‘Türküler, barışa  giden yolun ışığıdır’

‘Türküler, barışa giden yolun ışığıdır’

Türkiye’nin sözünü sakınmadan söyleyen sanatçılarından Suavi’yle, yorumcu kimliğini öne çıkarttığı yeni albümü Drama Köprüsü’nü konuştuk

Efe SÖNMEZ 
İstanbul 

Yıllar yıllar önce, Trakya’nın yağız delikanlısı Debreli Hasan, sonraları Drama Köprüsü türküsüne konu edilecek yiğitliklerini sergilerken, muhtemelen bir efsane olacağını aklının ucuna bile getirmemiştir. Ancak, gel zaman git zaman, Hasan’ın halktan ve haktan yana oluşu kulaktan kulağa yayılır, ünü de bugünlere ulaşır. 
Suavi de yeni albümü Drama Köprüsü’yle, Debreli Hasan’a yıllar sonra selam gönderiyor bir anlamda. Drama Köprüsü, Suavi’nin yorumcu kimliğini en yoğun hissettirdiği albüm. Albümde, Türkiye’nin dört bir yanından, halkın hafızasında yer edinmiş türküler var. Söz ve müziği Suavi’ye ait olan tek eser ise ’78’lilere hediye ettiği “Geliyoruz” adlı şarkı.
Suavi’yle; Drama Köprüsü, “ecelsiz can veren gençler”, barış, memleket ve türküler üzerine söyleştik.

Drama Köprüsü, yorumcu kimliğinizi öncelediğiniz ilk albümünüz. Böyle bir albüm yapma düşüncesi nasıl doğdu?
Ben; hem söz yazan, hem beste yapan hem de yorumcu kimliği olan bir müzisyenim. Bu zamana kadar gerek kendi şarkılarımı gerekse kendime yakıştırdığım eserleri -sahipleri belli ya da anonim olsun- icra ederek yol aldım, mesleğimi sürdürdüm. Ancak, yalnızca ‘yorumcu’ kimliğimi kullanarak ve özellikle türkülerden oluşan bir repertuvar kurarak hiç albüm yapmamıştım. Oysa türkülerle yıllar önce tanışmış, yerel sanatçılarla, usta ozanlarla ve Anadolu’nun önemli müzikologlarıyla dostluklar yaşamış ve yeterince yatkınlık sağlamıştım türkü olgusuna. Yabancısı olmadığım türküleri çoğu zaman da sahne çalışmalarımda çalmış, söylemiştim. Fakat moda olanı, bir akım haline geleni ve popüler olanı özellikle takip eden bir kimlik taşımadığım içindir ki, ‘bir türkü albümü yapma arzumu’ hep erteledim. Yani yıllardır içimde var olan bu fikri, epey gecikmiş de olsam, bilinçli olarak ertelemekten vazgeçip, biraz da sanatın rencide edildiği bu dönemde gerçekleştirdim. 

Albümü hazırlama sürecinden biraz bahseder misiniz? 
Bahsettiğim özlemim dikkate alındığında, bu albüm için çokça emek harcadığımızgörülecektir. Değerli Müzisyen-Aranjör Mehmethan’ın genç fikirleri ve becerileri, benim arzum, deneyimim ve türkülere yatkınlığım ile harmanlandı. Titizlikle, doğru enstrüman ve müzisyenler seçildi, ortaya pırıl pırıl bir çalışma kondu. Bence beklemeye, özene ve emeğe değdi, arşivlik bir albüm oldu Drama Köprüsü. 

TÜRKÜLER HEM EZA, HEM CEZA GÖRMÜŞLERDİR

Albümde Dersim’den Çanakkale’ye, İzmir’den Gaziantep’e dek birçok yöreden türküler var...
Ben, ‘Bu memleket bizim’ dediğimiz bir yerde duruyorum. ‘Bu memleket bizim’se de, ki öyle; bu çeşitlilik ile neredeyse ülkenin tüm köşesini selamlıyorum. Ben bu toprakların her yöresinden; suyundan, ekmeğinden, dostluğundan, onurundan, mücadelesinden bir şeyler biriktirerek büyüdüm. Dersim’den Çanakkale’ye, İzmir’den Kırşehir’e sahiplenince insan, repertuvar kendiliğinden dizilmiş hale geliyor.

