Davutoğlu: Geri kabul, vize muafiyetiyle uygulanır

Davutoğlu: Geri kabul, vize muafiyetiyle uygulanır

Başbakan Davutoğlu, Almanya Başbakanı Merkel ortak basın toplantısı düzenledi. Davutoğlu, 'Geri kabul anlaşması vize muafiyetiyle uygulanır' dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Almanya Başbakanı Angela Merkel, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans Gaziantep Üniversitesi Kültür Merkezi'nde ortak basın toplantısı düzenledi.

Basın toplantısında ilk konuşan isim olan Başbakan Davutoğlu, savaşlarda en büyük mağduriyeti çocukların yaşadığını, bugün gerçekleştirdikleri kamp ziyaretinde de bunu tüm katılımcıların gördüğünü ifade etti. 29 Kasım'da Brüksel'de yapılan zirvede ana konuların başında Ege'de hayatını kaybeden Aylan bebek gibi çocuklar için ortak karar almak olduğunu söyleyen Davutoğlu, bu noktada insani açıdan uluslararası toplumun tek vücut olması gerektiğini kaydetti.

Kilis'e yönelik saldırılar nedeniyle insanların yaşamını yitirdiğini hatırlatan ve başsağlığı dileyen Davutoğlu, "Kilis'te hayatını kaybeden vatandaşlarımıza, şehitlerimize rahmet diliyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak Türkiye'ye yönelik her türlü tehdide karşı en kararlı tutumu sergilemeye devam edeceğiz. Gerek Suriye rejiminin baskıları, zulmü, gerekse DEAŞ, PKK, YPG diye terör örgütlerinin Türkiye'ye dönük olarak yaptığı her faaliyet mutlaka mütekabiliyet esasları çerçevesinde karşılığını bulacak" dedi.

Suriye'nin ikinci dünya savaşından sonra yaşanan en büyük trajedi olduğunu ve buna ortak çözüm aramanın sadece Türkiye veya AB'nin tek başına üstlenmesiyle mümkün olmadığını dile getiren Başbakan Davutoğlu, Kasım ayından itibaren aradan geçen 5 aylık süreçte önemli mesafeler kat edildiğini belirterek şöyle dedi:

'TÜRKİYE, MÜLTECİLERLE SINANACAK BİR ÜLKE DEĞİLDİR'

"Ege'de günlük 6 bin olan illegal göçmen sayısı kademeli olarak düştü. Ocak ayında bu sayı 3 bine, Mart ayında 870'e ve birlikte uyguladığımız mekanizma sayesinde 4 Nisan'dan itibaren 130 civarına düştü. Hatta bazı günlük hiç olmadı, bazı günler ise 10-20 ile sınırlı kaldı. Biz illegal göçü legal mülteci hareketine dönüştürmek istiyorduk. Sığınmacılar konusunda çok önemli mesafe kaydettik. Türkiye ağır yükler yüklenmiştir ve üzerine düşeni yapmıştır. Türkiye mültecilerle sınanacak bir ülke değildir. Hiç kimse kendi isteği dışında bir yere gönderilmedi. İllegal göçü yasal bir göç haline getiriyoruz. İnsan kaçakçılarına darbe vurup düzenli yoldan Avrupa'ya gidişi sağlamak istiyorduk ve bunda önemli mesafeler aldık. Kimle nasıl çalışmalar yaptığı belli olmayan raporlar yayınlanıyor Türkiye'den Suriyelilerin gönderildiğine dair. Tek bir Suriyeli iradesi dışında Suriye'ye geri gönderilmemiştir. Gönlümüzü açtığımız kardeşlerimizi biz asla göndermeyiz, bu konuda tutumumuz açık ve net. Birçok spekülasyonlar yapıldı bu konularda ama biz insani tutum sergiledik. Bundan sonra da birlikte insan kaçakçılarının gayri insani tutumuna karşı her türlü tedbiri alacağız."

'VİZE MUAFİYETİ HAYATİ BİR KONUDUR'

Vize muafiyetinin hayati bir konu olduğunu belirten Davutoğlu şöyle devam etti:

