'Devlet eliyle tiyatro olmaz, özelleştiriyorum'

Başbakan Erdoğan AKP Gençlik kolları kongresinde sanatçıları hedefine aldı. Haftalardır şehir tiyatrolarının repertuvar belirleme yetkisinin bürokratlara verilmesinden dolayı eylemde olan sanatçılar için 'Soruyorum siz kimsiniz? Sanat sizin tekelinizde mi?'  sözlerini kullanan Erdoğan, tiyatroyuda özelleştireceklerini sö

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP Gençlik Kolları Kongresi'ne katıldı. Başbakan Erdoğan, Şehir Tiyatroları yönetmeliğiyle ilgili tiyatro sanatçılarına sert cevap verdi.   Erdoğan, "İstanbul’da şehir tiyatroları meselesinde o despot anlayış, o kibirli tavır tekrar kendini gösterdi. Soruyorum siz kimsiniz? Bu ülkede sanat sizin tekelinizde mi? Geçti o günler. Artık despot aydın tavrıyla parmağınızı sallayarak bu milleti aşağılama dönemi geride kaldı. Gelişmiş ülkelerin hemen hepsinde devlet eliyle tiyatroculuk olmaz. Ben Kadir Bey’i tebrik ediyorum. Aynı şeyi Bakanlar Kurulu’na getireceğim. Tiyatroları özelleştirmek suretiyle buyurun tiyatrolarınızı istediğiniz gibi oynayın. Destek gerekirse biz de istediğimiz oyunlara sponsor oluruz. Buyrun işte özgürlük. Ama kusura bakma geleceksin hem belediyeden  maaşını alacaksın ondan sonra da yönetime istediğin gibi verip veriştereceksin. Olmaz öyle şey” diye konuştu.

'ÇOK BÜYÜK BİR İHANETTİR'

Konuya ilişkin gazetemize görüş veren Tiyatro Sanatçısı Levent Üzümcü, "Devletin tiyatrolardan desteğini çekmesi çok büyük bir ihanettir" dedi. Üzümcü şöyle konuştu: "Şehir tiyatrolarında, devlet tiyatrolarında bir özel tiyatronun gücünün yetmeyeceği klasikleri oynuyoruz. Shakespeare’in, Brecht’in oyunlarını sahneye taşıyoruz. Devlet tiyatroları özelleştirdiği zaman onları yalnız bırakmış olur. Gelişmiş ülkelerde tiyatrolar desteklenir. Böylece insanlara rahatça ve çok cüzi fiyatlara oyunları izleme fırsatı sağlar. Tiyatrolardan desteğin çekilmesi doğru değildir. Bu çok büyük bir ihanet olacaktır. Bizler, oyuncular tiyatrolarımıza sahip çıkıyoruz. Artık seyircinin de tiyatrolarına sahip çıkması gerekiyor.”

‘BU AÇIKLAMA ANAYASAYA AYKIRI’

İstanbul Şehir Tiyatroları Sanatçısı Orhan Alkaya ise açıklamanın anayasaya aykırı olduğunun altını çizdi. Alkaya'nın görüşleri şöyle: “Başbakanın danışmanlarıyla ilgili problemleri var, bu çok açık. Kendisine doğru bilgilendirme yapılmıyor. Yapılan bu açıklama anayasanın 64. maddesine aykırı bir açıklama. Anayasa çalıştayının olduğu dönemde böyle açıklamaların yapılıyor olması, yeni anayasa adına da endişe verici bir durum. Akıl dışı uygulamalara gidiliyor. Bu tarz bir tartışma bilgiyle yapılır, akıl kapısından geçerek yürütülür ancak baktığımızda ne bir bilgi ne de akıllı bir tutum görüyoruz. Dünyada bunun örnekleri var, bunlar etrafında tartışılmalı. Türkiye sübvansiyonun uzun yıllar korunduğu bir ülkeydi, bu durum göz ardı edilmemeli.”