Bu albümle, insanları türkü söylemeye ve “türküyle örgütlenmeye” çağırıyorsunuz. Türkü sizin için ne anlam ifade ediyor? 
Bu toprakların her yerinden türkü fışkırır. Türkü; oksijendir, renkler topluluğudur. Derttir-tasadır, kavgadır, kahkahadır, sevdadır, itirazdır… Bu topraklarda türkü, ekmek ve sudan hemen sonra gelir. Türkü; birleştirir, eleştirir, iyileştirir. Her durumda yakılan-çığırılan ezgili mektuplarıdır bu toprağın ve insanlarının. İsyan da eder itiraz da eder türkü; bu yanıyla da ‘Anadolu’nun asi çocuğu’dur. Bu nedenle, türküler de türkü yakanlar da hem eza, hem ceza görmüşlerdir. Birlikte türkü söylemek hem dayanıştırır insanları hem rehabilite eder. Çoğaltır insanı ve insanca olanı. Türkü memlekettir, hasrettir, gurbettir. Aşktır, sevdadır… Bu nedenlerle ben herkesi türkü söylemeye davet ediyorum. Drama Köprüsü’nü; bu insanlıkla yaşıt, kırılmaz bir zincirin halkası olarak ekliyorum.

Albümü hazırlamanızı, “Drama Köprüsü’nden geçmeye” benzetiyorsunuz. Nasıl bir benzerlik kurdunuz? 
Drama Köprüsü’nü oluştururken ben de Debreli Hasan kadar mücadele verdim. Sanatın neredeyse yok sayıldığı, özellikle ve bilinçli olarak sahipsiz bırakıldığı ve hızla din merkezli bir hayatın inşa edildiği gerçeği göze alındığında, sanat köprüsünün de keskin bir bıçak gibi olduğu görülecektir.

Yaşanan şiddetten özellikle ilk etkilenenlerden olan ve etkilenmesine de seyirci kalınan sektörün dibe vurmuşluğu ve korsanın doludizgin cirit attığı gerçeği yan yana geldiğinde müzik albümü olarak Drama Köprüsü’nü oluşturmak; Debreli Hasan kadar; yürekli-ısrarlı ve gözü pek olmayı gerektirdiği içindir ki, zorlukların benzerliklerine dikkat çekilmiştir.

Drama Köprüsü, albümün sunuş yazısında belirttiğiniz gibi, Gezi ve Suruç’ta yaşamını yitiren gençlere adanmış. Ancak ülkede çatışmalar devam ediyor ve katliamlara da ne yazık ki yenileri eklendi albüm yayımlandığından buyana...
Albümün kayıt sürecinde, andığımız iki büyük vahşet yaşandı. Yaşanan bu kıyımların acısı da adeta yüreğime işlemişti. Neredeyse türkü söylemek ‘utançmış’ gibi takıldığım anlar oldu. Özellikle gençleri, barışı, masumiyeti hedef alan bu vahşet, insanlığın tüm dokularına işlemişti. Kendimi sorumluluk duymaktan caydıramazdım. Bir müzisyen olarak yapmak zorunda olduğum bu albüm tamamlanınca, hiçbir ticari kaygıya düşmeden ve tereddüt etmeden, o ecelsiz kıyıma uğratılmış, vedasız öldürülmüş insanlara ithaf ettim Drama Köprüsü’nü.

Peki, ‘Barış’a dair düşünceleriniz neler ?
Kuşkusuz var. Umut; tam da en umutsuzluğa düşüldüğünde sığınılacak bir limandır. Barışı umutsuz hale getirme çabaları er geç iflas edecektir. Siyaseten kanla ve şiddetle yoğrulmuş bu topraklar ve bu topraklarda yaşayan kadim halklar, barışla mutlaka tanışacak ve insanlığın halayı, horonu, zeybeği, çiftetellisi birlikte sahnelenecektir.

‘GELİYORUZ’ İLK DEFA SUAVİ ALBÜMÜNDE

Neden sadece tek bir şarkınızı aldınız albüme?
ALBÜMDE çok özel bir eserdir “Geliyoruz” adlı çalışmam. Sözü ve müziği bana aittir. ’78 kuşağına yazılmış ve 78’lilere armağan edilmiş bir marştır. Şimdiye kadar hiçbir albümümde yer almamış olduğu için bu albüme dahil edildi. Böylece hem kayıt altına alınmış hem de ilk türkü albümümün sinyalini veriyormuşçasına denk düşmüştür: “Geliyoruz!”

İlk video klibi de Drama Köprüsü’ne çektiniz…
Evet, Drama Köprüsü için özel bir de klip çektik. Bu klip, alanında neredeyse bir ilk örnektir. Türkiye’de bu teknikle, bildiğim kadarıyla bir klip çekilmedi. Bu klip; tüm kareleri tek tek elle çizilmiş bir ‘animasyon klip’ olarak ayrıcalıklı ve özeldir. Videoyu,Ankara’da, değerli dostum İsmail Fidan ve ekibi İF stüdyolarında hazırladı.
 

www.evrensel.net