İstanbul 1 Mayısında saldırılara karşı birlik çağrısı

İstanbul 1 Mayısında saldırılara karşı birlik çağrısı

1 Mayıs için on binlerce emekçi Bakırköy halk pazarında bir araya geldi. İşçiler sömürüye, güvencesizliğe, savaşa karşı taleplerini dile getirdi.

Uğur ZENGİN/Fırat TURGUT
İstanbul

1 Mayıs için on binlerce işçi ve emekçi Bakırköy halk pazarında bir araya geldi. İşçiler, kıdem tazminatının fona devri, özel istihdam bürolarının yaygınlaştırılmasına, kiralık işçiliğe, taşeronlaştırmaya, güvencesizliğe, düşük ücrete, savaşa karşı, insanca çalışma ve insanca yaşama talebini yükseltti.

İşçi ve emekçiler Bakırköy halk pazarında düzenlenen kutlama için İncirli E-5 yolu ve Marmara Forum önü olmak üzere iki kolda toplanıldı. Marmara Forum önünde KESK ve bağlı sendikalar, Çanakkale’ye çağrı yapan Türk-İş’in kararına karşı İstanbul’da kutlamaya katılan TÜMTİS, DERİTEKS, Belediye-İş, TGS; Sakarya’ya çağrı yapan Hak-İş’in kararına karşı kutlamada yerini alan Liman-İş ile EMEP, HDP, SYKP’nin de bulunduğu siyasi partiler toplandı. DİSK, TMMOB, Halkevleri, KP, TKH, Haziran, CHP, DİP ve Kaldıraç ise İncirli’den yürüdü.

KİRALIK İŞÇİLİĞE KARŞI

İlk önce DİSK kortejine gidiyoruz. Gıda-İş’te örgütlendiği için 10 sene çalıştığı fabrikadan atılan işçi kiralık işçiliğe karşı 1 Mayıs alanında yerini tutmuş. Çünkü fabrikadan atılmasının ardından kiralık işçi olarak çalışmaya başlamış: “2 çocuğum var. İşten atıldıktan sonra iş bulamadım. Bazen günlük iş oluyor. Yükleme, indirme işi oluyor. Bu sisteme karşıyım. Bütün işçileri buna karşı çıkmaya çağırıyorum.”

Tekstil işçileri, sendikasız, sigortasız, kaçak, merdiven altı atölyelerde çalıştırılıyor. DİSK/Tekstil kortejindeyiz: “12 saat çalıştırıp 8 saat ücret veriyorlar. Özel istihdam büroları da yaygınlaşırsa tamamen köle haline geleceğiz. Kıdem hakkımız devreden kalkacak. Taşeronun yaygınlaşması, özel istihdam bürolarının kaldırılması en önemli taleplerimiz arasında.” “Kiralık işçi bürolarına, hak gasplarına, kıdem tazminatının fona devredilmesine, geçit vermeyeceğiz” pankartı arkasında toplanan Belediye-İş üyesi işçilerle görüşüyoruz. “Kiralık işçiliğe, kıdem tazminatının fona devredilmesine, taşerona kadro kölelik yasasına karşı insanca bir iş insanca bir yaşam için buradayız” sözleriyle kiralık işçiliğe karşı çıktıklarını anlatıyor taşeron işçiler.

‘BİRLEŞMEYLE OLACAĞINI ÖĞRENDİK ‘

Gıda-İş kortejinde “İş, Ekmek, Özgürlük” , “Yaşasın 1 Mayıs” , “Biji Yek Gulan” sloganları atılıyor. Gıda-İş’te örgütlendiği için Esenyurt’ta bulunan Saadet Gıda’dan atılan işçi İzettin Akın kortejin en önünde: “Sendikada örgütlenirsem insan değeri verirler diye düşündüm” diyor. Ve devam ediyor: “Sınıfı bölmüşler. Kürt'e Alevi’nin yanına gitme ‘Bunlar dinsiz’ diyorlar. Roman işçilerin yanına gitme ‘Onlar hırsız’ diyorlar. Suriyeli işçileri 11 saat çalıştırıp 960 lira veriyorlar. Biz demiyoruz ki Suriyeliler çalışmasın. Bir gün değil, her gün bir arada olmamız lazım. Sınıfın birlikte olması lazım burada hep beraber emek, barış ve demokrasi için birleşmemiz lazım.” DİSK kortejinin en önünde bir işçi DİSK bayrağıyla yürüyor. Kendisi ile konuşuyoruz. Emekli. ‘Maaş yetmediği’ için Eyüp Devlet Hastanesinde çalışmaya devam ediyor, 3 çocuk 6 torun sahibi. Hem yürüyor, hem konuşuyoruz, birliğe vurgu yapıyor, “Bize baskı uyguluyorlar. Örgütlenmemizin önüne geçmek istiyorlar. Birliğimizden korkuyorlar. Biz ezile ezile direnmeyi öğrendik. En sonunda birleşmeyle olacağını öğrendik” diyor.