Öte yandan Hayat TV 14 haber bültenine bağlanan İstanbul Şehir Tiyatrolarının eski Genel Yayın Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu, "Bugüne kadar başka iktidarlarda da tiyatroların özelleştirilmesi ve bu gereksiz görülen yükten ülkeyi kurtarmak konuşulmuştur. Uygulamaya geçilmemişti ama öyle zannediyorum ki bu kez uygulanacak. Çok üzgünüm, Avrupa'nın neresine giderseniz gidin, küçük ölçekli kasabalar dahil olmak üzere her yerde opera binalarını görürsünüz. Bunların kimi belediyeye bağlıdır kimi ulusaldır bizdeki devlet tiyatrosu gibi devlet desteklidir. Bizdeki mali yükün fazla olmasının temel sebebi bilet fiyatlarının düşük olmasıdır. Avrupa'da en büyük fark bilet fiyatlarının daha yüksek olmasıdır. O bilet tabii yapılan harcamayı tam anlamıyla karşılamaz. Çok üzüntü duyuyorum kültürün bu kadar arka planda kalması bir sanatçı olarak bana acı veriyor" dedi. (HABER MERKEZİ)


‘KÜLTÜREL CİNAYET SUÇU’

Üstün Akmen (Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı): Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dünyadan bihaber… Anlaşılan tiyatro sanatını da rant alanına teslim etmeyi planlıyorlar. Devlet eliyle tiyatro olmazmış! Kim demiş? Bal gibi olur. Esas, tiyatroların özelleştirilmesinin düşüncesi bile kültürel cinayet suçu işlemek kapsamına girer. Çünkü hiçbir özel tiyatro devlet tiyatrosu çapında bir yapıma cesaret edemez, onca ile gidip halkın ayağına tiyatro götüremez. İngiltere National Theatre’ı, Fransa Comedie Française’i özelleştiriyor mu? Düşünmüyor bile! Çünkü tiyatroların özelleştirilmesi tiyatro sanatının idam fermanıdır. Devletin o kadar lüzumsuz harcaması, israfı varken tiyatroyu yük saymasını hiç kuşkum yok çok amaçlı bir düşünce olarak görüyor ve yorumluyorum. Bu hizmet, devletin boynunun borcudur. Zırhlı koruma araçları, binlerce koruma, seçim meydanlarındaki estetik yoksunu bayraklar masraf olmuyor da, tiyatro mu devlete çok geldi? Tiyatroların özelleştirilmesi demek “Sanatın içine tüküreyim”, “Ucubeyi yıkın” zihniyetinin sanata bakış açısının canlı fotoğrafıdır.”


‘TİYATROLAR HALKINDIR’

Yıldırım Fikret Urağ (Tiyatro Sanatçısı): Açıkçası bu durum benim için sürpriz olmadı. Şehir tiyatrolarıyla ilgili yeni yönetmelik ortaya çıktığından beri sırasının Devlet Tiyatrolarına, Devlet Opera ve Balesi’ne geleceğini biliyordum. Zaten mevcut durumda Şehir Tiyatroları kapatılmıştır. Başından beri sorun Şehir Tiyatrosuyla değil, tiyatroyladır. Uygar ülkelerde yerel yönetimler tiyatroyu destekler. Başbakan Erdoğan’ın danışmanları nasıl bir araştırma yaptılar bilmiyorum ama tiyatroyu desteklemek ülkenin gelişmişlik düzeyini gösterir. Tiyatroların özelleştirilmesi sonucu tiyatronun belli sınıfsal gruplara ulaşması mümkün değil. Sayın Başbakanın açıklamaları baskıcı, tiyatrocuları ve izleyicileri muhatap görmeyen bir tavır ve çok üzücü. Ama bu son durum benim için bir yandan umut ışığı da taşıyor. Çünkü tiyatrolar halkındır, toplumun birçok kesimini bir araya getirecektir. Halk bütün kesimleriyle sahip çıkacak ve geniş tabanlı bir tepki verecektir.”


