Kayıp yaşamamak için topyekün mücadele şart

Kayıp yaşamamak için topyekün mücadele şart

TİS dönemi yaklaşan metal işçileri Evrensel'e yazdıkları mektupta MESS Grubu ve MESS dışındaki patronlara karşı ortak mücadelenin önemine vurgu yaptı.

Bir grup metal işçisi
Gebze

Merhaba sevgili metal işçisi arkadaşlar. 
Bizler Gebze’de bulunan bazı metal fabrikasının işçileri olarak bir araya geldik. Biz MESS grubuna bağlı işyerleri olarak önümüzdeki aylarda MESS’ten ayrılan işyerleri ve bireysel sözleşme yapacak yaklaşık 20-25 işyerini kapsayan TİS görüşmelerinin 2017’de MESS’le yapacağımız sözleşmeye de etkisi olacağını düşünerek birlikte ortak hareketin önemi üzerine tartışma yürüttük. 2014-2017 TİS sürecinde nasıl birlik olup topyekün hareket ederek grevi gerçekleştirdiysek, bu süreçte de aynı birlikteliği ve hareketi gerçekleştirecek bir perspektifi ortaya koymalıyız. Buradaki her kazanımın aynı zamanda 2017 MESS’le yapacağımız TİS ve dolayısıyla tüm metal işçileri ve giderek tüm işçi sınıfı için de ön açıcı olacağının farkındayız. Ayrıca sarı sendika Türk Metal’in de bu sözleşmeler sürecindeki her zayıflığı ve kaybı kendi lehine çevirmenin planlarının ve iş birliğinin farkındayız. 

Grup olarak değil fabrika olarak sözleşme yapan işyerlerindeki işçi arkadaşlarımız da bu süreçte hem diğer iş sözleşmesi yürüten işyerleri hem de MESS’e bağlı işyerleri ile birlikte sendikamızı da harekete geçirerek ortak çalışmayı gerçekleştirmeli. ‘Bizim işveren iyidir biz alırız’, ‘Bizim ki grevi kaldıramaz istediğimizi verir’, ‘Biz kendi örgütlülüğümüzle hakkımızı alırız’ mantığı bizim kaybımıza neden olabilir. Mesele 3-5 kuruş değil, birlikte örgütlü bir şekilde sınıf olarak hareket etmektir. Geçmişte de büyük örgütlü dediğimiz işyerlerinde dayanışma olmayınca işçilerin birlikteliğini nasıl dağıttığını, işçilerin kayıplar yaşadığını gördük.   

Bizlerin diğer fabrikalardaki sözleşmeleri kendi sözleşmemiz gibi görüp takip edip sürekli bilgilendirilmemiz gerekiyor. Sendikamızın da bu süreci sanki grup sözleşmesi yapıyormuş gibi ele alıp sürece ilişkin tutum ve yöntemini en kısa sürede ortaya koymalıdır diye düşünüyoruz. Bu hafta sonu sendikamızın Gönen tesislerinde Genel Temsilciler Kurulu yapacağını orada da önümüzdeki sürece ilişkin temsilci şube ve merkezimizin bizlerin bu beklentileri doğrultusunda tutum ortaya koymasını umut ve talep ediyoruz. Tüm metal işçilerine bu zorlu süreçte başarılar diliyoruz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz.


