Demirkubuz’la Dostoyevski’den patatese...

Demirkubuz’la Dostoyevski’den patatese...

Bilen bilir “Ekşi Sözlük” yazarlarının organizasyonuyla Beyoğlu’nun sinema salonlarında ve yine Beyoğlu’ndaki bir mekanda 3 senedir düzenli ve özenli şekilde devam ettirdikleri, gelenekselleşmeye doğru giden -ki öyle olmuş da sayılır- film söyleşisi zirveleri düzenleniyor. Tabii sözlük yazarı olanların daha kola

Ayten Çelik

Sözlük yazarlarına ek olarak yazar olmayan, meraklı ve heyecanlı bir kalabalık Seksek’te sıkışık da olsa yerimizi aldık.
20’incisi düzenlenen zirvenin konuğu son filmi Yeraltı ile Zeki Demirkubuz’du. Referandum’da evet oyu verdiğini açıklamasıyla ve son dönemde Nuri Bilge Ceylan ile kıyaslanması sebebiyle sözlükte hakkında çok konuşulduğundan bir nebze de olsa gergin olabileceğini düşündüğümüz Demirkubuz, gerçekten de ilk sorunun bu minvalde gelmesi üzerine bir tür savunma ile çıkış yaptı. Söyleşi boyunca soğukkanlılığını koruyamadığı tek soru da bu oldu. İnsanları birbirine kırdırmanın bir gelenek olarak çok eskilere dayandığından ve ülkemizde bunun en çirkin örneklerinin yaşandığından yakınan yönetmen, Nuri Bilge’ye gönderme olmadığından hatta filmde malum sahnede Nobel lafı da geçtiği için ve Cevat karakterinin edebiyatçı olmasından sebep o zaman Orhan Pamuk’un da bunlar üzerinden alınması lazım diyerek, artık biraz daha farklı bakılması gerektiğini söyledi. Yönetmen Demirkubuz, sinema dili açısından bir benzerlik yahut kıyaslama yapılacaksa Nuri Bilge ile yapılmasından ziyade Reha Erdem ve Serdar Akar’la yapılmasının daha yerinde olacağını ifade etti. Akabinde gelen başka bir soruda yüksek tirajlı gazetelerden birinde çıkan haberde Yeraltı filmindeki patatesle, Bir Zamanlar Anadolu’daki elmanın bağdaştırılması gündeme getirildi. Yeraltı’nın Bir Zamanlar Anadolu’dan önce çekildiğine vurgu yapan Demirkubuz, insanların bir şeyleri okuyup, edip, araştırmadan yorumlar yapmasını algılayamadığını ve buradan bir soru çıkmayacağını katılımcıya uygun bir şekilde anlattı!

‘AKP ŞAKŞAKÇISI!’

Buradan sonra gayet rahat bir havada geçen söyleşide Demirkubuz, kendisi hakkındaki eleştirileri ilgililerin ağzından duyma ve bu insanlarla karşılıklı tartışarak bir yere varılabileceği ihtiyacından bahsetti. Ekşi Sözlük’teki bir yazarın kendisine “AKP şakşakçısı” dediğini aktaran Demirkubuz, sözlüğü çok takip etmediğinden Sırrı Süreyya Önder’in kendisini bir akşam araması yoluyla bu bilgiyi öğrendiğini, bu eleştiriyi çok acımasızca bulduğunu ve üzgün olduğunu dile getirdi.

Filmdeki yemek sahnesinde sarhoş olduktan sonra Çav Bella söyleyen arkadaş tayfasının sol eleştirisi olup olmadığını soranlarla da Demirkubuz, böyle düşünüyor olduğunu açıkça paylaştı. ‘80 öncesi ve sonrası birçok şey yaşamış, şu an günlük hayatlarını öyle ya da böyle sürdüren, akşamları Grup Yorum ile dertlenen insanlara rastlamanın zor olmadığını anlatan Yönetmen, kendi açısından bu sahnelerin keyfe keder olarak, filmin ve karakterin gidişatıyla belirlendiğini ama bir iç hesaplaşmanın ortada olduğuna vurgu yaptı. Söz Sırrı Süreyya’ya gelince oynayacağı karakterin filmden çıkarılma sebebini de Demirkubuz, Muharrem karakteri ile beraber filmin ağırlığını hafifleteceği düşüncesi olarak açıkladı. Yeraltı’ndan Notlar ile başlayarak Dostoyevski hayranlığına değinen Yönetmen, gözü kapalı bir hayranlıktan ziyade Dostoyevski’nin 19. yy’dan günümüze nasıl bu kadar yakın durabildiğinden etkilendiğini anlattı. Yönetmen Demirkubuz, Dostoyevski’nin gözlemlerinin, aktarımlarının, tespitlerinin kendisinin de işlemek istediği meselelere iyi bir destek olduğunu da belirtti.  

‘BİR PATATES SADECE PATATESTİR’

Ayrıca birçok seyircisinin anlam yüklediği kapanmayan kapılara Yeraltı ile patates de eklenince kaçınılmaz soru, bunların ne anlama geldiği oldu. Lakin merak edenleri tatmin edecek, tahminlerini, fikirlerini haklı çıkaracak bir cevap gelmedi. Zira bunlara gayet sade baktığını, mesaj kaygısı taşımadığını, “Bir patates sadece patatestir”  diyerek yanıtladı. Ama kapanmayan kapıları ve patatese anlam yükleyen birilerinin olmasından ve bunlara kafa yorulmasından dolayı da mutlu olduğunu belirtmeden geçmedi.

21.00 dolaylarında başlayan söyleşinin katılımcıları gece yarısına kadar durumlarını koruyarak, Zeki Demirkubuz’la ilgili Nuri Bilge Ceylan’dan, Dostoyevski’ye, kapanmayan kapılardan, patatese ve elbette Beşiktaş aşkına dair meraklarını kafi derecede giderdi. Söylemeden geçmek olmaz samimiyeti ve açık sözlülüğü ile yönetmenin de insanların kendisine rahat davranmasında payı vardı. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net