Doç. Dr. Murat Özbank: Başkanlık geleceğimizi karartır

Doç. Dr. Murat Özbank: Başkanlık geleceğimizi karartır

Başkanlık sistemi üzerine kurulu 65. Hükümet programını, Politik Kuramcı Yardımcı Doçent Dr. Murat Özbank ile konuştuk.

Şerif KARATAŞ
İstanbul

Başbakan Binali Yıldırım başkanlığındaki 65. Hükümet programı önceki gün açıklandı. Başkanlık sistemini merkeze alan programda Kürt sorunu, Alevilerin inanç sorunu başta olmak üzere bir çok önemli mesele yer almadı.
Başkanlık sistemi üzerine kurulu hükümet programını Politik Kuramcı Yardımcı Doçent Dr. Murat Özbank ile konuştuk. Türkiye’nin başkanlık sistemine ihtiyacı olup olmadığına yönelik sorumuza Özbank şu ifadelerle yanıt verdi: “Türkiye’nin başkanlık sistemine ihtiyacı yok. Türkiye’nin temel derdi yürütmenin güçsüz olması değil, aşırı güçlü olmasıdır. Kaldı ki, burada söz konusu olan başkanlık rejimi, bizim bildiğimiz, kontrol denge mekanizmalarını içinde barındıran, hak, hukuk insan haklarına dayalı, hukukun üstünlüğüne dayalı başkanlık modelinden bahsetmiyoruz. Dolayısıyla bir istisna halini sürekli kılacak bir başkanlık sisteminden bahsediyoruz. Başkanlığı geleceğimizi karartacak bir şey olarak görüyorum.”

‘KİTLESEL DESTEK MEŞRUİYET KAZANDIRMAZ’

Başbakan Binali Yıldırım’ın da cumhurbaşkanının halk oyu ile seçilmesini öne sürerek başkanlık sisteminin gerekli olduğu yönündeki açıklamasını hatırlattığımız Özbank şu yanıt verdi: “Sayın Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmiş olması, Sayın Cumhurbaşkanına Anayasada tanımlanmış görevlerinin üzerinden ve ötesinde sorumluluk yüklemesi ve yetkiler kullanma izni vermiyor. Kaldı ki, halk tarafından seçilmiş olması, bu anayasal çerçeveye sığmayan yasal yetkilerin kullanmasını da bir demokratik meşruiyette sağlamıyor. Kitlesel destek, otoriter rejimlerde olmazsa olmazdır. Siyaset kuramında çok iyi bildiğimiz bir şeydir. Hiçbir bir diktatör yönetilenlerin desteği olmadan yönetemez. Bu kitlesel desteğinin kurulmuş ve verilmiş olması, yapılan şeyin demokratik meşruiyet sahibi olduğunu göstermez.”
Hükümet programında Türkiye’nin başat sorunlarından Kürt sorununa, Alevilerin inanç taleplerinin yer almaması ilişkin sorumuzu da Murat Özbank şöyle yanıtladı: “Türkiye’nin başka meselesinin alınmamış olmasının şaşılacak yanı yok. Çünkü çok uzun süredir, en azından 7 Haziran seçimleri öncesinden bu yana Türkiye’de yaşanan bütün siyasal gelişmeleri bu başkanlık sisteminin yerleştirilmesine yönelik hamleler olarak okumak mümkün. Türkiye’nin değil ama Sayın Cumhurbaşkanın bir tek gündemi var: Başkanlık rejimini yerleştirmek. Bu hükümet Sayın Cumhurbaşkanının atadığı ve ona bağlı çalışacak bir hükümet olduğuna göre; öncelikli başkanlık sistemi. Öte yandan Kürtler, Aleviler, Türkiye’deki farklı görüşler ve eleştirel sesler belirten gruplar için önümüzdeki günler çok parlak olmayacak. Bunu görmek de zor değil.”

'DEMOKRATİK CEPHE KURULMALI'

Kötü gidişata karşı neler yapılabilir sorumuza Özbank, “Şu an yaşananlar bir istisna hali, hukuk çerçevesinde içerisinde görünmekle birlikte, tümüyle hukuk çerçevesinin dışına çıktığımız bir durum. Buna karşı mücadele yöntemi, en azından demokrasi ve hukuk devleti yanlısı kesimlerini hepsinin bir güç birliği yapması ve el birliği ile mücadele etmesi gerekir. Ne yazık ki, bu sürecin bir benzerini Almanya’da görmüştük. Sosyal demokratlarla komünistler Hitler’in gelişi sırasında, birbirlerine düştükleri için etkisiz kalmışlardı. Türkiye’de de bunu görüyoruz. Dokunulmazlıkların kaldırılmasında CHP’nin tavrı düş kırıklığı yaratıyor. Umarım bu ayrılıklar aşılır ve demokratik cephe kurmak mümkün olabilir” ifadeleriyle yanıt verdi.

www.evrensel.net