"29 Kasım'da alınan karar külfet paylaşımı 3 milyar avroluk destek söz konusu oldu. Bu AB içindeki mekanizmalardan geçince 18 Mart'ta 6 miyar avroya çıkarıldı. Bu insani desteği bugün burada görünür kılıp ilk uygulamayı başlatmak. Bugünden itibaren AB taahhüt ettiği fonları harekete geçirmek üzere ilk adımı attı. Herkesin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekiyor. Türkiye 29 Kasım'dan 18 Mart'a kadar tüm zirvelerde verdiği sözleri yerine getirmiştir. AB'nin de bu çerçevede gerekli adımları atacağına dair inancımızı ifade etmek isterim. Türkiye ile AB ilişkilerinin sağlam zeminde birlikte yol alacak eksene oturtma isteği gerçekleşiyor. Geri kabul anlaşmasının devreye girmesiyle vize muafiyeti Haziran'da devreye girecek. Bu konu Türkiye halkına taahhüdümüz ve önümüzdeki günlerde mecliste bunun için gerekli düzenlemeleri de geçireceğiz. Mayıs raporu sonrasında gerekli adımların atılmasını bekliyoruz. Haziran ayında 33'üncü faslın açılması için çalışmalar hızlandı. Pazartesi günü Türkiye AB komiserleri arasında görüşmeler yapılacak. Türkiye ve AB olarak birlikte önemli krizin içinden omuz omuza çıkma çabası ve ilişkileri yeni stratejik zemine oturtmuş bulunuyoruz. Sayın Angela Merkel gösterdiği liderlikle en başından itibaren mülteci sorununa insani bir yaklaşım sergiledi. Avrupa ve Almanya'da bizim gibi eleştirildi, belli dönemlerde insani tutum alanlar tarih tarafından takdir edilirler, tarihin altın sayfalara yazılırlar. Bizde de 'bunları geri gönderin' diyen muhalifler çıktı, bunun üzerinden polemik yapanlar çıktı."

MERKEL İLE SMS'LE MESAJLAŞTIK

"Türkiye ile AB'nin omuz omuza olduğunu" ifade eden Davutoğlu, "Dün Konya'daydım orada da söyledim Mevlana'nın dediği gibi; 'biz bu topraklara sadece sevgi tohumları ekmeye geldik'. Ortadoğu, Balkanlarda tüm topraklara sevgi tohumu ekeceğiz. Biz bu tavrımızı sürdüreceğiz. Merkel de insani tutumun öncülüğünü Avrupa'da üstlendi. Neredeyse kendisiyle her hafta görüştük, hatta SMS mesajlarıyla haberleştik ve her tıkanıklığı birlikte aştık. 5 ay önce planladığımız hususları hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bugün Suriyeli mültecilerin ümit duyması gereken bir gündür. Türkiye ile AB, Türkiye ile Almanya Suriyeli çocuklar için yan yana omuz omuzadır. O çocukların, o yetimlerin gözyaşını silmeye kararlıyız. Onlara güzel gelecek hazırlamaya kararlıyız. Türkiye ile AB işbirliği yapınca sorunları çözmede olağanüstü kapasiteye sahip olduğunu herkes gördü. Kasım'dan bu yana yapılan zirvelerde edindiğim intiba; Türkiye ve AB'de, Ankara, Brüksel ve Berlin’de bugün güçlü siyasi irade var. Türkiye AB ilişkileri doğru eksende ileriye doğru gidecektir" diye konuştu.

TUSK: KİMSE TÜRKİYE'YE DERS VERMESİN

AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ise Türkiye ile AB arasında düzensiz göçün engellenmesi noktasında ortaya irade konulduğunu ve bugünkü ziyaretin bu iradenin devamı olarak gerçekleştiğini vurgulayarak şöyle konuştu:

"Mart ayında yapılan anlaşmadan bu yana Ege'de yasa dışı göçle ilgili çok fazla azalma görüyoruz. Buradaki çabalarımız devam ediyor ve birçok ülkeyle işbirliği yapıyoruz. İşbirliği ile süreç yasa dışı göçten yasal göze doğru evrilmeye başlıyor. Türkiye ile AB arasında vize serbestisi söz konusu oldu. Bu kararın alınması öncesinde Türkiye'nin atması gereken adımlar söz konusu. Buradaki çabalarımız devam etmekte vize muafiyeti konusunda çalışmaları hızlandırdık. Gerekli hazırlıklar yapılınca gerekli adımlar atılabilecektir. Görüşmelerimizde akan kanın durması açısından bu birlikte ele almamız gereken konuların öneminin altını çizdik. Başbakan'ın ortaya koyduğu liderlikten dolayı teşekkür ediyorum. Politik anlamda değil, kişisel hissiyatımı ifade ediyorum; Türkiye bugün bütün mülteciler konusunda bütün dünyaya örnektir. Kimse Türkiye'ye bu konuda ders vermesin. Sizinle bu konuda işbirliği yapmaktan gurur duyuyorum."

Başbakan Davutoğlu da konuşmasının ardından teşekkür ettiği Tusk'un dün doğum günü olduğunu hatırlattı ve yeni yaşını kutladı.

