BM İşkenceye Karşı Komite: İşkence iddiaları araştırılmalı

BM İşkenceye Karşı Komite: İşkence iddiaları araştırılmalı

BM İşkenceye Karşı Komite, hazırladığı raporda özellikle Cizre’de ciddi, işkence, kötü muamele ve infaz iddialarının soruşturulması talebinde bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) İşkenceye Karşı Komite, Türkiye'nin 26-27 Nisan 2016 tarihinde sunduğu raporu üzerinde tamamlanan incelemelerinin ardından gözlem raporunu yayınladı. Komite, AİHM kararına konu olmuş işkence ve kötü muamele eylemlerinin cezasızlığı kapsamında, işkencenin kovuşturulduğu yönünde yeterli bilgi alamadığını ve hükümet dışı örgütlerin belgelediği işkence ile devletin sunduğu veriler arasında büyük uyumsuzluk olduğu, işkence iddialarının soruşturulmadığı sonucuna vardı. 

BAĞIMSIZ SORUŞTURMAYA İZİN VERİN’

Komite, kolluğun eylemleriyle ilgili bağımsız soruşturma mekanizmasının halen kurulmadığına dikkat çekerek, Türkiye'nin şu tavsiyeleri yerine getirmesi istedi: 

"Tüm işkence ve kötü muamele iddialarının hızlı, etkili ve tarafsız bir şekilde soruşturulmasını, faillerin eylemlerinin ağırlığına uygun olarak kovuşturulmasını ve mahkum olmasını garanti altına alın. Soruşturma sürecinde özellikle aynı eylemleri tekrarlama ya da mağdura misillemede bulunma yahut soruşturmayı engelleme riski olan faillerin görevden uzaklaştırılmasını güvence altına alın. Mağdurun etnik kimliğini de kapsayacak şekilde ilgili belirleyenleri içeren istatistiki bilgileri sunun. Bunun gibi işkence ve kötü muamele iddiasında bulunan kişilere başka suçların yüklendiği davalara ilişkin de bilgiyi sunun. Polis hiyerarşisinden bağımsız, kolluğun eylemlerine yönelik şikayetleri inceleyecek bağımsız soruşturma birimi kurun." 

‘HİÇBİR ŞEY İŞKENCEYİ MEŞRULAŞTIRAMAZ!’

Komite raporunda, Türkiye'de başlayan savaşla birlikte kolluk kuvvetlerinin alıkoyduğu kişilere yönelik işkence ve kötü muamele eyleminde bulunduğunun tespit edildiğini de vurguladı. 

Buradan hareketle de "İşkencenin mutlak olarak yasak olduğunu hatırlatmış ve savaş halinde, savaş tehdidi halinde, iç karışıklık ya da olağanüstü halin yahut terörist eylem tehdidi, uluslararası ya da uluslararası olmayan nitelikteki silahlı çatışma hallerinin işkenceyi hiçbir koşulda meşrulaştırmayacağının" altını çizen Komite, devletin özellikle Aralık 2015-Mart 2016 arası Cizre’de gerçekleşenler olmak üzere tüm işkence ve kötü muamele iddialarının hızlı, etkili ve tarafsız bir şekilde soruşturmasını istedi. 

Komite'nin yine işkence eylemi faillerinin ve iştirak edenlerin, emir verme pozisyonunda olanlar dahil usulüne uygun olarak kovuşturmasını, suçlu bulunurlarsa eylemlerinin ağır doğasına uygun olarak ceza almasını sağlamasını; mağdurlara adil ve yeterli tazminat ile mümkün olan en iyi düzeyde rehabilitasyon dahil olmak üzere etkili giderim mekanizmaları sunması gibi talepleri de raporda yer aldı. 

ÖLDÜRÜLEN UĞUR KAYMAZ VE BABASI HATIRLATILDI

Komite'nin raporunda üzerinde durduğu bir diğer önemli başlık 'yargısız infaz'lar oldu. Komite, operasyonlar kapsamında güvenlik güçleri tarafından yargısız infaz sonucu öldürülen sivillere yönelik güvenilir bilgilere rağmen bilgi vermeyen Türkiye'ye, özellikle Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz'ın faillerinin cezalandırılmaması konusunu yeniden hatırlattı. Ayrıca 8 Eylül 2016'da öldürülen Maşallah Edin ve Zeynep Taşkın dahil olmak üzere, tüm yargısız infaz iddialarıyla ilgili hızlı, etkili ve tarafsız bir şekilde soruşturulmasını isteyen Komite, operasyonları kapsamında öldürülen herkesin ailelerine bedenlerin teslimi için bildirimin ve makul koşulların sağlanması ve bu yönde mevcut iddiaların soruşturulmasını garanti altına almasını da istedi.

