Bu sendikal anlayışla işçiler kaybetmeye mahkumdur

Bu sendikal anlayışla işçiler kaybetmeye mahkumdur

İşten atılan Renault işçileri gazetemize mektup yazdı. İşten atılan işçiler, Birleşik Metal-İş'in direnişteki tutumunu eleştirdi.

İşten atılan bir grup Renault işçisi
Bursa

Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Merkez yöneticileri, özellikle de Genel Başkan Adnan Serdaroğlu ve Genel Sekreter Özkan Atar her konuşmalarında mangalda kül bırakmıyor, ama iş başa düştüğünde ortalıktan kayboluyorlardı. Son direnişimizde de aynısı oldu. Genel Başkan Adnan Serdaroğlu, Genel Sekreter Özkan Atar ve Örgütlenme Sekreteri Hami Baltacı işçiyi büyük beklentilere sevk eden söylemlerde bulundular. Bütün bunları şimdiye kadar hiç olmadığı kadar örgütlü, bilinçli ve fili mücadeleyi benimsemiş, Türk Metal’den kendi mücadelesiyle kurtulmuş işçi karşısında “Bizler de sizin gibiyiz” imajını vermek için yaptılar.

Sonrasında Renault işçilerinin kararlılığı Birleşik Metal-İş’i de eleştirmeye başladı. Çünkü Birleşik Metal-İş yönetiminin ilgisiz, alakasız olduğunu, mücadele anlamında kendilerine hiçbir şey katmadığını, aksine sınıf mücadelesini zayıflattıklarını gördüler.

TÜRK METAL’İN İSTEDİĞİ ORTAM

Bir süre sonra sendika yönetiminin umursamaz ve zayıf tavırlarını eleştiren işçiler “ocu, bucu, marjinal” yakıştırmalarıyla suçlandı ve sonunda yüzde 100 örgütlü, tek vücut olan Renault işçileri ikiye bölündü. Böylece Türk Metal’in hayalini kurduğu ortamı yaratıp Türk Metal’e hediye ettiler. İkiye bölünen işçiler ise bugünlerde bir araya gelip, nerede hata yaptığını düşünüyor.
Birleşik Metal-İş’in bütün becerisizliklerine rağmen Renault işçileri zorla Birleşik Metal-İş’te  örgütlenip, Birleşik Metal-İş’i de kendi sınıf mücadele çizgisine çekmeye karar vermiştir. Birleşik Metal-İş yönetiminin örgütlenme ve mücadele adına yetersiz olduğu apaçık ortadadır. İş başa düşmüştür. Fabrikada pazartesi ve perşembe günleri yapılan ek zam ve sonrasında sosyal diyalog seçim komitesi eylemleri işçi eylem kültürü haline gelmişti. Yalnız Genel Sekreter ve Genel Başkan’dan istememize karşın Renault dışında örgütlü oldukları fabrikalarda ek zam mücadelesini örgütlemediler ve genel merkez ve şubeler tarafından bilinçli olarak Renault işçisi yalnız bırakıldı.

DİRENİŞ NEDEN 15 GÜN SÜRDÜ?

İşten atılan işçilerin kapı önünde çadır kurma eylemleri de 15 gün sürmüştür. 15 günün sonunda Birleşik Metal-İş’in destek vermemesi, örgütlü olduğu fabrikalarda yapılan yalan açıklamalar ve konunun saptırılması nedeniyle direnişteki tüm işçiler yalnızlaştırılmış ve direniş son bulmuştur. Oyak Renault işçisi geçen sene mart ayından bu yana başlattığı eylemler zincirinde ilk defa kaybetmiştir. Bu da Birleşik Metal-İş genel merkez yöneticileri sayesinde olmuştur.
Renault’da ilk işten atmalar başladığında Meclis ziyareti ve milletvekilleri ile basın açıklaması yapılması talepleri bizzat Genel Sekreter Özkan Atar ve Hami Baltacı tarafından reddedilmiştir. İşçilerin ayarlamış olduğu 6 milletvekili için “Siz kendi başınıza iş yapıyorsunuz, biz sendika olarak basın açıklaması yapacağız” gerekçesi ileri sürülmüştür. İşten atılmalardan 45 gün sonra Birleşik Metal-İş Genel Merkezi Mecliste basın açıklaması yapacağını kendine yakın işçi arkadaşlara duyurmuştur. İşten atıldıktan 45 gün sonra yapılan basın açıklamasını samimi bulmayan işçiler de bu açıklamaya katılmamışlardır. Sonuç itibariyle bu mücadele çizgisi, bu yönetim zihniyetiyle Birleşik Metal-İş kaybetmeye her zaman yakındır.