MERKEL: MÜLTECİLERİ TÜM TOPLUM KUCAKLIYOR

Almanya Başbakanı Angela Merkel ise 23 Nisan gibi özel bir günde Türkiye'ye gelmenin anlamlı olduğunu söyledi. "Türkiye'nin savaştan kaçan Suriyelilere ev sahipliği yaptığını ve mültecilerin tüm toplum tarafından kucaklandığını gördüğünü" belirten Merkel, "Gaziantep'te 370 bin mülteci var ve bunların 107 bini çocuk. Bu çocukların da büyük çoğunluğu eğitim alıyor. Bütün çocukların okula gitmesi öngörülüyor ve bu önemli bir çalışma. Türkiye'deki mültecilerin aslında toplum olarak kucaklandığını konuştuk ve gördük 3 milyon Suriyeli mülteciyle en büyük mülteci kabul eden ülke konumunda Türkiye" dedi.

TİMMERMANS: TÜRKİYE KONUŞULAN ŞARTLARI UYGULUYOR

AB Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, Başbakan Davutoğlu ve hükümetinin konuşulan şartları uyguladığını dile getirerek, "Avrupa Komisyonu Türkiye'ye yönelik fonun serbest bırakılması için gerekli çabayı göstermektedir. Suriyelilere eğitim vermek ve parlak geleceğe hazırlamak lazım. Onlar geri dönünce özgür Suriye'de hayatlarına devam edebilsinler. Temmuz sonu itibariyle projeler hazırlanmış olacak. Aynı dayanışmayı Avrupa tarafında da göstermeliyiz" diye konuştu.

DAVUTOĞLU: GERİ KABUL ANLAŞMASI, VİZE MUAFİYETİ İLE UYGULANIR

Başbakan Davutoğlu, bir gazetecinin vize muafiyetinde sorunlar yaşanacağına yönelik kaygılar taşındığına yönelik bir sorusunu şöyle yanıtladı:

"Türkiye'nin de AB'nin de ortak olarak inandığı en önemli değer ahde vefadır, söz verilen hususların yerine getirilmesidir. Mutabık kalınan konularda adımların gerekli zamanda atılmasıdır. Bu çerçevede 29 Kasım'da zirvede birlikte ele aldığımız hedefler manzumesi var. Sonra bunu 18 Mart zirvesinde gözden geçirdik. Bu paket hem mültecilere yardıma yönelikti hem de Türkiye-AB ilişkilerini yeni bir zemine oturtmaya yönelikti. Vize muafiyeti ile geri kabul anlaşması arasında doğrudan ilişki var. Geri kabul anlaşması ancak vize muafiyeti ile uygulanır. Biz bunun pozitif bir yöntemle devam etmesini istiyoruz. Meclis geç vakitlere kadar çalışmalarını sürdürdü. Biz üzerimize düşeni yapacağız, AB'nin de gerekenleri siyasi gerekçe öne sürmeksizin gerekeni yapacağını düşünüyorum. Zaten vize muafiyeti uygulanmazsa, geri kabul anlaşması da uygulanmaz.

MERKEL: BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SÜREKLİ KONUŞUYORUZ

Angela Merkel, bir gazetecinin basın özgürlüğü konusunda endişelerin sürekli dile getirildiğini ve bunun ikili görüşmelerde gündeme gelip gelmediğine yönelik soruyu yanıtladı. Vize serbestisi konusunda Türkiye'nin belirlenen 72 kriteri yerine getirmesi gerektiğini ve bu noktada anlaşmaya uyulacağını vurgulayan Merkel, "Bunun için çok yakın çalışma içerisindeyiz. Burada endişeler varsa bunu da yakından takip edeceğiz. Düşünce, fikir ve basın özgürlüğü konusunda endişeler dile getiriliyor ve bizim bu konuda çok sesimizin çıkmadığı söyleniyor. Bu kadar sık konuşmamız bile eskiyle kıyaslanınca bunları da ele aldığımız gözüküyor. Her şeyi konuşuyoruz. ARD muhabiri ile ilgili konuyu da konuştuk. Burada hemen hemfikir olmamız son konusu değil ama bu samimi görüşmeler bizi ileri götürdü. Konuşmasak ilerleme olmayacaktı. Basın özgürlüğü bizim için kaçınılmaz. Başbakan ile birlikte AB zirvesinde bunları konuştuk ve her zaman da ele alıyoruz" diye konuştu.

