Dokunulmazlıkların kaldırılmasını Diyarbakırlılara sorduk

Dokunulmazlıkların kaldırılmasını Diyarbakırlılara sorduk

Evrensel'e konuşan Diyarbakırlılar dokunulmazlıkların kaldırılmasının halkın da cezalandırılması anlamına geldiğini belirttiler.

Hasan AKBAŞ
Fırat TOPAL
Diyarbakır

7 Haziran seçimlerinin ardından başlayan savaş konseptiyle çatışmalı ortamla birlikte siyasetçilere yönelik baskılar da hızla devam ettiriliyor. DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek’in de aralarında bulunduğu çok sayıda HDP ve DBP yöneticisinin tutuklanma sürecinin ardından şimdi de HDP milletvekilleri hedefte. Cumhurbaşkanı Erdoğan dokunulmazlıkların kaldırılmasının temel hedefinin HDP vekilleri olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Erdoğan geçtiğimiz hafta sonu Artvin’de de “Milletimiz diyordu ki; ‘Biz bu millete ihanet edenleri Türk milletinin parlamentosunda görmek istemiyoruz.’ İşte dün parlamentoda milletimizin dediği oldu” demişti. HDP vekillerini hedef alan süreci son seçimde HDP’nin yüzde 72.8 oy aldığı ve 9 milletvekili çıkardığı Diyarbakır’da yurttaşlara sorduk.
Evrensel'e konuşan Diyarbakırlılar dokunulmazlıkların kaldırılmasının halkın da cezalandırılması anlamına geldiğini belirtiyor. CHP’ye de tepki gösteren Diyarbakırlılar, yaşanan sürecin daha büyük sorunlar yaratacağını söylüyor.

‘HERKES İÇİN KAYIP OLUR’

Cemal Tutar adlı yurttaş, dokunulmazlıkların daha önce de kaldırıldığını hatırlatarak, “Bugün bu kara leke ve utanç olarak anılıyor” dedi. Eski dönem yöntemlerle sorunların çözülemeyeceğini söyleyen Tutar, “Şimdi de demokrasi adına büyük bir darbe yapıldı. Mutlaka karşılıklı anlayış içerisinde konuşarak diyalog kurarak insanların sorunlarına çözüm getirilmesi gerekir diye düşünüyorum” dedi. Kendisinin HDP’ye oy vermediğini ancak bu tutumu kabul etmediğini ifade eden Tutar, “HDP’ye özel bir tutum sergileniyor. Ben bunu yapanları desteklemiyorum. Bu halk düşünmeden verilmiş, üstten bir karardır. Siyasetin ahlakına bile denk düşmüyor. Bu durum toplumda da birtakım sıkıntılara neden olabilir, olacaktır da. Hepimizin geleceği açısından bir kayıp olur. Hem ekonomik anlamda hem de huzur anlamında hayatımızın her alanına etki etmeye başlayacak. O nedenle insanların daha doğru ve sağduyulu kendi ön yargılarından arınarak bu işte bir karar vermeleri gerekiyor ama bunu göremiyoruz. Ben bir yurttaş olarak en kısa zamanda vazgeçilmesini istiyorum” dedi.

HANİ DEMOKRATİKLEŞME?

Sıddık Ertaş adlı yurttaş dokunulmazlıkların kaldırılmasından yana olmadığını belirterek, HDP’nin halk iradesini yansıttığını söyledi. HDP’nin Mecliste üçüncü büyük parti olduğunu kaydeden Ertaş, “Halk iradesi diyorlar. Al işte irade. Niye kabul etmiyorsun? Burada da ayrımcılık var. Milletvekili Kürt’ün  milletvekiliyse, hakkını talep ediyorsa onun iradesi de hiçe sayılır, diyorlar. Çözüm süreci devam etmeliydi. Doğru yoldan yanlış yola sapmış ve yolunu şaşırmış bir süreç işletiliyor. Dokunulmazlıkların kaldırılması ve bizim seçtiğimiz vekillerin cezalandırılması demek halkı cezalandırmak demektir. Sonuçta halkın oylarıyla Meclise girmişler ve halkın taleplerini orada konuşuyorlar. Bu kadar enerjiyi buna harcayan ve birleşen o partiler çözüm süreci için çabalasa Türkiye bugün daha başka bir yer olur. Bakın ben bir işçiyim. Bizim için bu kadar mesai harcayan yok. O mesaiyi halkın taleplerini cezalandırmak için değil benim için kullanmaları lazım. Ama biz tüm mesaimizi hizmet için kullanıyoruz. Bize, öl, sürün deniliyor, sorunlarımızı dile getirenler hapse atılmak isteniyor. E hani demokratikleşme?” dedi.

‘HERKES HEDEFTE’

Sait Çoban adlı yurttaş ise, “Şimdi Türkiye’de herkes hedef. Ahmet’i de alıyorlar Mehmet’i de alıyorlar. Şimdi sıra milletvekillerinde. Bu gün biz bile hedefiz” diyor. Dokunulmazlıkların kaldırılmasının hedefinde HDP vekilleri olduğunu kaydeden Çoban, “Gönül ister ki 550 milletvekilinin hepsi tertemiz olsun. Hizmet etsinler bu ülkeye bu ülke her şeyin en iyisine layıktır. Dokunulmazlıkların kaldırılmasından yanayım ama yalnızca birine yönelik bir adım şeklinde değil herkes için olsun. AKP hırsızlık yapmışsa ona da değsin, CHP, MHP, HDP yapmışsa ona da değsin. Biz bunu istiyoruz. Ama bu şekilde siyaset de biter, demokrasi de. Tamam ben eski kuyruk günlerine dönmek istemem ama bu kan ve zorba siyaseti onu bile aratıyor” şeklinde konuştu.

‘CHP, DEMOKRASİYE İHANET ETTİ’

AKP’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatları üzerine hızla harekete geçmiş olmasını normal karşıladığını ifade eden Halef Yaşar da daha çok CHP’ye tepki gösteriyor. Yaşar, “CHP eskiden Kürtlere az da olsa sahip çıkıyordu. Şimdi Kılıçdaroğlu’dan beridir Kürtlere adeta ırkçı yaklaşıyorlar. CHP sol, diyorduk, ama bugün sağcı oldu, diyoruz. Kürt meselesi oldu mu herkes aynı oluyor. Bugün Kürtlere karşı MHP, AKP birleşmiş ama CHP bu birleşmenin de tam göbeğine oturmuş. Bu kadar kör olunmaz. Kılıçdaroğlu bir ilkeden bahsediyor. Ne ilkesi yahu halkın iradesine darbe yapılıyor. Bunu görmüyorlar mı; tabii görüyorlar. İlke bahanesiyle demokrasiyi bile görmezden geliyor. Çünkü mevzu Kürtlerse bahane çok. En çok demokrasiden bahseden CHP’liler hadi kaldırın dokunulmazlıkları. Bakalım demokrasiden söz edebiliyor muyuz. CHP karşı çıkmalıydı. Bunu da unutmayacağız” şeklinde konuştu.

www.evrensel.net