Dokunulmazlıklarla birlikte artan polis operasyonları

Dokunulmazlıklarla birlikte artan polis operasyonları

Avukat Tugay Bek yazdı: Meselenin, Kürtler ve parlamentodaki HDP'lilerin dokunulmazlığı olmadığı zaman ilerledikçe daha anlaşılır olmaktadır.

Tugay BEK
Avukat

İktidar partisinin, HDP’li milletvekillerini hedef alan dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik anayasa değişikliği önergesi, CHP ve MHP’li milletvekillerinin desteği ile Meclis Genel Kurulunda kabul edildi.
Dokunulmazlıkların kaldırılmasının kabulünden yalnızca 4 gün sonra bir şafak operasyonu ile üçü 18 yaşından küçük toplam 12 Birleşik Devrimci Parti üyesi Adana’da gözaltına alındı. Bir günlük gözaltından sonra adliyeye sevk edilen 10 kişi tutuklanarak cezaevine konuldu. Son bir yıl içinde gerçekleşmiş pek çok basın açıklaması, toplantı ve miting birer suç delili olarak kayıt altına alınıp soruşturmaya dahil edilmişti. Üyeleri hakkında onlarca klasörlük bir soruşturma dosyası oluşturulmuş olan Birleşik Devrimci Parti, polis tarafından, kimsenin adını duymadığı, 30 yıl önce kendisini feshetmiş yasa dışı bir örgütün yasal alandaki bir uzantısı olduğu ileri sürülmekte.  
26 Mayıs günü ise bu defa Gaziantep’te EMEP, KESK, HDP yöneticilerinin de içinde bulunduğu 16 kişi “Terör Örgütü Üyeliği ve terör örgütünün propagandasını yapmak” suçlaması ile gözaltına alındı.* Bundan sonraki süreçte, yasal alanda çalışma yürüten, muhalif nitelikte olan pek çok siyasi parti, sendika ve derneğin terör örgütü suçlaması ile polisin hedefinde olacağı anlaşılmakta.
Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının parlamentoda kabul edildiği gün, Tayyip Erdoğan, Rize’de yaptığı konuşmada, HDP ve tüm AKP karşıtlarını kastederek, “Bu daha onların iyi günleri” demiş yaklaşan polis operasyonlarının işaret fişeğini çakmıştı. 26 Mayıs’ta gerçekleşen son MGK toplantısında da halkın oyları ile seçilmiş meşru HDP’li milletvekillerinin halkın temsilcisi olamayacağı ileri sürülmüştü. Bu açıklama ile devlet en üst ve en derin organı eli ile “Milletin iradesini tanımadığı”nı ifade etmiş oluyordu.
Gerçekleşen bu polis operasyonlarıyla AKP’nin HDP’lileri Meclisten atmakla yetinmeyeceği artık daha net bir şekilde görünmektedir. Halkın oyu ile seçilmiş olan HDP’li milletvekillerinin “Terör örgütü üyesi olmakla” suçlanıp, cezaevine gönderilme tehdidi ile yüz yüze bırakıldığı bir süreçte, diktatörlük karşısında diz çökmeyen tüm kurum ve kişilerin bu saldırılardan payına düşeni alması kaçınılmazdır. AKP 14 yıllık iktidarının sonunda, devleti tam anlamıyla ele geçirmiş, her türden muhalefet hareketinin bir “terör örgütü” ile bağlantılı olduğunu ileri sürebilecek bir polis ve yargı sistemi inşa edebilmiştir.
AKP uzunca bir süredir “tek milli ve yerli parti”nin kendisi olduğu iddiasındadır. Mutlak gücü kendisinde toplama hevesini gerçekleştirmek için başkanlık sisteminde ısrar eden Erdoğan, tüm muhalefeti ortadan kaldıracak “tek parti düzeni” inşa etmektedir. Dokunulmazlıklar konusunda AKP’ye destek sunan CHP de Tayyip Erdoğan karşısında tam bir itaat göstermediği takdirde “terör örgütü” gerekçesi ile yapılan polis operasyonu furyasından nasibini alacaktır. Devlet Bahçeli’nin MHP Kongresi ile birlikte devrilmesi halinde MHP’nin de payına düşeni alması örneğin “Fethullah Terör Örgütü” bağlantılı ilan edilmesi ihtimali dahi çok uzak değildir.
Meselenin, Kürtler ve parlamentodaki “üç beş HDP’li milletvekilinin” dokunulmazlığı olmadığı zaman ilerledikçe tüm toplumsal kesimler açısından daha net anlaşılmaktadır.
“Bu günlerin bizim iyi günlerimiz” olduğu söyleminde bir gerçeklik payı olduğu kadar, bunun tersi de olanaklıdır.
Kurulmakta olan tek adam, tek parti düzeni karşısında birleşik, hakiki bir toplumsal muhalefetin oluşması ihtiyacı her zamankinden daha fazladır.
Bunu mümkün kıldığımız oranda eşit özgür ve kardeşçe bir ülke yaratma mücadelemizde içinden geçtiğimiz süreç “En kötü günlerimiz” olarak hatırlanacaktır.

*Halen gözaltında olanların akıbeti belirsizliğini korumaktadır.

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Mayıs 2016 00:07
www.evrensel.net