büyük bölümünün yandaş sermeye lehine bir rant- oluşumu ve kaynak transferi mekanizmasına dönüştüğü herkes tarafından biliniyor.

* Programda, “Su yönetimini ve fiyatlandırma sistemini, su tasarrufunu artırıcı bir yaklaşımla gözden geçireceğiz.” deniliyor. 

Burada “parası olanlara suya erişim hakkı vereceğiz” demek isteniyor.

* Hükümet programında, “Tarımsal istatistik ve kayıt sistemlerini geliştirmek amacıyla yürütülen projelerin sürdürüleceği” belirtilmektedir. Oysa 2010 yılında yapılması gereken Genel Tarım Sayımı hâlâ yapılmamıştır. Aradan 15 yıl gibi uzun bir zaman geçmesine ve birçok yapısal değişiklikler olmasına karşılık, tarımda birçok veri 2001 yılında yapılmış olan Genel Tarım Sayımı’na dayandırılmaktır. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net