Surlular: Kimliğimizi istedik, evimizi başımıza yıktılar

Surlular: Kimliğimizi istedik, evimizi başımıza yıktılar

Operasyon bitmesine rağmen ‘temizlik’ adı altında günlerdir kapalı tutulan Sur'da yaşayanlar tepkili: Yeter artık bize zulmetmesinler daha fazla.

Hasan AKBAŞ
Fırat TOPAL
Diyarbakır

Sur’da aylar süren sokağa çıkma yasağı kısmen kaldırıldı. Operasyon bitmesine rağmen bölge ‘temizlik’ adı altında kapalı tutuluyordu. 14 sokağında yasağın kaldırıldığı Sur’un yeni görüntüsü yürek yakan cinsten. Yurttaşlar tepkili, “Biz barış istedik. Kendi dilimizi istedik. Devlet de sen istersen ben de evini başına yıkarım dedi. Yeter artık bize zulmetmesinler daha fazla” diyor.

14 sokakta yasağın kaldırılmasıyla birlikte yurttaşlar evlerine dönmeye başladı. Yurttaşlarla birlikte Sur’u dolaşıyoruz. Evlerini yerinde bulabilen  yurttaşlar şaşkın. Manzara aynı, yerlere serilmiş kıyafetler, boş kovanlar, JÖH ve PÖH’e ait kumanya artıkları, kum torbaları, delik deşik duvarlar… Gazi Caddesi’nden Savaş Mahallesi’ne girilen sokaklarda hem belediye hem orada yaşayan yurttaşlarca hummalı bir temizlik çalışması var. Sokaklarda birkaç dakika kalmak güç, keskin kokular yükseliyor. Duvarlarda kan izleri yıkanmaya çalışılıyor. Yine JÖH ve PÖH’e ait bilindik yazılamalar. Kimi yurttaşlar evlerini temizlerken kimisi sokaklarda ‘cenaze arıyor’.

İNSANLAR CENAZELERİNİ ARIYOR

Bir grup yurttaş polisten Keldani Kilisesi’nin oraya gitmek için izin istiyor. “Orada cenaze varmış bir bakalım” diyen yurttaşlara polis, “Devletin kahraman çocuklarının cenazeleri kaldırıldı. Cenaze yok rahat olun. Varsa leşler vardır. Onlar da temizleniyor” diyor. İsminin Abdullah olduğunu söyleyen yaşlıca bir kişi yanımıza yaklaşıyor. “Burada cenazeler varsa onları almamız lazım. Günahtır. Burada her gün nasıl yaşarım ben. Her gün haberlerde gördüğüm çocukların sesleri, yüzleri geliyor önüme. Bu yüzden diyoruz bıraksalar da baksak. Vicdanımız rahat değil” diye anlatıyor. Oradan geçip yüksek bir binadan hâlâ yasaklı olan Hasırlı Mahallesi’ndeki durumu izleyen ve evlerinin durumunu anlamaya çalışan yurttaşların olduğu terasa çıkıyoruz. Burada görülen manzara yürek acıtıyor.

‘BARIŞ İSTEDİK...’

Çetin Duran adlı genç, “Bu dümdüz edilen yerlerden araba geçmezdi, Sokakları dar ve üç kişi zor yürürdü. Şimdi koca bir meydan olmuş. Sadece burası değil, Sur’un çoğu bu şekilde. Gerçekten şu an tanınmaz halde buralar. Ancak orada bulunan tarihi çeşmeler ve binalardan yola çıkarak nerenin neresi olduğunu anlayabiliyoruz. Sur’u Sur yapmak yeniden kolay değil. Bitsin artık bu eziyetler. Çözüm süreci başlamıyor diyorlar. O zaman bıraksınlar bizi biz kendi toprağımızı kendimiz koruyalım. Yıkıp dalga geçer gibi ‘Halkı kurtardık’ denilmesi akıl alır değil” diye konuştu. Evini aramaya çalışan Hatice teyze de, “Eşimi getirmedim buraya. Kalp ameliyatı oldu yeni. Fotoğrafları haberlerde görünce rahatsızlandı. Bahçeyi yeni yapmıştık. Duvarları örmüştük. Eve çok para harcadı. Elindeki bütün parayı buraya harcadı. Emeğimiz boşa gitti. Bizim burada ne güzel günlerimiz vardı. Şimdi ev yok. Ne diyeceğim ben ona. Çocuklarımızı kaybettik. İlla öz yavrularımız olmasına gerek yok. Acısı, yası hâlâ sürüyor. Evimiz de öyleydi bizim için. Şimdi bu da yaktı ciğerimizi. Biz barış istedik. Kendi dilimizi, kimliğimizi istedik. Devlet de sen istersen ben de evini başına yıkarım dedi. Yeter artık bize zulmetmesinler daha fazla” dedi.

YASAK KALKTI, POLİSİN VARLIĞI SÜRÜYOR

Aynı binada yaşayan Serkan Ekmez de, evini toparlamaya çalışıyor. “Çocukların oyuncaklarını bile kesmişler. Duvardaki resimleri kırmışlar. Evde bir güç gösterisi yapılmış. Eşyalar camdan aşağı atılmış. Bunu eşyaya yapan insan insana ne yapmaz? Bir şey bulamıyorum diyecek. Bu sorun çözülsün, barış gelsin başka bir isteğimiz yok. Vallahi yaşamanın adı yok bizde. Kürt olmanın cezasını çekiyoruz” dedi. Yurttaşlar evlerini temizlerken belediye ekipleri de hasar tespit çalışmalarına başladı. Öte taraftan bölgede polise ait mini karakollar da varlığını sürdürüyor. Polis bölgede konuşlanmaya ve kimlik kontrolü yapmaya devam ediyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 08 Kasım 2016 17:36
www.evrensel.net