'Yasayı bilmiyoruz ama işçiler zaten kiralanıyor'

'Yasayı bilmiyoruz ama işçiler zaten kiralanıyor'

İşçilerin kiralık işçilik yasası hakkında ne düşündüğünü öğrenmek için Güneşli’de tekstil firmalarının olduğu sokakta işçilerle konuştuk.

Sinan CEVİZ
İstanbul

Kamuoyunda kölelik yasası olarak bilinen ÖİB yasası 6 Mayıs sabaha karşı kaşla göz arasında Meclisten AKP’li vekillerin oylarıyla geçirildi. Ne oldu? Yasa ne içerir? İşçinin başına ne gelecek?

Sendikalar başta olmak üzere emek örgütlerinin karşı çıktığı bu yasa konusunda işçiler ne kadar bilgili. Bunu öğrenmek için Güneşli’de Taha, Talo, Feti tekstil firmalarının olduğu sokakta öğlen yemek molasında işyerlerinin dışında çay içip dinlenen işçilerle sohbet ettik. Aldığımız yanıtlar oldukça çarpıcı oldu. Çoğu işçi yasayı bilmese de, patronların daha şimdiden işçi kiralamaya başladığını biliyor.

İlk görüştüğümüz işçiye yasadan haberi olup olmadığını sorduğumuzda şu yanıtı aldık: “Böyle bir yasanın çıktığından haberim yok, bir şeyler duymuştum ama yasa çıktı mı çıkmadı mı bilmiyorum.  Ama şunu söyleyebilirim bu kiralık işçilik denilen şey zaten uygulanıyor. Mesala bizim işyerinde de bu uygulanıyor geçen hafta yoğundu gece vardiyasında 20 kişi getirip çalıştırdılar. İş bitince de adamları gönderdiler. Yani iş yoğun olunca işçi kiralamasını yapıyorlar, sigorta da yatırmıyorlar. Bu işçileri getiren ekip başları asıl parayı kırıyor.”   

YASAL DEĞİLDİ AMA UYGULANIYORDU

Bu sohbetin ardından çay içen başka bir işçi grubunun yanına yaklaştık ve masada oturan 4 işçiden ikisiyle koyu bir sohbete başladık. İşçilerden ikisi de yasadan haberdar değil, hiç duymamışlar ve konuyla ilgili pek bir bilgileri yok.

-Kiralık işçilik yasası Meclisten geçti duydunuz mu?
-Hayır duymadık nasıl bir şey?
Bu diyalogların ardından yasayla ilgili kısa bir bilgi verdikten sonra söz alan işçilerden Muharrem Yerlikaya şunları dile getirdi: “Bu yasaya gerek yok zaten bu durum uygulanıyor. Bizim sektörde de çok var bu uygulama. Mesela adam kurmuş ekibini iş yoğunlaştı mı çağırıyorlar 15-20 kaç kişi lazımsa gelip gündelikçi çalışıyor işçiler hem de az para alıyorlar.”
Uğur Musaoğlu da doğruluyor anlatılanları: “İnsanlar bu durumu kabul ediyor onun için bu uygulama var zaten. Bizim bu yasadan haberimiz yok ama anlattığınız gibiyse yasal değildi ama zaten uygulanıyor.”

BASIN İSTEDİĞİNİ VERİYOR İSTEMEDİĞİNİ VERMİYOR

Sohbet ilerlerken iki arkadaşa gündemdeki milletvekili dokunulmazlığı gibi konulardan haberdar olup olmadıklarını soruyoruz. “Evet biliyoruz” diyorlar. Güncel gelişmelerin hemen tümünü takip ediyorlar.

