Tuzlalı işçiler Bakırköy’de olacak

Tuzlalı işçiler Bakırköy’de olacak

Tuzla’da deri, metal, tersane iş kollarında çalışan işçiler DERİTEKS Sendikasında yaşadıkları sorunları, çözüm yollarını ve 1 Mayıs'ı konuştu.

Tuzla’da deri, metal, tersane gibi farklı iş kollarında çalışan işçiler DERİTEKS Sendikasında bir araya gelerek yaşadıkları sorunları, çözüm yollarını ve 1 Mayıs’ı konuştu. Artan saldırılara karşı birlikte mücadelenin önemine dikkat çeken işçiler, 1 Mayıs’ta Bakırköy’de yapılacak ortak kutlamaya katılacaklarını bildirdi. 

DERİTEKS Sendikasının da bağlı olduğu sendika konfederasyonu Türk-İş’in Çanakkale’de kutlama yapma çağrısının 1 Mayıs’ı bölmek amaçlı olduğuna dikkat çeken işçiler, DERİTEKS’in mücadelenin ortaklaştırılması ve kitlesel bir karşı duruşun gösterilmesi açısından İstanbul Bakırköy’deki kutlamaya katılmasının önemli olduğunu vurguladı. DERİTEKS üyesi deri işçileri, 1 Mayıs sabahı sendika binası önünde buluşarak Aydınlı merkeze yürüyeceklerini ve buradan araçlarla Bakırköy’e katılacakları bilgisini verdi. 

Yine geçtiğimiz aylarda Birleşik Metal-İş’te örgütlenen ve patronun işten atma saldırısına kazanımla sonuçlanan bir direniş gerçekleştiren Mata işçileri de direniş boyunca yaşadıklarını, deneyimlerini paylaştı. Mata işçileri kıdem tazminatının ortadan kaldırılması, kiralık işçi yasası, kadın emeğine yönelik saldırılar ve esnek çalışmaya karşı haklarını savunmaya devam edeceklerini bildirdi. 

Tersane işçileri ise, Tuzla’da çeşitli dönemlerde verdikleri tepkiler sonunda iş güvenliği ve taşeron işçilerinin kimi haklar hak elde etmesi bazı kazanımlar elde ettiğini hatırlattı. Ancak bunun yeterli olmadığına dikkat çeken tersane işçileri, taşeronluk sisteminin tamamen kaldırılması ve iş güvenliği talebiyle 1 Mayıs’ta alanlarda olacaklarını belirttiler. İşçiler tersanede kadrolu işçiler arasında örgütlü olan ancak 1 Mayıs’ı gündemine dahi almayan Türk-İş’e bağlı Dok-Gemi-İş’i ise eleştirdiler. 

Toplantıda konuşan DERİTEKS Tuzla Şube Başkanı Binali Tay, işçilerin sendikal bürokrasiye yönelik eleştirilerini hatırlatarak “İşçinin yemeğini yemeyen, çayını içmeyen, çadırında olmayan sendikal anlayışın işçiden kopuk olacaktır. Sendikaların ekonomik taleplerin yanında demokrasi mücadelesine de ses vermesi gerekir. Bu nedenle de sendikal bürokrasinin kırılması ve mücadeleci işçilerin daha çok öne çıkması gerekir” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net