Avukatlar: Daha ne delili lazım?

Avukatlar: Daha ne delili lazım?

Fethiye Davası olarak bilinen toplu tecavüz davasında beraat kararı davanın son skandalı olarak kayıtlara geçti. Karara, 'delil yetersizliği' gerekçe gösterildi. Davanın avukatlarıysa karara tepkili ve "Daha ne delili lazım" diye soruyor.“Delil yetersizliği nedeniyle” tecavüz sanıklarının beraatine karar verilen davad

“Delil yetersizliği nedeniyle” tecavüz sanıklarının beraatine karar verilen davada İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından verilen ”Mevzu geçen ırza geçme olayı nedeniyle travma sonrası stres bozukluğu adı verilen ağır nevroz hali tespit edilmiştir” raporu, baz istasyonlarından gelen cep telefonlarının teknik takibinde tecavüzcülerin olay yerinde bulunduğu raporu, cinsel şiddet sonrası komplikasyonları belirten jinekolog raporu, cinsel şiddet sonrası Morçatı başvurusu, psikoterapi süreci ve şiddetin raporlanması, tecavüz sanıklarının birbirleriyle uyuşmayan çelişkili ifadeleri, bunun karşısında tecavüze maruz bırakılan kadının beyanı var. Çoğu tecavüz davası için “olmadığı” için beraat kararının çıkmasında etkili olan Adli Tıp Kurumu Raporu bu dava için yeterli görülmedi.

Kadının avukatları ise “Daha nasıl bir delil lazım” diye soruyor.

'HUKUKSUZLUK'

Avukat Kadriye Beceren, sanıkların suçsuz olduğu kararının olmadığı, eğer suçsuz olduklarına ikna olunmuş olsaydı “suçsuzlukları sabit olduğundan” beraate karar verilmesi gerektiğini söyleyerek pek çok delil olmasına rağmen hukuksuzlukla karşı karşıya olduklarını söyledi. “Biz sanıkların bilgisayarlarına el konulmasını ve teknik inceleme yapılmasını talep etmiştik, bilgisayarların inceleme raporları bize verilmedi, incelememize izin verilmedi. Elimizdeki delillerin dışında da delil oluşturabilecekken bu inceleme raporları hukuksuzlukla karşı karşıya kaldık” diye konuştu.

'DELİLLER YETERLİ'

Avukat Sevda Bayramoğlu “Son derece yeterli olan delillere rağmen verilen beraat kararı hukuka aykırı kararlar yüzünden adalet duygusu zedelenen binlerce kadın için de çok incitici bir karardır. Böylesi suçlar alenen işlenen suçlar değildir, aleni deliller bulmak imkansızdır, suçun işlendiğine dair hukuken ve doktrinel olarak yeterli görülen raporlara ve tanıklıklara rağmen beraat kararı verilmesi, tecavüz sanıklarının beyanlarının esas alındığını, bizim ise yok sayıldığımızı gösteriyor.” Dedi. Kararı temyiz edeceklerini, bu kararın vahşi bir saldırının mağduru olan binlerce kadın açısından da izlenecek bir dava olduğunu söyleyen Bayramoğlu “yılmayacağız” dedi.

'ERKEK ADALET İŞLEDİ'

Avukat  Meriç Eyüboğlu ise davanın açılma sürecinden karar duruşmasına kadar yaşanan hukuksuzlukların “erkek adaletin” nasıl işlediğini gösterdiğini belirterek “Elimizde AİHM kararları var, bu kararlar tecavüz davalarında olayı aydınlatacak bütün olguların araştırılması görevini devlete yüklüyor. Türkiye, daha önce yeterli araştırma yapılmadığı gerekçesiyle pek çok kez mahkum oldu.” dedi. Bu dava da ilk aşamada savcılığın konuşturmaya gerek omadığı gerekçesiyle kamu davası açılmadığı için daha önce AİHM’ye götürülmüştü, AİHM, son kararı bekliyor. (HABER MERKEZİ)


DAVA SÜRESİNCE NELER YAŞANDI?

İşte her aşamasında “hukuka tecavüz” olarak ilerleyen Fethiye Davası’nda yaşananlar:
·    2007’de 8 kişinin toplu tecavüzüne maruz kalan kadın yaşadığı olayı hatırladığında hemen suç duyurusunda bulundu. Bütün çabalarına rağmen savcı “soruşturmaya gerek görmediği” için ilk aşamada dava açmadı.
·    Kadın, delilleri kendisi toplamak zorunda kaldı.
·    Resmi makamlarca kadına uğradığı tecavüz sonucu “Travma sonucu stres bozukluğu” raporu verilmiş olmasına, tanıklıkların varlığına rağmen savcılık 3.5 yıl boyunca kamu davası açılmadı.
·    Kadınların dayanışması ve mücadelesi sonucu Adalet Bakanlığı hukuk mekanizması içinde olağanüstü bir yol olan “Yazılı emirle bozma kararı” vererek davanın açılmasına karar verdi.
·    İlk duruşmada tecavüzcülerin bir kısmı “tanık” olarak dinlendi.
·    Muğla Barosu Başkanı ve Sekreteri tecavüzcülerin avukatlığını üstlendi.
·    Duruşmalarda Baro Başkanı Gürkan savunmasında “Kadının boşanmış aile çocuğu olduğu için tecavüzü uydurduğu”, “Psikolojik rahatsızlığı nedeniyle kullandığı ilaçlar nedeniyle sanrılar yaşadığı”, “Sosyalist bir partiye üye olduğu ve kadın örgütleriyle çalışmalar yürüttüğü için yalan söylediği” gibi iddialarda bulunarak “Tecavüzün hiç gerçekleşmediğini” iddia etti.
·    Davayı takip eden kadın örgütleri “komplo kurmakla” suçlandı.
·    Dava süresince tecavüze uğrayan kadının avukatlarına yönelik de “Her fırsatta bir şeyler uyduruyorsunuz, sonra çok üzüleceksiniz”, “Siz içeride ne yaptığınızı zannediyorsunuz?”, “Kadınlık yapma avukatlık yap” gibi ithamlarda bulunuldu
·    Baro başkanı kimliği ile tecavüzcülerin avukatlığını üstlenmesinin etik olarak doğru olmadığını söyleyen, bu nedenle de Mustafa İlker Gürkan’ın davadan çekilmesini talep eden kadınlar soruşturma ve hakaretlere maruz kaldı. Türkiye Barolar Birliğinin Mustafa İlker Gürkan’a sahip çıkan açıklamasının ardından, karar duruşmasının hemen öncesinde Ege ve Marmara Baroları, İstanbul Barosu ve Muğla Barosu Kadın Hakları Komisyonu imzalarıyla ayrı ayrı yapılan açıklamalarla Gürkan’ın arkasında olduklarını ifade ettiler.
·    Duruşmadan bir gün önce yapılan açıklamalarda, tecavüz sanıklarının avukatlığını yapan Muğla Baro Başkanı Mustafa İlker Gürkan övülürken, davayı takip eden kadın örgütleri hedef tahtasına konuldu. Başından beri tecavüze uğrayan kadınla dayanışma gösteren kadınlara “cahil güruh” diyen baro başkanları, “savcıları göreve” çağırarak davayı takip eden kadınlar hakkında işlem yapılmasını istedi.
·    Davada tecavüzü belgeleyen adli tıp raporu, psikolojik durum raporu, sanıkların olay yerinde olduğunu tespit eden telefon teknik takipleri, tanıklar ve başka pek çok delil olmasına rağmen mahkeme heyeti “delil yetersizliğinden” beraat kararı verdi.

www.evrensel.net