'Sûr'un bir kısmı Ali Ağaoğlu'na satıldı' iddiası

'Sûr'un bir kısmı Ali Ağaoğlu'na satıldı' iddiası

İstanbul'da Sûr için düzenlenen forumda konuşan Ali Ürün, Sûr'un bir kısmının Ali Ağaoğlu'na satıldığı yönünde yönünde duyumlar aldıklarını söyledi.

Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD), Mezopotamya Hukukçular Derneği (MHD) ve Sosyal Haklar Derneği (SHD) tarafından Cezayir Toplantı Salonu'nda "Sur'da mülksüzleştirme ve zorunlu göç" başlıklı forum öğleden sonraki bölümünde Sur'un muhtarları, avukatlar ve kentsel dönüşüm üzerinde çalışmalar yapmış olan akademisyenler konuştu. Formun bu oturumunu, ÖHD'li avukat İlknur Alcan ve SHD'den avukat Can Atalay yönetirken, avukat Muzaffer Özdemir, İskenderpaşa Mahalle Muhtarı ve Sûriçi Yaşatma Derneği Başkanı Ali Ürün, Sûr'daki Cemal Yılmaz Mahallesi Muhtarı Koçero Topdemir, Sur'daki Alipaşa Mahallesi Muhtarı Behzat Sular ve Amed Ekoloji Meclisi'nden Atalay Göçer konuşmacı olarak yer aldı. 

SUR'DA YENİ BİR GÖÇ DALGASI 

Bu bölümde ilk olarak avukat Muzaffer Özdemir söz aldı. Özdemir, Osmanlı'dan beri Kürdistan'a yönelik özel bir nüfus politikası uygulandığını belirterek, 90'lardan itibaren zirve yapan bir nüfus göçüne tanık olunduğunu söyledi. Binlerce insanın göç ettiğini belirten Özdemir, bu nedenle Sur'da gettolaşma olduğunu söyledi. Bugün de yeni bir göç dalgası yaşandığını dile getiren Özdemir, bugün göç eden insanların geçmiş dönemlere oranla Akdeniz'e, Ege'ye gitmediğini yine Kürdistan'da kaldığını belirtti. 

'MOLOZLARIN ARASINDA HALA CESET KOKULARI GELİYOR'

Daha sonra söz alan İskenderpaşa Mahalle Muhtarı ve Suriçi Yaşatma Derneği Başkanı Ali Ürün, Sur'da yaşayan insanlara devletin, "Size TOKİ'den ev vereceğim" dediğini hatırlatarak, "Bu uygulama burada yaşayan halka yararlı değildir. Bu halk mağdur duruma düşecek. Halkımız kamulaştırmanın ne olduğunu bilmiyor. Halkımız TOKİ'den ev verecekler sanıyor. Bu evleri kendi zengin iş insanlarına ev vermek için yapıyorlar" dedi. Sur'da yıkılmayan evlerin altına da patlayıcı madde konularak patlatıldığını belirten Ürün, "Molozlar arasından halen ceset kokuları geliyor. Polisler insanların yıkıntılar arasından eşya almasına da izin vermiyor" dedi. Ürün son olarak, Sur'un bir kısmının tanınan işveren Ali Ağaoğlu'na satıldığı yönünde duyum aldıklarını söyledi. 

'ABLUKA KALKARSA HALK ÇADIR KURUP YAŞAR'

Ürün'ün ardından Sur'daki Cemal Yılmaz Mahallesi Muhtarı Koçero Topdemir söz aldı. Topdemir, Sur'un, Diyarbakır'ın direndiğini belirterek, "Mahalle muhtarı olarak ben bile kendi mahalleme giremiyorum. Sur'da abluka kaldırılırsa Sur halkı boş araziye naylon çadır kurup orada yaşayacaktır. Sur'da yaşamak farklı bir şeydir. Sur'da yaşamak birlik beraberlik demektir. Sur halkı acı tatlı gününde ortak olan bir halktır. Sur'da, insanlar bütün imkanları ile mahalleyi yardım etmeye koşuyor. Haftada bir gün mahalleliler olarak bir araya gelip sorunlarımızı tartışıyoruz. Kamulaştırma gerçekten halkın talep etmediği karşı duruşunun net olduğu bir karardır. Bu karara karşı elimizden gelen ne varsa yapacağız, direneceğiz" diye konuştu. Topdemir son olarak, devletin Sur halkına destek olmadığını kendi yandaşlarına destek olduğunu belirterek, metropollerdeki herkesin de Sur halkına destek vermesi gerektiğini söyledi. 

'SAĞLIK OCAKLARIMIZI DA KARAKOL YAPTILAR'

Topdemir'in ardından Alipaşa Mahallesi Muhtarı Behzat Sular konuştu. Sular, halkın mağdur olduğunu belirterek, "Mahallemizde 2 karakol yapıldı. Sağlık ocağımızı da karakol yaptılar. Mahallere giremiyoruz" dedi. Sular, direnmeye devam edeceklerini vurguladı.

'YERELDE BİR MÜCADELE AĞI ÖRECEĞİZ'

Forumda son olarak Amed Ekoloji Meclisi'nden Atalay Göçer söz aldı. Göçer, "acele kamulaştırma" kararına karşı tek ses ve tek yürek olunması gerektiğini belirterek, "Biz orada yaşayan halkın katılımcı olmadığı tüm süreçlere karşıyız. Halkla iç içe, destekçisi olduğumuz bir mücadele alanı örmeye gayret ettik. Hemen harekete geçildi ve iki dernek kurduk, halkla birlikte. Dernekler üzerinden mücadele yürütmenin daha etkili olduğunu Tarlabaşı sürecinden biliyoruz. Bu derneklerde muhtarlar yönetimde ve bizler de destekçiyiz. Yerelde bir mücadele ağı öreceğiz. Acele kamulaştırma davası açmak önemli ama asıl mücadele şimdi başlıyor" dedi. 

