11 DİHA muhabiri tutuklu: Karanlık bastırmadan kenetlenmeli!

11 DİHA muhabiri tutuklu: Karanlık bastırmadan kenetlenmeli!

Tutuklu DİHA muhabirlerinin sayısının 11'e yükseldi. Gazeteciler, daha karanlık günlere girilmeden kenetlenilmesi gerektiğini vurguladılar.

Mardin’in Savut ilçesinde gözaltına alınan Dicle Haber Ajansı (DİHA) Muhabiri Abdulkadir Turay’ın da tutuklanması ile DİHA’nın demir parmaklıklar arkasına konulan muhabir sayısı 11’e yükseldi.

DİHA’ya yönelik bu baskıları, AKP’nin savaş politikalarından bağımsız görmeyen ve “DİHA, Saray’ın baskısını haberleri ile boşa çıkardı. Tutuklamalar da bu yüzden” diyen gazeteciler, daha karanlık günlere girilmeden tüm gazetecilerin kenetlenmesi gerektiğini vurguladı.

‘MESLEK ÖRGÜTLERİ HAREKETE GEÇMELİ’

Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat’a göre, sürdürülen tutuklamalar, tıpkı daha önce ‘KCK Basın’ davasında olduğu gibi, iktidarın Kürt sorunuyla ilgili sürdürdüğü politik konsepte bağlı. Yöneltilen suçlamalar ve suç oluşturmak için imal edilmiş olan delillerin de yine inandırıcı, hukuki bir temelden yoksun oluşlarının bu politik nedene dayandığını söyleyen Polat, “Meclisteki HDP’li vekillerin dokunulmazlıkları neden kaldırılmak isteniyorsa, Kürt basın emekçileri de aynı politikanın bir unsuru olarak bu zulmü görüyorlar” dedi. Polat, buna karşı basın meslek örgütlerinin yaptıkları yazılı açıklamalar ya da sokakta yapılan basın açıklamalarının ise, caydırıcı bir etki yaratmadığı eleştirisinde bulundu.

‘SUÇLAMALAR EN FAZLA MEDYA ELEŞTİRİSİ OLABİLİR’

Tutuklamaları, Kürt meselesine devletin baktığı açıdan bakmayan herkesin her geçen gün biraz daha genişletilen ‘terörist’ torbasına atılmasının bir parçası olarak değerlendiren Gazeteci Tuğba Tekerek, en fazla bir medya eleştirisi konusu olabilecek suçlamalarla devletin gazetecileri cezaevine gönderdiğini ifade etti.
Gazeteci Şafak Timur da Kürt gazetecilere yönelik baskının insanların savaş sürecinden haberdar olmasına engel olmak amacı taşıdığını vurgulayarak, verilen tutuklama kararları üzerinden, benzer yönde habercilik yapan gazetecilere ‘Sizin de başınıza gelebilir’ mesajı verildiğini dile getirdi. Timur, bu haber direnişinin Türkiye’nin batısındaki gazetecilerce omuzlanmadığı sürece, bu yükün yine Kürt gazeteciler üzerinde kalacağına da ifade etti.
Sürdürülen baskının AKP’nin savaş politikalarından bağımsız olmadığını kaydeden Etkin Haber Ajansı (ETHA) Editörü Önder Öner ise, bunun nedenini şöyle açıkladı: “Saray iktidarı, 24 Temmuz’da savaş konseptini başlatırken bu basına yönelik bir saldırı dalgası ile birlikte başlattı. AKP, Kürdistan’da çok sayıda kentte sıkıyönetim yapacak ve dünya bunu duymayacak. Bunu istiyor. Bu nedenle özellikle DİHA’yı engellemesi de stratejik açıdan önemliydi.”
Türkiye’de genelde gazetecilerin özelde ise Kürt gazetecilerin her zaman baskı altında olduğunu ifade eden imc TV Haber Müdürü Hamza Aktan ise son bir yılın ayrı bir karakteri olduğu görüşünde. “Çünkü Kürt kentlerinde çok büyük yıkıma yol açmış bir savaş yaşanıyor. İktidar, bu yıkımın tüm yönleriyle topluma gösterilmesini istemiyor. Bu çabaya giren gazeteci ve basın kurumlarını da bu nedenle hedefine alıyor” diyen Aktan, amacın, yaşananları yalnızca kendi perspektiflerinden kamuoyuna yansıtılması olduğunu söyledi.

‘BAŞKANLIKTAN BAĞIMSIZ DEĞİL’

Diken.com.tr haber sayfasından Tunca Öğreten de baskıların AKP’nin savaş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık politikasından bağımsız olmadığını belirtti. “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’de kendinden başka kimsenin konuşmasını, düşünmesini istemiyor. Bunun için de yasaklamaya, tehditler savurmaya devam ediyor. Atadığı Başbakanı, buna benzer nedenlerden ötürü görevden alan bir Cumhurbaşkanının, gerçekleri yazan gazetecileri hapse tıktırmak için savcılığa soyunmasına da şaşırmamak gerek” diyen Öğreten, DİHA muhabirlerinin kaç kez gözaltına alındığını, kaçının tutuklandığını, sitesinin kaç defa erişime engellendiğini artık akıllarda tutulamaz hale geldiklerini ifade etti. (İstanbul/DİHA)

www.evrensel.net
ETİKETLER DİHA