-Peki bu yasa sizi ilgilendiriyor nasıl duymadınız?
-Basın satılmış hiç bir şeyi düzgün aktarmıyorlar ki.
Muharrem Yerlikaya devam ediyor: “Basın istediğini veriyor istediğini vermiyor bizim de her şeyden bilgimiz olmuyor.”
“Yeni bir yasa daha var gündemde. O da kıdem tazminatı bu konuda ne düşünüyorsunuz?” diye sorduğumuzda ise Uğur Musaoğlu’dan daha önce pek çok işçiden duyduğumuz yanıtı alıyoruz:“Yok canım o iş olmaz, o yasayı çıkaramazlar. Kaç yıldır konuşuluyor ama geçmez. O çok büyük tepki toplar.”
Genel kanı kıdem tazminatının kaldırılamayacağı yönünde. Ama ya olursa? Ya kıdem tazminatlarına da dokunulursa o zaman ne olur? Bu soru üzerine masada sessiz kalmayı tercih eden ve isimlerini vermek istemeyen diğer işçiler de sohbete dahil oldular. İşçilerden biri 45 diğeri ise 50 yaşında. İkisinin de tepkisi “Eğer kıdem tazminatlarına dokunulursa o zaman biz de tazminatımızı alır gideriz zaten primimiz doldu” oluyor.  Masa da duran işçilerin hepsi aynı fikirde “Yasa çıkmaz ama çıkarsa da halklarımızı alır gideriz.” “Karşı çıkılmalı, engellenmeli, mücadele edilmeli” gibi sözler ise sadece sendikalı işyerlerinde çalışan işçiler tarafından söyleniyor.

AKP DE İŞÇİ DOSTU DEĞİL AMA...

Kiralık işçilik yasasının çıkarılmasından sorumlu olan AKP iktidarı ile ilgili neler düşündüklerini soruyoruz. İşçilere aldığımız yanıtlar ise şöyle:
Uğur Musaoğlu: Ben oyumu AKP’ye verdim böyle şeyler oluyor ama ne yapalım kime verelim AKP’den daha iyisi mi var?
Muharrem Yerlikaya: Ben de oyumu AKP’ye verdim her şey iyi yapılmıyor tabii ama diğerlerinin haline baksana nasıl gidip de onlara oy verelim.
AKP’nin işçi hakları ile ilgili yaptığı düzenlemeleri hatırlatınca iki işçinin de verdiği yanıt şu oldu: “Evet bu hükümet de diğerleri gibi işçi dostu değil, bizim durumumuz hep kötüye gitti ama alternatif yok ki. Her biri ayrı bir dert kime itibar edip verelim.”
Peki ya işçiler alternatif yaratamaz mı, sendikalaşmak, örgütlenmek mücadele etmek gibi.
Muharrem Yerlikaya “Sendikalı olmak iyi ama hemen kapı önüne koyarlar adamı, sendikaların da işçi ile alakası yok kalmamış her şey siyaset olmuş öyle olmasa yasa diyorsun çıkar anlatırlardı işçilere birleşelim karşı çıkalım derlerdi ama işçiyi sendikalar da düşünmüyor.”
Uğur Musaoğlu da bu konuda benzer düşünüyor.