DAVUTOĞLU: BİZE TEPEDEN BAKILMASINA MÜSAMAHA GÖSTERMEYİZ

Başbakan Ahmet Davutoğlu da aynı soruyu yanıtladı ve her şeyin açıkça konuşulmasının Avrupa kültürünün bir parçası olduğunu ifade etti. Türkiye'ye dışarıdan ve tepeden bakılmasını kabul etmediklerini bu duruma müsamaha göstermeyeceklerini söyleyen Davutoğlu, şöyle dedi:

"Biz Avrupa ailesinin bir parçasıyız ve her hususu ele alırız, objektif olarak tartışırız. Merkel ve diğer dostlarla da karşılıklı kaygılarımızı hep paylaşıyoruz. Ancak şu gerçeği görün; Türkiye son 2 yılda 4 büyük seçim yaşadı. Türkiye'de kimse propaganda, fikir özgürlüğü problemi olduğunu iddia edemez. Bir çok basın organı son seçimlerde dahi bize eleştirilerde bulundu. Ancak hiçbir şekilde bunlara baskıyla karşılık vermeyi düşünmedik, düşünmeyiz. Son olarak Kahire'den gelen bir basın mensubu konusunun tetkik edilmesini istedim. Gazeteci olarak müracaat etmemiş. Ziyaretçi gibi müracaat ettiği için bazı konular göz önünde bulundurularak bu sıkıntı yaşanmış. Gazeteci olarak müracaat edince özgürlükçü şekilde değerlendirip olumlu yaklaşım sergileyeceğiz. Bu olaylarda hareketle Türkiye'de basın özgürlüğü üzerinde konuşulmasını doğru bulmam. Aynı şekilde bende dostlarıma Avrupa'daki ırkçı söylemlerin artması konusunda endişelerimi paylaşıyorum. Bir ülkenin Cumhurbaşkanına hakaret edilmesi kabul edilebilir mi? Aynı şekilde Almanya'da yaşayan vatandaşlarımızın aynı söylemlere muhatap olması ırkçılıktır. Benim için en asli konulardan biri basın özgürlüğüdür. Basın özgürlüğü konusunda Türkiye'nin sıkıntıya düşmesini arzu etmeyiz. Biz insan onuruyla basın özgürlüğünü birlikte Avrupa değeri olarak ele alıp yüceltmek zorundayız. Türkiye'yi ailenin dışında kabul edip sürekli soru sormak kimsenin hakkı değildir."

KİLİS KONUSUNDA EK ADIMLAR ATILACAK

Başbakan Ahmet Davutoğlu, geçen hafta Kilis'e Genelkurmay Başkanı'nın giderek incelemelerde bulunduğunu ve pazartesi günü Bakanlar Kurulu'nda bu konunun tartışılarak ek adımlar atılacağını kaydetti.

Davutoğlu; "3 yıldır gündeme getirdiğimiz 'güvenli bölge' konusunda gerekli adımların atılmamasını burada Suriye halkı ve Türkiye ödüyor. Bildiğiniz gibi geçen hafta Genelkurmay Başkanı'nın da Kilis'e ziyareti oldu. Kilis'e atılan mermilerin durdurulması için gerekli adımlar atıldı. Özellikle hareketli araçlarla yapılan saldırılar söz konusu. Ancak gerekli tüm tedbirler alınacaktır. Kilis'in karşısında yoğun çatışma yaşanıyor. Türkiye olarak biz Suriye'de biran önce siyasi çözümün bulunması rejim ve terör saldırılarının bitmesi için değişik tekliflerde bulunduk ve bunlardan biri güvenli bölgeydi. 3 hatta 4 yıldır sürekli gündeme gelen teklif konusunda BM ve uluslararası toplumun yeterli adımı atmamasının bedelini Suriye halkı ve Türkiye ödüyor. Biz tedbirler aldık, alıyoruz. Kilis'e yönelik roket atışlarının durdurulması için atılması gereken adımlara ilişkin çalışma yapıldı. Saldırı odakları imha ediliyor, yine de Suriye içindeki terör odaklarının faaliyet alanları itibariyle özellikle hareketli bir takım araçlar üzerinden yaptıkları saldırılar söz konusu. Bakanlar Kurulu'nda ele alacağız, ek adımlar tereddüt olmadan gerekli askeri her türlü tedbir alınacak."

Almanya Başbakanı Merkel de, IŞİD'in Kilis'e yönelik saldırılarını bildiklerini ve çözüm için uğraştıklarını tüm tarafların ortak çözüm üzerine çalışması gerektiğini ifade etti. Saldırıların devam etmemesi gerektiğini anlatan Merkel, çözüm için aktörlerin çok fazla olduğunu, insanların güvencede olduğu bir alan oluşturulmasının göçü de azaltacağını söyledi. (DHA)

www.evrensel.net