Aslı Özge Sineması ve ‘Ansızın’

Aslı Özge Sineması ve ‘Ansızın’

Aslı Özge’nin üçüncü filmi ‘Ansızın’ Dünya prömiyerini 66. Berlin Film Festivali’nde yaptı. Ansızın 35.İstanbul Film Festivali’nde gösterildi.

Sefa TOKGÖZ
İstanbul 

“Köprüdekiler, Türkiye’deki gençlerin yaşadığı gelecek korkusu onların geleceklerini nasıl şekillendiriyoru anlatmaya çalışıyor. Filmin konusu ise aklıma köprüde trafikten dolayı beklerken gelmişti.” diyor Aslı Özge. Gerçekle kurmaca arasındaki somut farkı ortadan kaldırarak, bizi iki yöne de davet edip,bir süre sonra bu farkı unutturmuştu. Daha sonraları filmdeki köprü üzerinde dolmuş şöförlüğü yaparak hayatını geçindiren karakterin gerçek hayatta yaşadığı bir kaza sonucu ölmesini gazete sayfalarından okumuştuk. Köprü üzerinde trafikte kaldığımız zamanlar film içinde gül satarak hayatını kazanan roman gencine rastladığımız zamanlar olmuştu. Filmin belgesel katmanını sağlayan bu karakterler hala yaşarken, Özge bize sınıfsal olarak içselleştirilen milliyetçilik kavramını iyi-kötü ayrımına düşünmeden toplumsal ve psikolojik arka planını bize üç karakterin yolculuğu ile anlatmıştı. 

Dünya prömiyerini 66. Berlin Film Festivali’nde yapan Türkiye’de ise 35.İstanbul Film Festivali’nde gösterilen Ansızın ise yönetmenin 3.Filmi. İki festivalden de ödül alan film, Shakespeare’in Hamlet oyunundan bir alıntı ile başlıyor; “Zira iyi ya da kötü  yoktur. Düşünce var eder ikisini de...”

KADIN CİNAYETLERİNDEKİ TOPLUMSAL BASKI

Üstsınıf bir ailenin oğlu olan Karsten’in evinde verdiği partiden sonra herkes gitmiş, karakterimiz Anna adındaki bir kadınla başbaşa kalmıştır. Karsten, Anna’nın kim olduğunu bilmemekte, gelen arkadaşlarının bir tanıdığı olduğunu düşünmektedir. Bir süre sonra ikili yakınlaşmaya başlar. Anna aniden yere yığılır ve Karsten, panikle ne yapacağını bilmez, kendini sokağa atıp ambulansı aramak yerine en yakın kliniğe gider. Klinik gece saatinde kapalıdır. Karsten, eve geri döndüğünde  Anna’nın ölmüş olduğunu görür. Film boyunca bu olay üzerine yapılan yorumlar, verilen tepkiler, alınan kararlar bizi Aslı Özge sinemasına davet eder. İyi kötü, suçlu suçsuz, gibi ikilemlerin saydamlaştığı, taraf tutmak yerine olayın toplumsal ve psikolojik arka planını sinema diliyle göstermeye çalışır. Özge’yi bu konuyu beyazperdeye taşıttıran hepimizin şahit olduğu bir olaydır. “Türkiye’de genç bir kadının nedeni bilinmez bir şekilde yeni tanıştığı bir adamın evinde öldüğünü bir gazete haberinde okudum. Ertesi gün medyada, evli ve çocuğu olduğu ortaya çıkan bu kadının gece vakti bir adamın evinde ne aradığı üzerine bir çok haber, tartışma, yorum çıktı. Bu genç kadının ölümünün sosyal açılımları, üstümüzde yaratılan baskı ilgimi çekti.”  Türkiye’de neredeyse her gün gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde okuduğumuz, televizyon programlarında izlediğimiz bu cinayet haberini yönetmen Almanya’da çekerek konunun üzerindeki ahlaki yorumlarını ortadan kaldırmayı istemiştir. 

Almanya’da geçen bu konuda, yönetmenin karakter işlemeleri, mekan seçimleriyle konu ahlaksal açıdan çok başka şeyleri tartışmaya açmaktadır. Dışlanmak, sosyal grupların içinde var olmak, yargılar-önyargılar, iyi ve kötü davranışlar gibi konular etrafında geziniyor. Ana karakterimizin yaşadığı dönüşümlere izleyici olarak şahit oluyoruz. Sahnelerin olay örgüsü ve kadrajları, karakterlerin olaylara olan tutumları bize de karakterle birlikte bir dönüşüm yaşatıyor. Bazı sahnelerde Karsten’e hak verip onun için üzülürken bazı sahnelerde ise davranışları sonucunda ona mesafe almamız gerekiyor. Dramaturjik açıdan başarıyla kurgulanan bu sahneler ve karakterler belirli bir  mesafe almamızı ve konular hakkında düşünmemizi sağlıyor. Aslı Özge, Türkiye Sineması’nda işlediği konuyu seyirciye yabancılaştıran, sinema araçlarını derinlemesine kullanıp, seyirciyi düşünmeye, sorgulamaya teşvik eden yönetmenlerden birisi.

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Mayıs 2016 14:17
www.evrensel.net