POLİS BASKISI HİÇ BİTMEDİ

Diğer yandan fabrika önünde direnişe geçen arkadaşlarımız polisin müdahalesini maruz kaldı. İlk günden son güne kadar bu baskının ve tehditlerin şiddeti ve seviyesi daha da arttı. Örnek olarak “Fezlekeniz düzenleniyor”, “Sendikanız size sahip çıkmıyor” diyerek, ya da ilk önce “Burada durun” diyip sonra “Burada duramazsınız” diyerek müdahale ile korkutarak alandan uzaklaştırdılar. Her gün daha farklı yöntemler uygulandı. İkna etme, arkadaşlık kurma, korkutma, baskı... Yani taktiksel olarak her şey yapıldı. Sonunda paramız kalmadı, simit satıyorduk polis arabaya el koyacaktı bir daha simit satılmasın diye. Ruhsatı aldı, bir süre sonra getirip tekrar verdi. Diğer gün yine fabrikanın önünden metro istasyonuna kadar ittirildik. Her gün bu baskıyı gördük. “İşçi olmasanız size nasıl davranacağımızı o zaman görürsünüz” sözleri de her gün devam edip durdu.
Birleşik Metal-İş yönetimi ise bugünlerde “Fabrikada direniş kırıldı bir gücümüz yok eğer o kapının önünde çadır kurarsak daha fazla işçi işten atılır. O zaman daha kötü olur. Bunun yerine 2017 bekleyelim her şey normalleşsin yetkiyi alırsak işvereni o zaman gücümüzü kullanırız” diyerek başka yolları bize gösterdi. Konsolosluk dedi, Ankara dedi, Renault genel merkezi dedi. Bunlarında ancak birini, Meclis ayağını işten atıldıktan 45 gün sonra gerçekleştirdi. Ne kadar eylemci bir sendika genel merkez ve yöneticileri var o koltuklarda siz düşünün artık gerisini.

AMELİYAT DAYANIŞMAYLA YAPILABİLDİ

15 gün boyunca yalnızca fabrikamızdan toplanan 30 bin liranın haricinde bir yardım olmadı. Her yere çoğunlukta yürüyerek gittik. Bazı arkadaşlarımız faturalarını ödeyemedi. İçeriden arkadaşlar onlar için para topladı. Çocuğu ameliyat olan vardı, yine o ilaç paralarını içerden gelen yardım sayesinde aldı ve evladını tedavi ettirebildi.
Her şeye rağmen, onca sıkıntılara rağmen direnirken bizi en çok Birleşik Metal-İş’in yalnız bırakması zorumuza gidiyordu. Bazı arkadaşlarımız sinir krizi geçirdi, ambulansla hastaneye götürüldü. Sendikadan kimse ama kimse yanımıza ziyarete gelmedi.
Sendikaya gidildiğinde ise bize “Orada eylem yapmak bize zarar verir. Biz sendikacıyız yılların tecrübesi var bizde, bu işleri biz biliyoruz. Fabrikadaki örgütlülüğümüze zarar veriyorsunuz” diyerek bizi suçlu durumuna sokmaya çalışıp, kendilerini ise aklama derdine girdiler. Bu yapılan yemekhane eylemi ve mesailere gelmeme eylemi şu an Birleşik Metal-İş’in atama iki sözcüsünün ve sendika genel merkezinin aldığı kararlar doğrultusunda olmuştur. Bu karar yanlış, uygulanmasın dediğimiz halde bizi hain ilan edeceklerini söylemişlerdi. İşveren “Üretimi durdurmayın eylem yapabilirsiniz karışmayacağım” dediği halde Birleşik Metal-İş ve atama temsilcileri yemekhane eylemini ve mesai eylemini uzattıkça uzattı. İş sona gelince de sendika her şey normalleşsin artık demiştir.
Fabrikayla ilgili alınan ne kadar olumsuz eylem planı varsa hepsinden bir anda sendika vazgeçmiştir. Hatta “Seçim olmazsa o fabrikanın çarkları durur, bacası tütmez” diyen Sayın Genel Sekreter Özkan Atar’a rağmen her şey normalleşmiştir. Yani kısacası beceriksizliğin gerçek yüzü ortaya çıkmıştır. Gidişat ise emekçilerin aleyhine seyretmiş, eylem ve direnişimizde günden güne kaybetmeler artarak devam etmiştir.

www.evrensel.net