Tuzlalı deri işçileri  greve hazırlanıyor

Tuzlalı deri işçileri greve hazırlanıyor

Bugünlerde, Tuzla Deri Sanayi’nde çalışan Türk-İş’e bağlı DERİTEKS üyesi işçilerin gündeminde “grev” var.

Uğur ZENGİN
Ercan KILIÇ
İstanbul

“İster istemez tedirginliklerimiz var ama bunlar yapamayız anlamında değil. Beynimizin bir köşesinde şüpheler var. Birçok işçinin artık gırtlağına dayanmış. Öyle de açım böyle de açım. Eğer bunu becerebilirsek, -çünkü uzunca süredir burada grev olmamış- patronlara çok acı bir ders olur. Patronlar da iş yok diyor. Ona güveniyor. Eğer ekonomik krizde -kriz yok da kriz yaratıyorlar o ayrı mesele- biz bunu başarabilirsek onlar da uzun süre dayanmazlar.”

Bugünlerde, Tuzla Deri Sanayi’nde çalışan Türk-İş’e bağlı DERİTEKS üyesi işçilerin gündeminde “grev” var. Deri işçilerinin grev sebebi ise 29 yıl önce kazandıkları aile yardımının ellerinden alınmak istenmesi. Düşürülen Rusya uçağı, Ortadoğu’da yürütülen savaş, İsrail ile ilişkiler ve ülkedeki çatışma ortamı ile ‘daralan’ deri sektöründe faturanın işçilere çıkarılmaya çalışıldığı çok açık. DERİTEKS ile Deri İşverenleri Sendikası arasında 11 işyerinde 800 işçiyi kapsayan sözleşme görüşmeleri tıkanması üzerine sendika tarafından haftalar önce yapılan “Grev” çağrıları, bugünlerde hız kazanıyor. Sendika genel merkezinde işçilerle her gün düzenlenen toplantılarda bilgilendirmeler yapılıyor, grev fonları oluşturuluyor. 20 yılı aşkın süredir greve gitmeyen deri işçileri grev tartışmalarını yalnızca sendikada yapmıyor; Fabrikada, sokakta, kahvehanede en çok grev konuşuluyor. İşçilerin en çok üzerinde durduğu konu ise birlik.

‘HA BUNLAR MAZARET DEĞİL’

Çok sayıda deri işçisinin yaşadığı Tuzla’ya bağlı Aydınlı mahallesinde bir kahvedeyiz. “Can sıkıntısı be ciğerim” diyorlar, “Biz de boş zamanlarımızda mermer diziyoruz.” Soruyoruz, “Canınız neye sıkılıyor?” “Sözleşmeden dolayı insanların tereddütte. Ne olacak? Nasıl olacak? Sonumuz ne olacak? Borcumuz var harcımız var. Şimdiki deri işçisi 80’lerin 90’ların deri işçisi değil. Bugün direniş diyoruz. Grev diyoruz” diyor 20 yıllık deri işçisi, “Şuan sanayideki işçinin yüzde 70’i greve çıkmış işçi değil. Sana bir örnek vereyim bizim fabrikada bir arkadaş var biz direnişe gidersek bizim maaşımızı verecekler mi diye sormuş. Greve hazırlanıyor işçiler. Kendimden örnek vereyim ben bir üniversitede öğrenci okutuyorum. Her ay 460 lira taksit ödüyorum. Bugün aldığım para da 1500 lira. Benim durumumda olan çok insan var. Ha bunlar mazeret değil. Öyle de açsın böyle de açsın.”

‘BEN HAMALIM...’

 “İşçiler kirayı, doğalgazı, elektriği, masrafları düşünüyor” diye devam eden deri işçisi, kendi sözlerine yine kendisi yanıt veriyor: “İşçi düşünüyor da işveren düşünmüyor mu? İşveren benden daha çok düşünüyor. Örneğin bak geçen bizim patronun oğlu geldi, ‘Ne zaman greve çıkıyorsunuz’ dedi. Valla dedim direniş sizin elinizde. Kaç tanesi böyle batıp gitti. ‘Niye batayım’ dedi. Malın yüzde 70’ini Çin’e veriyorsun, sözleşme yapıyorsun. Sen her ay 10 ton malı göndermediğin zaman adama para ödüyorsun. Batarsa ben hamalım ben yarın her yerde çalışırım. Patron çalışamaz patronun oğlu çalışamaz.”

