‘Hikayelerimiz izne tabi olmayacak kadar önemlidir’

‘Hikayelerimiz izne tabi olmayacak kadar önemlidir’

Yönetmen Selim Yıldız, 'Festival meselenin teknik bir sorun olduğunu yazmış. Kayıt tescil belgesi Türkiye'de bir sansür aracıdır' diyor.

Beyar ÖZALP
Van

Kültür Bakanlığından kayıt tescil belgesi almayı reddettiği için Ankara Film Festivali programından çıkarılarak sansürlenen Hatırlıyorum (Bîra Mı’têtın) belgeselinin yönetmeni Selim Yıldız, filmini ve yaşadığı sansürü Evrensel’e anlattı.

Yıldız, 28 Aralık 2011’de 34 sivilin hayatını kaybettiği Roboskî Katliamı ve sonrasında geri de kalanların yaşamlarını anlatan belgeselinin programdan çıkarılmasını teknik bir sorun olarak açıklayan festival yönetimine, “Hikayelerimiz birilerinin iznine tabii olamayacak kadar önemlidir” diyerek tepki gösterdi. Yıldız daha önce çektiği filmlerde olduğu gibi bundan sonra tescil belgesini almayacağını vurguladı.

Ankara Uluslararası Film Festivali filminize sansür uygulayarak göstermeme kararı aldı. Bu kararın üzerinden günler geçti, nasıl devam etti sonrası?
Bîra Mi’ Têtin- Hatırlıyorum filmimiz 27. Ankara Uluslararası Film Festivalinin programından çıkartıldıktan sonra çok girişimde bulunduk. Açıkçası sansür beklemiyorduk festivalin esnek davranıp filmi izleyici ile buluşturmasına inanıyorduk. Fakat girişimimiz sonuç vermedi. Ulusal Belgesel Jüri üyesi Sayın Nâzım Alpman ile bizzat görüştüm, bu konuda bir şeyler yapalım diye ama sonuç olumsuz. Tam 27 yaşını kutlayan Türkiye’nin en köklü film festivali olan Ankara festivali başkanlığını yapan Sayın İnci Demirkol’un açıklaması çok şaşırtıcı ‘teknik sorun’ diye açıklama yapmış. Soruyorum sinemacılara bir yılda nereden nereye geldik?

Filminiz için kayıt tescil belgesi almamayı neden tercih ettiniz?
Kayıt tescil belgesi son üç haftadır en çok kullanmak ve duymak zorunda kaldığım kelime, yani bu kelimelere çok maruz kaldım. Çektiğim ve çekeceğim belgesel filmler için almadım almam da. Düşünsenize bir hikayeniz var ve siz bu hikayenizi çekiyorsunuz sonra gidip izin istiyorsunuz. Çektiğim ya da çekeceğim belgeseli birilerinin iznine insafına bırakacak kadar zavallı değilim.
Bu nedenden dolayı almadık. Çünkü işin başka bir boyutu daha var. Belge almayı kabul etsek bile sorun bitmez aksine sorun büyüyecek ve daha fazla mağdur olacağız. Farz edelim belgeyi almak için başvuru yaptık ve izin çıkmadı. Filminiz yasaklanmış olacak. Politik hikayeler çekiyoruz, bu birilerinin iznine tabi olamayacak kadar önemlidir. Bu yüzden reddediyoruz.

SANSÜR TEKNİK BİR PROSEDÜR HALİNE DÖNÜŞTÜ

Ankara Uluslararası Film Festivali sansür tartışmalarına ilişkin yaptığı açıklamada ‘teknik ve hukuki gereklilik’ olarak adlandırdı savunmasını yaptı, siz açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ankara Film Festivali’nin sansüre ve şahsıma yaptığı açıklama beni üzdü. Meselenin teknik bir sorun olduğunu yazmışlar. Kayıt tescil belgesi Türkiye de bir sansür aracıdır. Bunu festival benden daha iyi biliyor. Festivaller devletin yönetmeliklerine ve yasalarına ses çıkartmadıkları için böyle savunma yapıyorlar. Programa alınmış bir filmi programdan çıkartmak tek kelime ile sansürdür. Kaldı ki geçen yıl Bakûr filmine uygulanan sansüre Ankara film festivali ses çıkartmış ve ulusal belgesel bölümünü iptal etmişti. Hatırlayalım Bakûr filminin gösterilmeme sebebi neydi ? Tabii ki kayıt tescil belgesi olmadığı için sansür yedi. Yani bizim filmimiz de kayıt tescil belgesi olmadığı için sansüre uğradı. Bir yılda sansür teknik bir prosedür haline mi dönüştü.
 
Ulusal Belgesel Jüri Üyesi Necati Sönmez sansür nedeniyle istifa etti. Ama Bakûr’da görüldüğü gibi yaygın bir refleks gösterilemedi. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Sayın Necati Sönmez tek bir filmin programdan çıkarılması halinde istifa edeceğini Ankara Film Festivaline bildirdi. Filmimiz sansüre uğradığı günde istifa etti. Bunun sansür olduğunu neden istifa ettiğini de detaylı bir şekilde kamuoyuna açıkladı. Sansür nedeniyle başka bir jüri üyesi de istifa etti. Filmlerini geri çekmek isteyen yönetmen arkadaşlarım da aradılar. Ama sorun bu değil tabii ki sansüre karşı sinemacılar birleşemediler. Festivaller iktidarın ve kültür bakanlığının insafına bırakıldı.

‘BİRLİKTE HAREKET EDEMEZSEK SANSÜRÜ AŞAMAYIZ’

Sansür süreci bundan sonra nasıl devam edecek, sansüre karşı sinemacılarla planladığınız bir süreç olacak mı?
Sansür bundan sonra Türkiye deki Kültür Bakanlığının desteklediği festivallerde yine yaşanacak. Çünkü devlet işi sıkıyor tutuyor. Kayıt tescil belgesi için artık festivaller esnek davranmıyor, yani cesaret edemiyorlar. İktidar çoğu film festivalini ve muhalif sinemacıyı korkutmayı ve baskı altında bırakmayı başardı. Bundan dolayı meseleyi teknik bir meseleye indirgeyip sıyrılmak istiyorlar. Sansüre karşı inisiyatif ve çoğu belgeselcilerden destek mesajları aldım ama beraber hareket edemezsek ki edemedik, bu eşiği aşmamız mümkün değil. Dolayısıyla bu süreç belgesel sinemacıların bundan sonra karşılaşacağı zorlukların göstergesidir.

BELGE KONUSU KOMİTEYİ İLGİLENDİRİYOR

Ankara Film Festivali Ulusal Belgesel Jüri üyesi Nâzım Alpman, Selim Yıldız’ın filminin gösterimden kaldırılmasını şu şekilde değerlendirdi: Belge konusu festival komitesini ilgilendiren bir konu. Benim sadece seçilmiş filmleri izlemekle sınırlı bir görevim var. Bu süreç ise bizim görevimiz başlamadan önce yaşanmış, dolayısıyla geriye dönük yaptırım gib bir durum söz konu değil.

www.evrensel.net