İŞÇİLERİN ORTAK HAREKETİ GEREKİYOR

Metal işçileri
Gebze

Bizler Gebze’de şu an sözleşme süreci içinde olmayan Birleşik Metal-İş üyesi işçileriz. Türkiye genelinde 6 bin civarı metal işçisi 2016-2017 toplu iş sözleşmesi görüşmeleri yapmak için bir araya geliyor. Başarı kazanmanın yollarını tartışmalıyız diye düşünüyoruz. Niye diyecek olursak; çünkü toplusözleşme taslaklarının hazırlığı sınırlı kalıyor ve bu kararlar alınırken çalışan işçilerin fikirleri son dönemlerde çok az alınır oldu.
İşçilerin patron sınıfı ve kendisi arasındaki çelişkileri bilmesi kadar mücadele yollarını da bilmesi ve zamanında uygulaması gerekmektedir. Peki nasıl? Öncelikle biz metal işçileri geçmiş mücadelelerden dersler çıkarmalıyız. Öncelikle toplu iş sözleşmeleri hazırlanırken işçilere danışmayan sendika yöneticilerine dur demeyi bilmeliyiz. Sendikal bürokrasinin oyunlarını biz metal işçileri daha evvel yaşayarak gördük. Sağ gösterip sol vurduklarını en son MESS’e karşı greve çıktığımız dönemden biliyoruz. “Mücadele devam ediyor” deyip bizi fabrikalardan eve gönderip grev pankartlarını indirdiklerine hepimiz şahit olduk. Şimdi de bu toplu iş sözleşmelerini imzala-yacak olan yönetim aynı değil mi? Kiralık işçilik yasası geçerken kıllarını kıpırdatmayanlar aynı yönetimler değil mi?

İşçiler kendi iradelerine sahip çıkıp bizim emeklerimizi çiğneyenleri ya da sömüren patronlara karşı birlik içinde mücadele edip haklarını korumayı bilmelidir.

Biz metal işçileri bu ülkenin çok önemli gücüyüz. Bu gücü işçi ve emekçiler için yani kendimiz için kullanmalıyız. Büyük bir sınıfın parçası olduğumuz bilinciyle örneğin Reno’da işçilere yapılan bir davranışın bize yapılmış olduğunu sayarak hareket etmeliyiz. Bu sözleşmelerde de başarıyı toplu hareket ederek kazanabiliriz. Temsilciler, tüm işçiler tüm fabrikalar arasında bu dayanışmayı güçlendirecek adımları hızlandırmalıdır. Toplusözleşme komiteleri grev olacak gibi tüm işçileri hazırlamalıdır.

Şimdiden tüm işçi kardeşlerimize başarılar.


Örgütlülüğümüzü hissettiriyoruz

Schneider Elektrik İşyeri Komitesi
İzmir

Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Schneider Elektrik Fabrikası İşyeri Komitesi olarak; anketlerle sürdürdüğümüz ve bu yıl Elektromekanik Metal İşverenleri Sendikası (EMİS) ile sürdüreceğimiz 2016 TİS hazırlığımızı ve işyerimizde işten ayrılmak isteyen işçiler konusunda işveren vekilleriyle yapılan toplantıları değerlendirmek üzere toplandık. 

1 Haziran’da greve çıkmaya hazırlanan Totomak işçileri ile Dostcam işçilerinin mücadelesi de gündemlerimizin içinde idi. 

27 Mayıs 2016 tarihinde işyerinde 15.00-17.30 saatleri arasında 07-15 vardiyasındaki arkadaşların paydosla eve gitmemesi ve 15-23 vardiyasındaki arkadaşlar için de temsilcilerin yönetimden izin alması ile komite toplantısını gerçekleştirdik. 

Özel mazereti olan bir kaç arkadaş haricinde komite üyelerinin tamamına yakını katıldı. Eylül ayında başlayacak toplusözleşmemiz hakkındaki fikirleri tartıştık. Daha önce tüm çalışanlarla yaptığımız sözleşme öncesi ön anket çalışmasından çıkan sonuçları değerlendirdik. Komitede bulunan arkadaşlardan gelen yeni önerileri tartışarak sözleşme öncesi taslağımızı güçlendirmek amacı ile notlar alındı.