HERKES BİRLİK OLMALI AMA BAKIYORSUN HERKES BORÇ BATAĞINDA

Bir başka masada oturan işçilerin yanına geçiyoruz. Benzer soruları soruyoruz. İşçilerin verdiği yanıtlar şöyle:
Bilal Altuntaş: Yasadan haberimiz yok, dokunulmazlık tartışmalarını biliyoruz, Davutoğlu’nun başbakanlıktan alınmasını da aslında haber izliyoruz ama bu konudan haberimiz olmadı. Basın taraflı istediklerini verip istediklerini vermiyor. Şimdi bu yasa anlattığınıza göre birçok hakkımızı elimizden alacak zaten kıdem tazminatına dediğiniz gibi kaldırırlarsa biz bittik. CHP desteklenmeli bu dönem ama muhalefet de güçlü değil. Şimdi sendikalaşalım desen o da kolay değil aslında burada arkadaşlar denedi ama sonrasında birçoğu işten atıldı. Sendikalar işçinin yanında değil burada görüyoruz. Mesela geçen sene de buraya geldiler. Yanlarında HDP milletvekili yani siyasete bulaşıyor sendikalar. Öyle olunca işçi itibar etmiyor. Halk ayaklansın diyorsun ama oradan da sonuç alamıyorsun. Mesela Gezi olaylarında halk tepki gösterdi bu iktidara ama ne oldu Gezi Parkına bir gittik ki adı sanı duyulmamış örgütler olayı sahiplenmiş. Yani halk birlik olsa bunu hemen bozan kendine yontanlar oluyor. Şimdi ne yapmak lazım dersen valla kardeş 400’ü verip kurtulacağız başka çare yok. Artık nalet olsun kurtulalım diye gidip vereceğiz bu noktaya geldik.
Erol Turan: Ben ilk dönem AKP’ye oy verdim sonra vermedim. İlk zamanlar 5 yıl gerçekten çok iyiydiler ama sonra cıvıttılar. AKP yoldan çıktı. İşçilerin de hep haklarını gerilettiler. Ama şimdi kiralık işçilik diyorsunuz haberimiz olmadı ama kardeşim adam gibi bir muhalefet yok ki. İnsanlar mücadele etsin de nasıl etsin. Bunlar herkesi borçlandırdılar, borcu olmayan insan yok. Bu durumda nasıl mücadele edilsin. Valla arkadaş doğru söylüyor ver 400’ü kurtul noktasına geldik. Ha o zaman da kurtulamayacağız ama ne yapalım. Güveneceğimiz adam gibi bir yerlerde yok ki. Şimdi kıdem tazminatı da kalkacak diyorsunuz öncülük eden birileri olsa biz de elbette çıkar yanlarında yer alırız ama herkes kendi derdine düşmüş. Şimdi bizle olan bir şey olsa tamam harekete geçelim ama değil herkes birlik olmalı ama bakıyorsun herkes borç batağında. Basın da bu olayda olduğu gibi bir güzel uyutuyor insanları.

BİRLİK OLURSAK KİMSE KÖLE MUAMELESİ YAPAMAZ

Yasa ile ilgili bilgi eksikliği olsa da tüm işçiler bir şey yapılamaz noktasında değil. “Mücadele edeceğiz” diyerek çalışma yürüten işçiler de var. Bunların başında ise Nakış İşçileri Birliği altında toplanan nakış işçileri geliyor. Bu işçiler yaptıkları çalışmaları ve hedeflerini gazetemize anlattı.

BİLGİLENDİRME ÇALIŞMALARI YAPIYORUZ

Nakış İşçileri Birliği üyesi işçiler

Bizler 2003’ten beri çalışma koşullarının düzeltilmesi için mücadele ediyoruz. 12-13 saat çalışma sürelerinin kaldırılması ve 8 saatin uygulanmasını istiyoruz. Bu süre içerisinde anladık ki patronlar işçilerin birlik olmasını engellemek için ellerinden geleni yapıyor. Şimdilerde birliğimizi sendika çatısı altında toplamak için çalışıyoruz. Bu süre içerisinde işverenler de derneklerini kurdular ve birlikte hareket ediyorlar. Bu kiralık işçilik uygulaması da biz işçilerin haklarını yok etmenin adımlarından biri. Ve biz buna karşı da mücadele etmek zorundayız. 1 Mayıs öncesinde bu konu ile ilgili çalışmalar sürdürdük bölgemizde sendikalarla bir araya gelindi ve bilgilendirme çalışmaları sürdürdük. Ama yeterli olmadı halen bir çok arkadaşımız konuyla ilgili bilgiye sahip değil.  Basın istediğini veriyor, istediğini vermiyor ama biz toplantılar yaparak, bildiriler çıkararak konuyu arkadaşlarla paylaşmaya çalıştık. Bundan sonra da her şey bitmiş değil bu yasanın uygulanmasına izin vermemeliyiz. Tüm işçi kardeşlerimizi mücadele etmeye çağırıyoruz. Birlik olursak kimse biz işçilere köle muamelesi yapamaz.