‘SORUMLULARIN YARGILANIP, CEZALANDIRILSIN’

Komite, yine devletin güvenlik operasyonları sırasında uygulanan 'sokağa çıkma yasağı'nın ağır eziyet yaratan, insanları gıda ve sağlık hizmetine erişimi yönünden alıkoymasına yönelik iddiaları derhal, tarafsız ve etkili şekilde soruşturmasını ve sorumluların yargılanıp, cezalandırılmasını istedi. 

Raporunda eylemcilere yönelik aşırı güç kullanımının dramatik bir şekilde arttığını da tespit eden Komite, CPT raporuna referansla İstanbul ve Ankara'daki Gezi protestolarındaki görevlilerin eylemleri ile ilgili soruşturmaların davaya dönüşmemesine ilişkin ise şu eleştirilerde bulundu: "Ayrıca iç güvenlik paketinin, eylemcilere ateşli silah kullanılmasını da içerecek şekilde polise tanıdığı ek yetkilerle ilgili kaygısını; bu kapsamda aşırı güç kullanımı iddialarının hızlı, etkili ve tarafsız şekilde soruşturulmasını, faillerin yargılanmasını ve kolluk kuvvetlerine yönelik sistematik eğitim programlarının uygulanmasına yönelik çabanın arttırılması." 

Komite'nin raporunda yer alan diğer talepler ise şu şekilde: 

* Alıkonulanların temel yasal güvenceleri yönünden polise bireyleri alıkoyma yetkisi veren CMK'da yapılan yeni değişikliklerden kaygılanılırken, kişilerin özgürlüklerinden mahrum edildikleri ilk andan itibaren temel güvencelerin sağlanmasını garanti altına alması gerekir. 

* Komite, kişilerin avukatları ve doktorlarla ile kurduğu iletişim hariç olmak üzere video kaydının tüm alıkonma yerlerinde yapılmasına devam edilmesini tavsiye etmiştir. 

* Devam eden tüm zorla kaybetme iddiaları ile ilgili etkili ve tarafsız soruşturmaların yürütülmesi, faillerin yargılanması ve cezalandırılması, mağdurların zararlarının tazmini için uygun önlemelerin alınmasını tavsiye eden Komite, Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına dair Uluslararası Sözleşmenin imzalanması için de Türkiye'yi teşvik etti. 

* TİHK'in yerine kurulan TİHEK'in üyelerinin atanmasına yönelik yeni Kanundaki düzenlemelerin insan hakları kurumlarının bağımsız olmasını ortadan kaldırıcı nitelikte gören Komite, Delegasyonun ulusal önleme mekanizması olarak da bu kuruma işaret etti. TİHEK'in fonksiyonel, yapısal ve finansal bağımsızlığının garanti altına alındığı gerekli yasal önlemlerin alınmasını, özgülenmiş yapısı ve yeterli kaynaklarının varlığı halinde ulusal önleme mekanizma işlevi görme amacının sağlanmasının güvence altına alınmasını tavsiye etti. 

* Aşırı kalabalıklaşmanın hafifletilmesi için alıkonma içermeyen alternatif tedbirler almaya devam edilmesini öneren Komite, zamanında ve uygun sağlık hizmetinden özgürlüğünden mahrum bırakılan herkesin faydalanmasının garanti altına alınmasını ve buna aykırı kasti davranışlara yönelik iddiaların bağımsız ve hızlı bir şekilde soruşturulmasını talep etmiştir. Sağlık hizmetinin sunulmamasından sorumlu cezaevi personelinin kovuşturma ve disiplin yaptırımlarına uğramasının sağlanmasını talep etmiştir. 

* Gözaltında ölümler ve nedenleri ile ilgili detaylı bilgilendirme yapılmamasını eleştiren Komite, tüm gözaltında ölüm eylemlerinin hızlıca ve tarafsızca bağımsız yapılarca soruşturulmasını istedi. 

* Devletin işkence ve kötü muamele görenlerin adil ve yeterli tazminat hakkı ile mümkün olan rehabilitasyon hizmetinden faydalanmalarının garanti altına alınmasını öneren Komite, rehabilitasyon hizmeti sunan hükümet dışı kuruluşların desteklenmesi ya da hizmetlerinin kolaylaştırılması yönünden alınması gereken önlemelere dair hiçbir bilginin sunulmamasına yönelik eleştirilerini getirdi. 

* Gazetecilerin, insan hakları savunucularının ve hekimlerin tehditlere ve saldırılara karşı korunmasını, Hrant Dink ve Tahir Elçi cinayetleri ile Hürriyet Gazetesine yönelik saldırı dahil olmak üzere bu tip eylemlerin hızlıca soruşturulmasının sağlanmasını talep etmiştir. Yine gazeteciler ile insan hakları savunucularının özgürce belgeleme yapmaktan kaçınmasına neden olacak eylemlerden kaçınmasını talep ettiği Devletin halen yargılanmakta olan bu kişilerle ilgili bağımsız değerlendirmeyi sağlamasını istedi. (DİHA)

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Mayıs 2016 14:29
www.evrensel.net