AYRILMAK İSTEYEN ARKADAŞLARIN TAZMİNATLARINI KONUŞTUK

Öte taraftan fabrikamızda daha önce özel sebeplerden dolayı gönüllü olarak işten ayrılmak isteyen arkadaşlarımız olduğu için fabrika yönetimi ile toplantılar yapmış fakat tazminatlarının ödenmesi konusunda yönetimden olumlu adım görememiştik. 
Fakat geçtiğimiz günlerde şirket yönetimi, sendika yönetiminden, ayrılmak isteyenlerin tazminatlarını verebileceğini söyleyerek isim bildirmesini istedi. 
Bunun üzerine komite olarak konuyla ilgili toplantılar yapmış ve giden arkadaşların kıdem hakları verilirken ihbarları ve bonus maaş şeklinde tazminatlarının da verilmesini tartışıp karara bağlamıştık. 
Bu karardan sonra da sendika yönetimi, temsilciler ve şirket yönetimi toplantı yaparak kıdem+ihbar+2 bonus maaş olarak ödenecek tazminatı belirlediler. 
Bu karar, gidecek arkadaşlar tarafından olumlu karşılandı. Fabrikadaki diğer arkadaşlar açısından ise artık işverenin sadece tek başına karar alarak herhangi bir işçiyi gönderemeyeceği, sendikanın ve örgütlülüğün de bu konuların her daim içinde ve karar sürecinde olduğunu göstermesi açısından önemli bulundu. 
Son yaptığımız komite toplantısında ise bu konu biraz daha açılarak işverenin gidecek arkadaşlara yardımcı olabilmek için haklarını verdiğini söylemesine rağmen yine de yeni çıkacak olan yasada kiralık işçilik formülü veya İŞKUR bağlantılı işçilik formülünü burada kadro sayısını azaltarak uygular mı diye tartışıp komitenin daha uyanık olması konusunda karar aldık.

‘TOTOMAK GREVİNE NASIL KATKI VEREBİLİRİZ?’

Son olarak da bu yıl çok sayıda işçinin toplusözleşme döneminin olduğunu, yanı başımızda kurulu ve sendikamızda örgütlü Totomak fabrikasında da toplusözleşmenin uyuşmazlıkla sona erdiğini ve grev kararı alındığını konuştuk. Greve çıkacak olan Totomak’taki işçilerin mücadelesine biz tüm fabrika olarak nasıl katkı sunabiliriz, grevlerini nasıl güçlendirebiliriz diye tartıştık. Bu konuyu işçi arkadaşlar arasında da konuşup tartışma ve dayanışmaya hazırlıklı olunması konusunda karar aldık.

Her sözleşme sonrası yenilenen temsilcilik seçiminin ardından, her bölümde çalışan işçi sayısına göre oy kullanılarak seçilen işyeri komitemiz 30 kişiden oluşuyor. Önemli süreçlerde işyerimizde toplanan komitemiz kendi içinde seçtiği 7 kişilik yürütme, temsilcilerle birlikte daha sık bir araya geliyor. Bu örgütlülükle işyerinde ve sendikamızda tüm işçiler söz sahibi oluyor kararları birlikte alıyoruz.


El ele verir, kenetlenirsek bu büyük ailenin her ferdinin yüzü güler

Marmara Galvaniz işçisi
Kocaeli

Ben, Marmara Galvaniz fabrikasında çalışan bir işçiyim. İşe ilk girdiğim yıllarda çalışma koşulları kötüydü, halen de kötü ama bu kötü gidişatı tersine çevirmek için Birleşik Metal-İş Sendikasına üye olduk. Öncelikle sendikayı fabrikaya nasıl getirdiğimizi anlatmak istiyorum size. 

Bu bizim sendikaya üye olmak için ilk çabamız değil. Bundan 4 ya da 5 yıl önce de sendikaya üye olmayı aramızda konuşup, tartışmıştık. Hatta bir kısım işçi olarak üyeliklere de başlamıştık. Birçok fabrikada olduğu gibi bizde de bu bilgiyi patrona sızdıranlar oldu. O zaman patron bizlere çeşitli vaatlerde bulundu, sözler verdi. “Sendika size ne verirse biz de aynısını veririz” dedi. Sendikalaşma girişimimiz başlamadan bitti. Üzerinden yıllar geçti ve patron verdiği hiçbir sözü tutmadı. Yaptığımız iş çok ağır. Bu ağır koşullara dayanamayıp bırakıp giden arkadaşlarımız bile oluyor. Amirler üzerimizde yoğun bir baskı kuruyor. Hatta öylesine abartıyorlar ki bu baskıyı sigara içme yasağı getirmeye çalışıyorlar. Asgari ücretin biraz üzerinde bir ücretle bu koşullar altında çalışırken, bu kez birbirimize daha çok kenetlenerek Birleşik Metal-İş Sendikasına üye olduk. Patronun birlikteliğimizi kırma çabalarına karşılık birliğimizi koruduk ve bugün patron sendikamızla sözleşme masasına oturur hale geldi. 