BİRLİKTE HAREKET ETMELİ VE YASAYI UYGULATMAMALIYIZ

LCW işçileri

Kölelik yasası ile ilgili bilgilendirmeler sendikamız (Liman-İş) tarafından yapıldı. Ancak tüm arkadaşlarımıza bu bilginin ulaştığını söyleyemeyiz. Neticede toplantılar oldu, bildiriler dağıtıldı vs. Haklarımızı bilmiyoruz ve sanıyoruz ki bir işyerinde maaş alıyor olmak bile birilerinin lütfuymuş gibi. İşyerlerimiz büyüyor biz ise bir evde iki kişi çalışmadan geçinemez durumdayız.
Bu yasanın uygulanması halinde çalışma koşulları daha da kötü olacak ve biz buna izin vermemeliyiz. Biz bütün işçi kardeşlerimizi birlik olaya çağırıyoruz. Yan yana durmaya haklarımıza sahip çıkmaya. Şimdi bu yasadan sonra kıdem tazminatlarını da kaldırmak istiyorlar. Koyun gibi boynumuzu uzatıp kesin diyemeyiz. Tam tersine bu yasalara itiraz etmeliyiz. Bu gün mevcut yasalar uygulansa işçiler birçok hakkını alabilir. Ama başta sendikalaşma olmak üzere haklarımızı kullanamıyoruz. Bu durum biz işçilerin işten atılma korkusundan kaynaklanıyor. Öyle de böyle de işten atılıyoruz. Bu yasa devreye girdi mi kimsenin de iş garanti olmayacak. Onun için birlikte hareket etmeli ve yasayı uygulatmamalıyız.

BİRLİK OLMAK ZORUNDAYIZ

Borusan İşçisi: Biz de bu konu ile ilgili bir şeyler duyduk ama yeterli değil açıkçası, bir ara sendika yöneticileri (Türk Metal) bir şeyler söyledi ama net anlaşılamadı. Çok umursanmadı bu yasa ve neticede gelmiş Meclisten geçmiş. Bu konuya karşı sendikalar hemen harekete geçmeli ve bir an önce mücadele başlatılmalıdır. Açıkçası bazı durumlarda bizim de kabahatimiz var pek kendimizle ilgili gelişmeleri takip etmiyoruz.
Uno İşçisi: Biz Uno’nun lojistiğinde çalışıyoruz. Bizim işyerimiz sendikalı (Öz Gıda-İş) ama sıkıntılarımız var. Bu yasayı bölgemizde 1 Mayıs öncesi yapılan çalışmalardan duydum. Şimdi tabii zaten kötü olan çalışma koşulları bu yasa ile daha da kötü olacak. Hiç birimiz kendimizi kişisel olarak kurtaramayız, ancak birlik olmak zorundayız ve mücadele etmek zorundayız. Aslında bu mümkün. Bunun örneklerini görüyoruz. Yasa geçti diye oturup ağlamak yerine karşı çıkmalıyız. Biz işçiler kendimize güvenmeliyiz ve haklarımız için mücadele etmeliyiz.

KİRALIK İŞÇİLİK YASASINDA NELER VAR?

Bir gece vakti AKP’li vekillerin oylarıyla apar topar Meclisten geçirilen kiralık işçilik yasası şunları getiriyor:
* Yasa gereği işsiz kalanlar özel istihdam bürolarına (ÖİB) başvuracak. ÖİB’ler işçilerin belirli sürelerde asıl işverene kiralanmasına aracılık yapacak. ÖİB patronları kiraladıkları işçi başına komisyon alacak.
* Hamilelik askerlik gibi izin alan işçilerin yerine kiralanan işçiler, iş bitiminde işsiz kalacak. İşlerde artış olduğu dönemler için de işçi kiralanabilecek.
* Kiralanan işçiler 4 ay çalışacak ve sonrasında iş yoğunluğu devam ediyorsa bu süre 8 aya kadar uzatılabilecek.
* Kiralanan işçiler iş yoğunluğuna göre çalıştırıldıkları ve rutin dönemde çalıştırılmadıkları için primlerini dolduramayacak ve emekli olamayacaklar. Bu sürenin uzaması halinde sağlık hakkından yararlanmak için GSS primi ödemek zorunda kalacak.
* Kiralanan işçilerin yıllık izin ve haftalık için haklarından yararlanmaları söz konusu olmayacak.
* Kiralanan işçiler ÖİB ile sözleşmeli çalışacaklar. Kıdem tazminatı almaya hak kazanamayacaklar.
* Bu koşullarda çalışan işçilerin işvereni ÖİB olacak ve sendikalaşma hakları olmayacak.
* İşçiler fabrikanın koşulları ne olursa olsun asgari ücretle çalıştırılacak.

www.evrensel.net