TAŞERONA KADRO

Genel-İş üyesi işçiler taşerona kadro sözünün tutulmamasına, özel sözleşmeli personel düzenlemesine karşı yürüyor. Taşerona kadro talebini öne çıkaran işçiler, “Vaatlerin, kadro sözlerinin tutulması için geldik” diyor. Taşeron sistemi yerine uygulamak istenen özel sözleşmeli personel düzenlemesine işçilerin büyük tepkisi var: “Bizi iş hayatında idam etmek istiyorlar. Bunca yıllık emeğimizi çöpe mi atacağız? Aynı paraya aynı işi yaptırmak istiyorlar. 3 sene sonra kapının önüne koyacaklar. Bugün burada güvencemiz olsun, iş garantimiz olsun diye buradayız.”

PATRON SENDİKALARINA TEPKİ

Gıda-İş üyesi işçilerin ‘Patron sendikalarına’ tepkileri var. Bir işçiyle konuşuyoruz: “Patron sendikası çok. Fabrikalarda karşımıza çıkıyorlar. İşçi sendikası mı patron sendikası mı belli değil. İşçi gerektiğinde sendikasına hesap sormalı. Ancak hesap sormak için de güçlü olmak lazım. Bürokrat sendikacılığa karşı sınıf sendikacılığı lazım.” Enerji-Sen üyesi enerji işçileri de sendikal bürokrasiden yakınıyor, toplusözleşme dönemindeler: “Toplusözleşmelerinde işçi lehine karar çıkmadı. Şimdiki taslak iyi gibi duruyor ama imzalanacağını düşünmüyoruz. Tes-İş yönetimine baktığında maaşları çok yüksek. Çocuklarına bakıyorsun işçi çocuğu gibi değil. Babaları işçinin paralarını yiyor onlar babalarının parasını.” Cam Keramik-İş Sendikası kortejindeyiz. Çimse-İş’in örgütlü olduğu bir fabrikada çalışan işçi bu kortejde yürüyor. O da sendikal bürokrasiden yakınıyor: “İşçiye hal hatır dahi sormuyorlar. Çay parası istedik ‘Patron kabul etmez’ diyorlar. Atama temsilciler var. Her şey böyle olunca asgari ücret alıyoruz. Bunları kabul etmiyorum. Bu yüzden buradayım.”

‘BARIŞ TALEBİNİ YÜKSELTELİM’

Her kortejden barış sloganları yükseliyor. O kortejlerden biri TÜMTİS üyesi işçilere ait. “Ülkede bir savaş ortamı var. Bununla birlikte işçilere yönelik kıdem tazminatının gasbı, kiralık işçilik gibi saldırlar var. Bunlara karşı buraya geldik. Ama konfederasyonlar ipe un serdi. Ancak bizim mücadelemiz burada bitmeyecek. İşyerlerimizde eylemlerimize devam edeceğiz ve haklarımız için tabanda ortak bir mücadele yürütmek için çalışacağız.”

TÜRK-İŞ ÜYESİ İŞÇİLER ALANDA

Marmara Forum önünde yürüyüş korteji oluşturan işçilerin yanına yöneliyoruz. Türk-İş’e bağlı DERİTEKS üyesi işçilerin yanındayız. Güneşli ve İkitelli’de çalışan nakış işçileri üyesi oldukları DERİTEKS pankartı arkasında bekliyor. “Hak gasplarına, taşerona, kadın ve iş cinayetlerine, özel istihdam bürolarına karşı örgütlenelim, geçit vermeyelim”, “8 saatlik iş günü, insanca yaşanacak ücret, sendikalı çalışma güvenceli iş istiyoruz”, “Taşeron, esnek güvencesiz çalıştırmaya hayır”, Yaşasın halkların kardeşliği” sloganlarının yazıldığı pankartları tutuyor işçiler… Başka bir işçi de 1 Mayıs’ı Türk-İş’in Çanakkale’de kutlamasını eleştiriyor: “Deveye sormuşlar boynun neden eğri diye. Nerem doğru ki demiş. Durum böyle özetlenebilir. Böyle yapınca sınıfın sorunları tali kalıyor. Tabi ki Çanakkale’yi de Sakarya’yı da sahiplenmemiz gerekiyor ama işçinin olduğu her yerde kutlanmalı.”