İŞÇİNİN BİTTİĞİ AN

Aile yardımını vermemekte direnen en büyük 2 firma Uyguner ve Kopuz isimli firmalar. Diğer firmaların onlar kadar diretmediğini söylüyor işçiler. Hal böyle olunca bir başka tehlikeye dikkat çekiyor bir işçi: “Grevi 3 ay, 1 ay göze alabilecek 2-3 fabrikayı geçmez. Mesela Özyüksel askeriye ile anlaşmış belli bir kota malı vermek zorunda. Prima malının yüzde 70’ini İsrail’e vermek zorunda. Eski işçiler bunu biliyor. Yeni işçiye bunları anlatıyor. ‘Bu adam malı vermek zorunda. Sıkın biraz dişinizi’ diyorlar. Kemik işçiler bunlara çok güveniyor. Gücü alıyorlar. Mesela bize Ukrayna’dan adam geldi. Bilmem kaç ton bizden mal aldı. Traş olacak. Traşı yapacak da benim. Patron fazla mesai dedi. Beni ilgilendirmez dedim. Eğer grevde bir patron ‘Size haklarınızı veriyorum girin çalışın’ derse ve işçiler diğer işçilere grevdeki işçilere bakmadan gidip çalışırsa işçinin bittiği an demektir. Atıyorum Prima dedi bunu. İşçiler de giderse o grevin bittiği andır. Bu hataya düşürülürse uzun süre bir araya gelemeyiz.”

‘DİYELİM Kİ GREVE ÇIKTIK...’

En büyük endişelerden biri de deneyimsizlik. “Babamızdan, amcamızdan, dayımızdan duyuyorduk. Yaşamış gelmiş o zorlukları görebiliyorsun. Anlatabiliyor muyum? Yani onun içindeydik. Ama bugün sanayinin çoğu işçisi bu işin içinde aktif değiller yani. Bu zorluğu yaşamamış insanlar” diyor bir işçi ve arkadaşıyla yaşadığı diyalogu aktarıyor:
-    Ya abi biz yarın diyelim ki greve çıktık.
-    Ee çıktın kardeş.
-    Buraya dışarıdan adam getirebilirler mi?
-    Hayır getiremez.
-    Getirirse ne olur?
-    Getirirse ya biz onları kovarız ya onlar bizi kovar.     

‘SİZİ VURMAYACAK’ TAKTİĞİ

İşveren sendikasının son taktiği ise kıdem tazminatının fona devri tartışmalarını hatırlatıyor. Ancak işçiler bu taktiği sözleşmede de kabul etmiyor: “İşveren sendikası, diyor ki ‘Şu anda mevcut olan işçinin aile yardımı devam etsin. Aldığımız yeni işçinin eşi çalışıyorsa almasın.’ Biz de orada ne diyoruz. Bu ikilem yaratır. Bu olmaz. Adam kafadan senden 200 lira aşağı alacak. O adamı buraya koyacak seni çıkaracak. Ben eleme yapıyorum kardeşim diyecek. O zaman yeni gelecek işçi senin ekmeğinle oynayacak. Oynayacak çünkü tutunmak için oynayacak.”  

AİLE YARDIMI NEDEN ÖNEMLİ?

Ortalama ücreti 1500-1600 lira olan deri işçileri için aylık 180-200 lira aylık aile yardımı neden önemli? “Oturduk arkadaşlarla hesapladık. 40 kişilik bir fabrikayı düşün. 20 tanenin hanımının çalıştığını hesapladığın zaman ayda 4 bin liraya geliyor. Senede 50 bin lira oluyor. 2 ton deri alsa o 2 ton deriden kat kat fazlasını çıkarır. Bana verdiği parayla kat kat para kazanıyor. Onlar için çok iyi meblağlar. Bizim için de iyi meblağ. Şu anda alıyorsun 180-190 lira aile yardımı. Burada 500-600 milyon kira veren insanlar var. Veya elektriğini suyunu ödüyor adam. Yani çok büyük para. Ama bunların amacı paradan ziyade sendikayı bitirmek, sendikalı işçi çalıştırmamak. Amaç o. Çorlu’da daha çok deri işçisi var, sendikasız. Burada mesai 13-14 lira, orada 5 lira. 1 yıllık işçiyi orada işten çıkarıyorlar veriyorlar bir maaş. Burada 3-4 bin lira veriyorlar. Bizim patron bana ne diyordu biliyor musun “Bizim Bursa’da fabrika var ben Bursa’ya giderim.” Tehdit ediyor yani. Bizim fabrikada 25-30 işçi var. 25-30 kişide hanımı çalışan 6 tane var. Deri işçilerinin birçoğunu da tanıyorum. Yüzde 70’inin hanımı çalışmıyor. 30 kişi için itiraz ediyorlar.”

