Gavur Mahallesi: Göçe sürülen hayatların mahallesi

Gavur Mahallesi: Göçe sürülen hayatların mahallesi

Yazarımız Mıgırdiç Margosyan, 'Sur Yıkılmadan... Gavur Mahallesi' belgesel film gösterimi ve söyleşisi ile Ankaralılarla buluştu.

Yazarımız Mıgırdiç Margosyan, “Sur Yıkılmadan... Gavur Mahallesi” belgesel film gösterimi ve söyleşisi ile Ankaralılarla buluştu.

Zorunlu göç ile kültürlerin susturulup mekanlardan nasıl uzaklaştırıldığını anlatan “Gavur Mahallesi” etkinliğine katılım yoğun oldu.

Filmin yönetmeni Yusuf Kenan Beysülen’in de katıldığı etkinlik, TMMOB Ankara Mimarlar Odası Ankara Şubesi kültür etkinlikleri kapsamında gerçekleşti.

Kültürün, dilin, yaşamın mekanlardan azade olmadığını özlemle işleyen Mıgırdiç Margosyan, yaşadığı sokakları, mahalleleri, çarşıları bir bir adımlayarak ve eskiden içinde yaşadıkları evlerin şimdilerde yalnızca duvarlarına dokunarak sıralıyor bütün ‘ötekilerin’ geçmişini. Bölgede uygulanan sokağa çıkma yasakları ve ablukalarla Sur sokaklarının dümdüz olduğunu artık sokaklarda bile dolaşmanın engellendiğini dile getiren Margosyan; parça parça edilen hayatlarını Haço’nun evini, Nalbant’ın dükkanını tamamen belgesel olan yaşam mücadelelerini anlattı.

300-400 metrekare alanda iki kilise ve bir caminin yan yana olduğunu söylerken Heradanlı Saki ve Margos’un oğlu, Diyarbakır’da Hançepek’ten Gavur Mahallesi’nden İstanbul’a yolculuğunu anlattı, “1953’te babam beni demirci çırağıyken aldı ve ana dilimizi öğrenmek için İstanbul’a gittik. Diyarbakır’da Gavur Mahallesi’nde gavur olarak yaşayan Mıgırdiç, İstanbul’a gittiğimde okulumda Anadolu’dan gelen Kürt oldum. Çocukken direkçi sokağında direkleri önce Ermenice, sonra Türkçe ve Kürtçe sayardım. Birlikte yaşamamızın yollarını yok etmeye çalışıyorlar bugünlerde Sur’da mekan ve kültür olarak o birlikteliği yıkıntıların arasında ne yazık ki kaybettik” diye konuştu. (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net