Bir inşaat işçisiyle 1 Mayıs üzerine sohbet

Bir inşaat işçisiyle 1 Mayıs üzerine sohbet

1 Mayıs çalışması için yaptığımız ev ziyaretlerinde çıkan sonuçları sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir inşaat işçisinin evine ziyarete gittik.

Adile DOĞAN
Esenyalı/İstanbul

Yaklaşan 1 Mayıs’ı ve taleplerimizi konuşmak, ortak sorunlarımıza karşı taleplerimizi de ortaklaştırmak için uzun bir süredir mahallede çalışma yürütüyoruz. Amacımız, taleplerimizin görünür olması ve her yeri 1 Mayıs alanına dönüştürmek. Çünkü son 3 yıldır İstanbul emekçisinin acil olan talepleri, 1 Mayıs’ı kutlayamadığı için yok sayıldı. Peki işçiler emekçiler bu duruma nasıl bakıyor?
Bu çalışma sırasında yaptığımız ev ziyaretlerinde çıkan sonuçları sizlerle paylaşmak istiyorum. Komşumuz olan bir inşaat işçisinin evine ziyarete gittik. Bir çok meselede ortak düşündüğümüz kadın arkadaşım Fatma’ya “Sizi ziyarete gelmek istiyorum” dediğimde gülerek eşinin koyu bir AKP’li olduğunu söyledi. Fatma, çocuklarından dolayı çalışmıyor. 14 yıllık evliler daha önce başka bir semtte yaşıyorlarmış. “Kentsel dönüşümden sonra hayat orada çok pahalı oldu biz de mecburen İstanbul’da daha ucuza yaşayabileceğimiz yer olarak Esenyalı’ya taşındık” diyor.
Üç çocuklu bir ailenin geçim sıkıntılarından, çocuk okutmaktan ve hiçbir şeye yetişememekten hep beraber yakınıyoruz. Seçim vaatlerinden taşeronlaşmaya, eğitim sisteminden, sağlığa kadar bir çok meseleyi konuşuyoruz.  İnşaat işçisi olan Ramazan “Kış boyu neredeyse hiç çalışamadım herkes adamını kolluyor. Biz de biraz gariban görünüyoruz ya taşeronda çalışacaksın ya da aç kalacaksın” diyor. “Taşeronda neden çalışmıyorsun?” diye sorduğumda “Hep hakkımı yediler kaç yerde param kaldı” diye söylenirken eşi Fatma “Ama her defasında AKP’ye de oy veriyorsun” diye yarı şaka yarı ciddi takıldı. Ramazan da “Taktınız AKP’ye, hükümet ne yapsın o mu diyor taşerona işçilerin parasını verme” dedi.
İkram edilen çayla beraber koyulaşan sohbetimiz 1 Mayıs’la devam etti. Ramazan “Peki sizler nasıl bir yönetim istiyorsunuz, ben aslında kim olduğunuzu biliyorum da hadi sen bir anlat” diyor. Sohbetin başından itibaren bütün meselelerin -açlık, yoksulluk, çocuğunun cebine bir harçlık bile koyamamak- nedeninin bizleri yönetenler olduğunu zaten konuştuk diyorum. Bizim derdimiz bu kötü çalışma ve yaşama koşullarına karşı gelmek, 1 Mayıs’ta emeğimizi savunmak. İnsanca yaşamanın bizim de hakkımız olduğunu birleşerek taleplerimizi istememiz gerektiğini söylüyorum. Ramazan “Tamam haklısınız ama ya terör? Yedi aydır kaç tane şehit verdik, bunların hepsi vatan evladı. Devlet bunlarla mücadele ederken bizlerin de destek vermemiz gerekir” dedi. Daha önce hiç 1 Mayıs’a gitmediğini, hiç kendine ait hissetmediğini son üç yıldır sendikaların Taksim’de ısrarını ise samimiyetsiz bulduğunu söylüyor. “Kötü niyetli bunlar. Oraya çıkıp sırf provokasyon yaratmak istiyorlar. Senin söylediklerin mantıklı. 1 Mayıs alanları bizim derdimizi dile getireceğimiz bir yerse o zaman ben de giderim ama bu ortamda zor. Bana sadece kavgaya gidiliyor gibi geliyor” dedi.
Bu sohbet aslında emekçilerin hep aynı dertten muzdarip olduğunu ancak savaş ve kan üzerine kurulan siyasetin emekçileri ne kadar çok böldüğünü, barışın ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha gösteriyor.

www.evrensel.net