‘BAŞBAKAN SANATÇILARLA BİREBİR GÖRÜŞMELİ’

Murat Atak (Devlet Tiyatrosu Sanatçısı): Başbakanın yapmış olduğu açıklama bir defa çok talihsiz bir açıklama. Ancak ben Başbakanı birilerinin yanılttığını düşünüyorum. Başbakanın bu kadar tavır almasını oyunlardan ya da yapılan konuşmalardan kaynaklandığını düşünmüyorum. Başbakan bence sanatçılarla oturup bu konuyu birebir görüşmelidir. Bürokratlar bu ülkenin yönetiminde çok önemli insanlardır. Ancak bürokratların tiyatronun gerçeklerinden ne kadar haberdar olduğu çok önemlidir. Özelleştirmek demek parası olan istediği gibi yapsın demektir. Devletin desteği yetmez, devletin bizatihi işin içinde olması gerekir. Devletin tiyatrosu, operası, balesi olmadığı takdirde bu çok önemli sorunlar yaratır. AB görüşmelerinde size kaç tane termik santralimiz olduğunu sormayacaklar. Kaç tane sahneniz, kaç tane oyununuz var diye soracaklar. Kültür olarak birbirine yakın bir toplum olup olmadığını anlamak isteyecekler. Kapatıyorlar, satıyorlar, yıkıyorlar... Ben bu işte fevri olunmasının sanata zarar getireceğini düşünüyorum. Başbakanın bu konu üzerine sanatçılarla birebir görüşmesi gerektiğini düşünüyorum. “Nedir arkadaşlar sorununuz? Ne yapmak istiyorsunuz” diye sorması gerektiği düşünceyim. Ben Başbakanın yanıltıldığını düşünüyorum. Yoksa bu kadar çok sert çıkmaz diye düşünüyorum. Antik çağdan beri tiyatro ‘kaka’ çocuktur. Çünkü yanlışları gösterip, çelişkileri ortaya koyar. Böylelikle halkı uyandırır. Ben Başbakanın halkın uyanmamısını isteyeceğini düşünmüyorum. Tam aksine uyanık bir toplum istediğini düşünmüyorum.”


ORHAN ALKAYA: DÜNYANIN HER YERİNDE BU DİSİPLİNLER DEVLETÇE KORUNUR

Evrensel Kültür'ün Nisan sayısında Ayşen Güven'e verdiği röportajda tiyatroların neden özelleştirilmemesi gerektiğine değinen sanatçı Orhan Alkaya, "Dünyanın her yerinde bu disiplinler merkezi ya da yerel yönetimler tarafından sübvanse edilerek korunur" demişti.

Alkaya şunları söylemişti: "Şimdi her şeyin özelleştirilmesinin kutsandığı bir dönemde kâr getirmeyen, kâr getirmesi zaten hedeflenmeyen sanat kurumlarının da özelleştirilmesi yönünde bir arzu olması anlaşılabilir ama hiçbir gerçekliğe dayanmıyor bu arzu. Dünyanın her yerinde bu disiplinler merkezi ya da yerel yönetimler tarafından sübvanse edilerek korunurlar. Nasıl karayolu özelleştirilmez, kâr getirmemesine rağmen, temel ihtiyaçtır çünkü. Bu da bir temel ihtiyaçtır. İçsel bir ihtiyaçtır, insanı hayata bağlayan çok temel volanlarla ilgili bir ihtiyaçtır. Korkuya karşı insanı tahkim eden, ayakta tutan bir ilaçtır. Bilim de keza öyle. Burada özelleştirelim dersen o zaman devlet tamamiyle anayasanın 64.maddesindeki o sınırlı vazifesinden de çekilsin dersin. “Sanatı korur” diye sınırlı bir vazifesi var ya devletin, ordan da çekilsin, bunu isteyen bir kesim var, her yeri özelleştirdik burayı niye özelleştirmiyoruz diyen, bunlar bizi de sevmiyorlar zaten diye düşünüyorlar..."

www.evrensel.net