Şu anda sözleşme sürecindeyiz. Parasal maddeler dışında birçok maddede anlaşma sağlandı. Bu süreç bizim için gerçekten çok önemli. Bu bizim ilk sözleşmemiz olacak. Mesela şu anda 3 ikramiyemiz var. İkramiyemizin artması, daha insanca çalışma koşulları ve insanca bir ücret için bu süreçten çok umutluyuz. Sendikamızın internet sayfasından öğrendim ki, önümüzdeki aylarda başka fabrikalarda da sözleşme görüşmeleri başlayacakmış. Eskiden başka fabrikalarda ne oluyor hiç dikkatimi çekmezdi. Sendika üyesi olduğumdan beri diğer fabrikalardaki gelişmeleri de takip etmeye başladım. İnanın insan heyecanlanıyor. Dün tek başımızaydık. Bugün büyük bir işçi ailesinin parçasıyız. O yüzden her sözleşme bizi de ilgilendiriyor diye düşünüyorum. Herhangi bir sözleşmedeki kazanım hepimizi etkiliyor çünkü. O nedenle bu süreçte fabrika ayrımı yapmaksızın Birleşik Metal-İş üyesi tüm işçilerin her sözleşmeyi kendi sözleşmesi gibi sahiplenmesi, destek ve dayanışma içinde olması gerekli diye düşünüyorum. 

Bu konuda da esas görev sendikamıza düşüyor. Bizi bu süreçte bilgilendirmesi, sözleşmelerin iyi geçebilmesi için destek ve dayanışmayı örgütlemesi gerekiyor. El ele verir, birbirimize kenetlenirsek, bu kocaman ailemizin her bir ferdinin yüzü daha çok gülecek ve ailemiz yeni katılımlarla daha da büyüyecek. Güzel yarınların bizi beklediğine inanıyorum.


EMİS patronların kurduğu bir sendikadır, aldanmayalım

Dudullu OSB  ve Dilovası 
ABB fabrikalarından bir grup işçi
İstanbul

Bizler Ümraniye DUDULLU Organize Sanayi Bölgesinde, Gebze Dilovası’da Kartal’da bulunan ABB fabrikalarında çalışan işçileriz. Aylar öncesinde ABB, Alstom, Schneider Elektrik fabrikalarının patronları bir araya gelerek EMİS diye bir sendika kurdular ve MESS gibi toplusözleşmelerde muhatap olduklarını ilan ettiler. Sendikamız DİSK Birleşik Metal-İş bu durumu değerlendirerek bunun ne anlama geldiğini, patronların bu yolla ne yapmak istediklerini tartışmaya başladı. Bu fabrikaların işyeri baştemsilcilerini, temsilcilerini toplayarak durum değerlendirmesi yaptılar. Daha sonra da bu fabrikaların yetkilileriyle ortak toplantı yapıldı. 

Baştan beri biz ABB işçilerinin yarısı bu durumu kaygı ile karşıladık. Ama açıkçası işçi arkadaşlarımızın yarısı EMİS’le ilgili oldukça iyimser düşüncelere sahip. Bu bizim kaygılanmamız gereken bir durum. Örneğin önceki hafta TİS’le ilgili sendikamızın yaptığı toplantıda işçi arkadaşlarımızın önemli bir kısmı sözleşme görüşmelerinin rahat geçeceğini düşünüyor. Acaba bu geçekten de öyle mi. Buna inanmak bizi hayal kırıklığına götürebilir. Burada en önemli ayrıntı sendika şubemizin yani Birleşik Metal-İş İstanbul 1 No’lu Şube yönetiminin EMİS’le sözleşmelerin o kadar da kolay geçemeyeceğini söylemesiydi. Bu tavrı ve tutumu destekliyoruz. Ancak şubemiz ve genel merkezimiz TİS süreci ile ilgili iyi bir hazırlık yapmalıdır. Yeni bir grev hazırlığı da dahil her mücadele biçimini gündemine almalı. 