ÇATIŞMALAR İŞÇİLERİ BÖLÜYOR

Tuzlalı deri işçilerinin en büyük kaygıları, endişeleri var: 20 yıldır greve çıkmamış olmak, savaş, grev zorlukları... Birliğin sağlanması halinde grevin kazanım getireceğine şüphe yok.. En temel hedef birliklerini grevde daha da ileri taşımak.
Ama ülkede süren çatışmalar nedeniyle deri fabrikalarında Karadenizli işçiler ile Kürt işçileri sık sık karşı karşıya gelir olmuş. HDP’ye oy verdiğini söyleyen bir işçi anlatıyor: “MHP’li arkadaşlar var onlarla tartışırım. Mesela bizde 1 tane makinist var. PKK dediğin zaman adamın karşısına geçmişsin ölü diri dümdüz küfür ediyorsun. Konuşmayı eğer bilirsen bir sorun çıkmıyor. Kürt sorunu dersen anlaşamazsın. Adamların bakış açıları farklı. Adamlar tek millet tek ulus tek bayrak diyorlar. Anasından, babasından, dedesinden bunu görmüş. Onlarla tartışmayı bilirsen sorun çıkmaz.” Kendi fabrikasında yaşanan bir olayı ise şöyle anlatıyor: “Geçen gün bizim Tuncelili bir arkadaş, MHP’li bir işçiyle neredeyse fabrikada birbirine giriyordu. O MHP’li de çok güvendiğim samimi bulduğum bir arkadaşım. Dedim manyak mısın sen niye kavga ediyorsun. Diyor ki neredeyse çekip vuracaktım adamı.”

DERİTEKS ŞUBE BAŞKANI TAY: GREVE HAZIRLANIYORUZ

Sürece dair son bilgileri ise DERİTEKS Tuzla Şube Başkanı Binali Tay’dan alıyoruz: “Gerek işveren sendikası, gerek biz geri adım atmadık. Arabulucu raporu tutuldu. 6 gün ile 60 gün içerisinde gelişme olmadığı sürece taleplerimiz yerine gelmediği sürece greve hazırlanıyoruz. Fabrikalarda yaptığımız bilgilendirmelerle yetinmeyerek her akşam iki-üç işyerini birleştirip toplantılar yapıyoruz. Süreci birlikte değerlendiriyoruz. Birlikte kararlar alıyoruz. İşverenlerden olumlu cevap gelmediği taktirde bu toplantılar bittikten sonra kurullarımızı toplayarak yeni eylemlilikler belirleyip devam edeceğiz. Mesaiye kalmama eylemlerimiz sonucunda işyerlerinde ciddi mal yığılmaları var. Satışlar olmuyor. İşverenlerin de sürekli toplantı halinde oldukları duyumlarını alıyoruz. 20 tane önemli maddemiz bulunmakta. İşveren sendikası 20 madde ile ilgili teklif sunmamakla birlikte bizde çağrılarımızı ona göre yaptık. Tıkandığımız madde aile maddesi yardımıdır. Kazlıçeşme grevi ile elde ettikleri maddedir. İşveren sendikasının karşı geldiği maddedir. Biz kesinlikle bu maddemizi koruyacağımızı bununla ilgili greve de hazır olduğumuzu söyledik. Bütün üyelerimizin bu yardımı almaları gerektiğini, bütün üyelerimizin, sendikamızın, bu saldırı geri püskürtülmediği taktirde greve hazır olacağımızı söyledik.”

KRİZİN FATURASI

Deri Sanayide üretilen ürünlerin hemen hepsi yurtdışına ithal ediliyor. Rusya uçağının düşürülmesiyle beraber deri patronlarının dilinden kriz söylentisi düşmüyor. Ancak krizin faturası işçilere çıkıyor. Tay, bu konuda şöyle konuşuyor: “Sektör, Rusya krizinden etkilendi mi etkilendi. İsrail, Suriye, Irak, sınır hattında yaşanan sıkıntılar sektörü etkiledi mi etkiledi. Ancak kürk yapan işyerleri, diyebiliriz ki yüzde 99’u Rusya’ya çalışan bir sektörümüz vardı. İç piyasası olmayan bir sektör. Özellikle birkaç yıldan beri ülkemizle yaşanan bu kişisel gerilimler işkolumuzu da etkiledi. Uçak kriziyle birlikte işverenler kendilerine fayda sağlamak üzere bir yöntem geliştirdi.”

DERİMSAN’DA DİRENİŞ BİTTİ

Deri Sanayi’de bulunan Derimsan’da patronun sendikasızlaştırma operasyonu ile işten atılan işçilerin ise direnişi bitti. İşten atmaları örgütlülüğe saldırı olarak niteleyen DERİTEKS Tuzla Şube Sekreteri Haydar Canpolat şunları dile getirdi: “Toplusözleşme yetkimize itiraz edilmişti. İşçiler istifaya zorlanıyordu. Bordroya yansımayan haklarımız vardı. İşçi temsilcisi arkadaşımız başladı. Diğer arkadaşlarımızın da kendi kararıyla çadır kalktı. Çalışmayacaklarını, başka alanlarda çalışacaklarını söylediler. Bir, yetki itirazı geri alınacak, iki bundan sonra Derimsan’da çalışmaya başlayan işçinin deneme süreci bittikten sonra sendikalı olacak. Oradaki 3 firma tek firmaya dönüşecek. Bordrolarda gösterilmeyen haklar tekrar bordrolara girecek. Bu konuşulanları yazılı protokol haline getireceğiz. Buradaki mücadelemiz devam edecek.”

 

www.evrensel.net