Forumun son oturumunda ise çözüm önerileri tartışıldı. Bu forumu SHD'den Can Atalay yönetirken, konuşmacı olarak, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Öğretim üyesi İclal Dinçer, Mimar Sinan Omacan, MHD'den Devrim Barış Baran ve ÖHD'li avukat Nuray Özdoğan konuştu. 

'DİRENİŞ RUHUNU YÜKSELTELİM'

Son oturumda ilk olarak söz alan YTÜ Öğretim üyesi İclal Dinçer, Tarlabaşı'ndaki kentsel dönüşüme ilişkin bir sunum yaptı. Dinçer, kentsel dönüşümün 99'daki Marmara ve sonrasındaki Van depremi ile gündeme geldiğini ve çıkan yasalardan bunun insanların yararına olmadığını anladıklarını belirterek, bu yasaları her zaman değiştirmeye çalıştıklarını söyledi. "Bir defa bütün çevreyi yıkıp yeniden yapmaya odaklı" diyen Dinçer, bu yasaların keyfi olduğunu ve gerçek bir çözüm olmadığını söyledi. 

Dinçer'in ardından Mimar Sinan Omacan konuştu. Sulukule'de ve Fatih'de de hukuki mücadelenin başarılı olduğunu Sur'da da hukuki mücadelenin başarı ile sonuçlanabileceğini belirten Omacan, direnme gücünün önemli olduğuna dikkat çekti. Omacan, direniş ruhunun yükseltilmesi gerektiğini belirtti. 

'ACELE KAMULAŞTIRMA KARARI VERİLEMEZ'

Omacan'ın ardından Bilgi Üniversitesi'nden Araştırma Görevlisi Zülfiye Yılmaz söz aldı. Yılmaz, Sur'daki "acele kamulaştırma" kararını anayasa hukuku açısından değerlendirdi. Olağanüstü hal durumunun şu an Sur'da olmadığını ve bunun için "acele kamulaştırma" kararı verilemeyeceğini belirten Yılmaz, "Afet riski altındaki karar diyorlar ancak, bunu somutlaştırmıyorlar. Kamu yararı ilkesini de anlatmıyorlar. Kamulaştırdığı kısmı da anlatması gerekiyor. Kamu yararı ilkesini diyelim ki somutlaştırdılar bu da yeterli değildir. Ayrıca, temel ve hak özgürlükleri sınırlandırmanız için AİHM der ki elinizde bir yasa, ancak bizim elimizde bir yasa yok" dedi. 2011'de 12 acele kamulaştırma kararı çıktığını 2013'de 50'nin üzerinde acele kamulaştırma kararı alındığını belirten Yılmaz, AKP döneminde kamulaştırma kararının en fazla alındığı dönem olunduğunu söyledi. Yerel yönetimlere ilişkin de konuşan Yılmaz, "Anayasa Mahkemesi'nin de bu konuda kararı olduğunu ifade ederek, "Acele kamulaştırma meselesi Sûr'da yerel yönetimleri bakımından da değerlendirilmesi gerekiyor" dedi. 

'ACELE KAMULAŞTIRMA'NIN İPTALİ İÇİN 750 DAVA

MHD'den de Devrim Barış Baran konuştu. Baran, bugün gelinen noktada yargıya güven olmadığını ancak yargıya güven yok diye de hukuki bir mücadeleden vazgeçilmeyeceğini belirterek, "Acele kamulaştırmaya ilişkin sadece Yargıtay'a başvuru yapılabilir. 30 günlük süre zarfında başvurmamız gerekiyordu. Biz de bu sürede koordinasyon oluşturduk. Kurumlarla ortaklaşa bir çalışma yürüttük. Önce halkı bilgilendirdik. Bir başvuru merkezi açtık ve her gün bir arkadaşımız nöbetçi oldu. Çünkü insanlar ne yapacaklarını bilmiyorlardı ve bize başvurdular. Ara sıra akıllarını bulandıran söylemler de vardı. Biz başvurular ile insanları da bilgilendirdik" diye konuştu. Bin 500'e yakın başvuru aldıklarını ve 750 kişi üzerinden iptal istemli dava açtıklarını söyleyen Baran, "Hem de afet ve iskan kararına hem de acele kamulaştırmaya ilişkin dava açtık" dedi. 

'ZİHİNLERDEKİ HENDEKLER KALDIRILMALI' 

Son olarak konuşan ÖHD'li avukat Nuray Özdoğan da, hukuki sürece ilişkin olumlu bir beklenti içinde olmadığını belirterek, "Bu süreçte elbette ki hukuki mücadele çok önemli ancak süreci forumla başlatma nedenimiz şudur ki Kürdistan'a bağın zihinlerdeki hendeklerin kaldırılarak devam etmesi gerekiyor. Orada tüm alanı yok edebilirler ancak bizler hep dayanışma içinde olmalıyız. Burada kurulan köprünün önemine dikkat çekmeliyiz. Bu barışı halklar üzerinden kurmalıyız. Bence burada bizim bakmamız gereken yer Sur halkıdır. Bizler halklar arasında köprüyü ve barışı ancak böyle kurabiliriz" dedi. 

Sur'a ilişkin acele kamulaştırma kararının masaya yatırıldığı forum, soru cevap bölümüyle sona erdi. (DİHA)

www.evrensel.net