Tam bir sendikal demokrasi uygulayarak TİS komitelerine inisiyatif tanımalıdır. TİS sürecinde işçilerin iradesi dışında hiçbir anlaşma ve kapalı kapılar arkasında görüşme olmamalıdır. Biz bunu istiyoruz ve bunu bekliyoruz. Hele hele özel istihdam büroları yasası çıkmışken, kıdem tazminatlarımızın gasbı gündemdeyken, her türlü esnek çalışma uygulamaları uygulanmak istenirken en ufak bir falso bizi olmadık bir teslimiyete götürür. Bunun olmamasının garantisi biz işçileriz. Açıkçası EMİS patronları bizi bölerek ilerlemek ve bireysel sözleşme imzalamak isteyecekler. Her fabrikada TİS ayrı ayrı da olsa toplamda 7 bin civarında işçi kardeşlerimizle ortak hareket etmenin yolunu bulmalıyız. Bir fabrikanın bünyesinde imzalanan geri bir sözleşme patronlar için emsal olabilir. Bunu bize karşı kullanabilirler. Zaten amaçları da budur. EMİS hayrına kurulmadı, işçilerin haklarını iyileştirmek için de icat edilmedi. EMİS hakkında iyimser olan başta ABB işçileri, Manisa Schneider Elektrik işçileri bu gerçeği yol yakınken görmelidirler. TİS görüşmelerinde ücret eşitsizlikleri, saat ücreti bazlı iyileştirmelerde de eşitsizlik giderilerek pazarlıklar yapılmalıdır. Alstom’da saat ücreti tavan yapmışken, ABB’de, Schneider Elektrik’te bunun gerisinde kalmış saat ücreti istemiyoruz. Öncelikle ekonomik daralma yoluyla işçi kıyımının önünü açan, öncü işçileri hedef alan bir TİS istemiyoruz. Sendika genel merkezimiz ve şubelerimiz bu konuda çok dikkatli olmalıdırlar. Ekonomik gerekçelerle tek bir işçi işten atılmamalıdır. Kendisi ayrılmak istiyor yollu telkinlerle işçilerin fabrikadan ayrılmasını ne biz işçiler, ne de sendikamız teşvik etmelidir. Alstom da, ABB de en çok kârını arttıran fabrikalardır. Schneider Elektrik de öyle. TİS görüşmeleri şeffaf olmalıdır. Biz ABB işçileri olarak diyoruz ki, TİS görüşmelerinde şu hususlarda hem fikir olalım.

1) Kıdem tazminatlarımız TİS’le birlikte mutlaka güvenceye alınmalı, Kıdem tazminatlarımızın ortadan kaldırılması gibi bir durum olursa üretimden gelen gücümüz kullanılmalıdır. Bu grev kararı sayılmalıdır.

2) Saat ücretlerine en az 2.5 TL zam yapılmalı, saat ücretlerinde ki eşitsizlik sona erdirilmelidir.

3) Sosyal haklarda en az yüzde 25 iyileştirme yapılmalıdır.

4) Alstom’da  uygulanan özel sağlık sigortası hakkı tüm TİS sürecine dahil olan fabrika ve işyerlerinde uygulanmalıdır.

5) İstihdam daralmasına gidiyoruz, işler iyi değil denilerek tek bir işçi işten atılmamalıdır. Toplu işten atılma veya işçi istemediği halde işten atılırsa iş bırakılmalı ve tüm fabrikalarda bu karar uygulanmalıdır.

6) İş güvencemizi hiçe sayan hiçbir girişimi kabul etmiyoruz. İş güvencemiz TİS’le garantiye alınmalıdır.

7) Sözleşmeli işçilik kabul edilmemeli. 

8) TİS’te en az ücretler düzeyinde yüzde 35 zam artı 2. yıl enflasyon farkı gözetilerek artı yüzde 2 ile 4 oranında zam teklif edilmelidir. Bu oranın altına inilmemelidir.

9) Tüm TİS görüşmeleri işçi komitelerinin inisiyatifinde olmalıdır. Şeffaflık esastır. Tam bir sendikal demokrasi uygulanmalıdır. 

Bu talepler etrafında  birleşme ve mücadele etmenin zamanıdır. Bunu başaracağız.

www.evrensel.net