NAKIŞ İŞÇİLERİ DERİTEKS’LE KATILDI

“Sendika, sigorta ve 8 saat iş günü talepleriyle katılıyoruz 1 Mayıs’a” diyor nakış işçileri: “En acil taleplerimiz onlar.” Nakış işçileri buraya bu taleplerini dile getirmek için geldiklerini, yarın yine işyerlerinde çalışmalarına devam edeceklerini anlatıyor: “Nakış işçileri üzerinden, etraftaki tekstil fabrikalarında da örgütlenme çalışması yürüteceğiz.” Türk-İş Çanakkale’ye çağrı yaparken Bakırköy’e gelmelerini de şöyle açıklıyor nakış işçileri: “İşçi burada çalışıyoruz. Çalışma alanımız neresiyse bayramımızı orada kutlarız. Nakış işçileriyle görüşmemiz tam bitmişken, Anadolu yakasından deri işçileri geliyor. Nakış işçileri, deri işçilerini sloganlarla karşılıyor. Karşılıklı, “Yaşasın sınıf dayanışması” sloganı atılıyor. Ayrıca DERİTEKS kortejinden sık sık “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganını da duyuyoruz. Yeni gelen deri işçileriyle sohbet ediyoruz. “Ekmek kavgası, emeğimizin kavgası için buradayız” diyor biri. Başka bir işçi “Çalışma koşullarımızın iyileştirilmesini, sendikal haklarımızın verilmesini istiyoruz” diyor. Bir işçi de sözleşme döneminin yaklaştığını aktarıyor: “Bu zamana kadar verilen aile yardımı artık verilmiyor. Onu istiyoruz.”

DİRENENLER ALANDA

Cam Keramik-İş’te örgütlendikleri için aylarca fabrika önünde direnen SeraPool işçileri de sendikalarının kortejinde. İşçilerden Cemal Duman ile konuşuyoruz, “Neden buradasın?”: “Yaşama, dolaşma, tatile gitme, muhabbet etme, hakkımı almak için buradayım. Patron davayı kazanın gelin dedi, almadılar. Dava kazandık almadılar. Davalar uygulansın diye buradayım.”

‘CAN OLDU MU MÜCADELE DEVAM EDER’

ENERJİ-SEN kortejindeyiz. Onlar her gün öldüklerini, iş kazası geçirip sakat kaldıklarını söylüyorlar. Onların en acil talebi işçi sağlığı ve güvenliği. BEDAŞ işçisi Erdal Akbulut anlatıyor: “Can gittiği zaman geride bıraktığın çoluğun çocuğun var.  Can giderse hiçbirşey yapamazsın. Can oldu mu mücadele devam eder.”

‘BURALARA GELMESEK AÇLIKTAN ÖLECEĞİZ’

“Damarımda 3 hilal var toprağım” diyen Çerkezköylü bir Aka Plastik işçisi. 29 yaşında ilk defa 1 Mayıs kutlamalarına katılmış. “Bombalar patlıyor korkmuyor musun?” diye soruyoruz “Öleceksek öleceğiz. Buralara gelmesek de açlıktan öleceğiz” diyor. Bir başkası aynı fabrikadan, “Bomba patlamasa her zaman gelirim. Taksim olsaydı kesinlikle gelmezdim” diyor ve ekliyor: “Mücadele için geldik. Türkiye’deki yaşam standartlarımız belli. Milletvekili 2 senede emekli oluyor ben 65 yaşında emekli olacağım onun için buradayım.”

‘ERKEK İŞÇİLERİN YAPTIĞINI BİZ DE YAPIYORUZ’

Her işçi şüphesiz daha insanca yaşam, insanca çalışma talebiyle alanda. Hak-İş’e bağlı Liman-İş üyesi işçilerle bir aradayız. Bir işçi “Çalışma şartlarımızın düzeltilmesi için, barış ve kardeşlik için buradayız” diyor ve şöyle devam ediyor: “Bizim çalışma alanımız burasıdır ve burada kutluyoruz bayramımızı. Onun için Hak-İş’e uymuyorum.”

Liman-İş üyesi bir kadın işçi de “Daha iyi şartlar için istediğimiz için geldim” diyor. Kadın işçi şöyle devam ediyor: “İşyerinde haksızlıklar var. Zorla mesaiye bırakıyorlar. Günde 11 saat çalışıyoruz. Sendikalaştığımız için baskı var. Öyle açıktan değil ama sendika üyelerini azaltmak için sürekli personel alıyorlar. Erkek işçilerin yaptığını biz de yapıyoruz. Ağır koli varsa biz de kaldırıyoruz.”

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Mayıs 2016 16:54
www.evrensel.net