Börklüce’den Gezi’ye tarihte önemli bir gezinti

Börklüce’den Gezi’ye tarihte önemli bir gezinti

Uluslararası Börklüce Mustafa Sempozyumu 2-5 Haziran tarihlerinde Ahmet Adnan Saygun Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Emine UYAR
İzmir

Ayaklanmanın 600. yılı dolayısı ile İzmir Akdeniz Akademisi’nin düzenlediği Uluslararası Börklüce Mustafa Sempozyumu 2-5 Haziran tarihlerinde Ahmet Adnan Saygun Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Sempozyuma, dünyanın dört bir yanından ağırlıklı Balkanlar olmak üzere Kanada ve ABD'den araştırmacılar katılacak.
Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan en büyük halk ayaklanması olarak tanımlanan Gezi’nin 3. yılını doldurduğu bugünlerde, Rumeli’den Aydın’a kadar olan bölgeyi etkilemiş olan Börklüce Mustafa Ayaklanması, tarihsel, felsefi, iktisadi temelleri ve toplumsal dinamikler açısından değerlendirilecek.

Börklüce Mustafa’nın ismiyle bir sempozyum düzenlenmesi ve bunun İzmir’de gerçekleştirilmesi Börklüce Mustafa isyanının İzmir-Urla-Karaburun bölgesinde gerçekleşmesi ile ilişkili.  

Sempozyumun Düzenleme Kurulu’ndan Doç. Dr. Alp Yücel Kaya ve Yrd. Doç. Dr. Nuri Adıyeke ile Börklüce İsyanı ve sempozyum üzerine konuştuk.

AYDIN ÇUBUKÇU YAZDI: MUTASAVVIF VE İSYANCI: BÖRKLÜCE MUSTAFA BİLMECESİ

ŞEYH BEDRETTİN’İN BATINILİKLE TANIŞMASI KIRILMA NOKTASI

Nuri Adıyeke, isyanın ön planında Şeyh Bedrettin’in olduğunu hatırlatarak, Kahire’de Sünnilik ve hukuk üzerine ciddi bir eğitim alan Bedrettin’in yaşamındaki kırılmanın Tebriz’e yaptığı ziyarette Batınilik fikri ile tanışması olduğunu belirtiyor. Adıyeke Bedrettin’in Sünni öğretinin bir hayli dışında olan Batınilik ile Sünniliği birleştirmenin yollarını aradığını ifade ediyor. Tarih kitaplarında anlatıldığı gibi Türklerin Müslümanlarla karşılaşıp çok sevip hemen Müslüman olmadığını ifade den Adıyeke, “Türklerin Müslümanlaşması 400 yıldan fazla süren bir süreç ve büyük bir çoğunlukla eski Şamanist geleneklerini İslâm öğretilerinin içine monte etmenin yolunu arıyorlar. Bir başka görüşe göre de zaten bütün dinlere baktığımızda bütün öğretiler birbirlerinin üzerine oturarak gider” diyor.     

Alp Yücel Kaya da, ayaklanma ile ilgili 600 yıl sonra bir sempozyum düzenlemenin hem Türkiye hem Osmanlı hem de dünyada gelişen hareketlerle ilgisinin bulunduğunu belirtiyor. 70’li yıllardan beri büyük bir bunalımın içinde olan dünyada, 2008 krizi ile ağır toplumsal dönüşümler yaşandığını belirten Kaya, “2008’den sonra bunun en büyük yansımaları olarak Kuzey Afrika’yı etkileyen Arap Baharı, bir taraftan İspanya ve Yunanistan’da ayaklanmalar ve Türkiye’de Gezi ile kendini gösteren tepkiler gördük. Bu halk ayaklanmaları ve hareketleri güncelliğini koruyor. Tarihe de bu açıdan bakmak önemli” diyor.

TARİH SADECE HÜKÜMDARLARDAN İBARET GÖRÜLÜYOR

Osmanlı tarihçileri açısından tarihin yalnızca sarayın, hükümdarların, üst düzey yöneticilerin tarihi olarak görüldüğünü ifade eden Kaya, “Oysa halkın da bir tarihi var, sarayı saray yapan halk var. Yalnızca İzmir-Aydın’la sınırlı değil, Batı Anadolu’dan İran’a, Balkanlara kadar uzanan genel bir hareketliliğin parçası olarak düşünülebilir. Bazı araştırmacılar günümüzdeki grevler gibi o dönemde de sık sık ayaklanmalar yaşandığını belirtir. 14. yüzyıl sonu 15. yüzyıl başı genel halk hareketlenmesi yaygın. Din mücadelesi ile iktisadi krizin birleşmesi söz konusu” diyor.

Börklüce Mustafa’dan önce de sonrasında da birçok ayaklanma olduğunu belirten Kaya, “Aslında bütün bunların hepsini kesen bir şey söylemek gerekirse, var olan hakların törpülenmesine, alınmasına karşı o hakları korumaya yönelik halkın, köylülerin gösterdiği tepkiler o tepkilerin örgütlü hale gelmesi ya da örgütsüz bir şekilde isyana dönüşmesi olarak düşünülebilir. Orada bir ortak kullanım, komünal hayat, yani eski toplumların komünal paylaşımları, birlikte üretip tüketmeleri, buna dair görüşler var, bu görüşlerin farklı farklı yorumlanmaları söz konusu. Biz bu toplantıda bunu tekrar masaya yatırıp, arkasındaki meseleyi konuşalım istedik” diyor.

www.evrensel.net