Üniversite İktidarı/Şaşırdık mı?

Üniversite İktidarı/Şaşırdık mı?

'Barış' başlıklı bir tezi reddetmek bir tezi reddetmekten daha fazlası. Üniversitelerin bu siyasi ilgiye mazhar olması da tesadüf değil.

Nur ELÇİK

Evrensel Gazetesi’nden öğreniyorum ki “Barışın İnşasında Kadınların Rolü” başlıklı yüksek lisans tez önerisi, Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü tarafından geri çevrilmiş. Temel gerekçe, tez konusunun Başbakanlığın terör genelgesi ile tezat oluşturması. Gerekçede “Barış için Kadınlar” gibi örgütlenmelerin “Legal görünüm altında illegal faaliyetler yürütüldüğü algısı yarattıklarını iddiasından, barış ifadesinin maksadını aşarak kullanılmasına dek bir dizi iddia var.

Bundan 12-13 sene evveliydi. Üniversitede lisans öğrencisiydim. Sözleşme yenileme baskısına karşı kadro güvencesi talep etmek için tertip ettikleri eylem dolayısı ile bazı akademisyenler hakkında soruşturma açılmıştı, başka bir vakada,  sınav kağıdında tarih derslerinin devleti yüceltme amacıyla objektif verilmediğini eleştirdiği için arkadaşımdan savunma istenmişti. Bir başka arkadaşım kadın gerillalar hakkında yapmak istediği yüksek lisans tez önerisinden,  danışmanının “bunu boşuna yollamayalım, zaten geri çevrilir” önerisiyle vazgeçmişti. Yani, bu kurumların icazet ve redlerini kendi hayırlarına, bilimi  sofraya meze niyetine eylemelerine epeydir aşinayız fakat bu fütursuz güvenlerini her zaman bu kadar şişkin bir pazuyla ringe çıkarıyorlar mıydı ondan emin değilim işte.

BARIŞA TEZ YASAK

 Bir akademisyeni, öğretmenlik meziyetlerinin yanına müştereklik, farklı konumları denkleme, yapaylık hallerinden azadiyet meziyetleri koymadıkça pek de muteber bulmayanlardanım. Bu statü severlik, mahfuz bir “ben bilirim”cilik, kendinden farklı düşüneni hükümsüzleştiren eda sadece “hükümet akademisyenleri”nin fıtratı da değil üstelik, sağın da solun da meselesi. Fakat hakkını verelim, bu yeni hükümetimizle birlikte hükmetme hallerinin bu “garip”, bu mayası hiddet, bilimsel yoksunluk ve kötücüllüllükle karılmış kararları etik yoksunu türküler repartuarımızı epey şenlendirmekte.

Peki ne yapmak lazım? Yeni bir savunma hattı üzerine mi düşünmemiz gerekiyor? Ya da bizi sürekli teyakkuz halinde tutmaya yönelik önlemleri mi kuvvetlendirmemiz lazım? Yoksa bizi kenarda ve her geçen gün daha çok yıldırmaya yönelik bu siyasi söz ve eylemin ikamesi yerine geçebilecek etkili bir savunmayı, tetikte durma farkındalığını ve aktivizmi kuvvetlendirecek topyekün bir hareketle hayatımızı sağaltmaya mı ihtiyaç var bilemiyorum. Nihayetinde hepimiz, “barış” başlığında bir tezi reddetmenin, “Barış Anneleri ve Barış İçin Kadınlar” gibi barıştan yana en tutarlı ve sahici adımları atmış örgütlenmelere hükümetten devşirme bir ağızla “illegal örgüt” demenin bir tezi reddetmekten çok daha fazlası olduğunu biliyoruz. Üniversitelerin bu siyasi ilgiye mazhar olması da tesadüfi değil elbette.

Bu sebeple, bu yapısal önlemlerin tartışmasını üniversitelerden başlayarak yapmak aslında hepimize farklı mekanlarımızda nefes aldırmaya imkan salan örnekler içerip, bu baskıcı iktidarın defterini dürebilir. Üniversitelerde ders içeriklerinden notlama sistemine dek tüm kararların müşterek alınmasını sağlayacak, not değerlendirmelerini mümkününce hiyerarşisinden-rekabetten ve “tek adam-kadın”cılığından kurtaracak, kantininden dekan odasına mekan-öğrenci ilişkisine bütüncül yaklaşacak, akademisyenindenden öğrencilerinin yanıtlanmayan maillerinin de geç kaldığı derslerinin de açıklamasının istenebileceği, tüm üniversite görevlilerinin konumlarını toplumsal bir iktidar biçimlenmesi olarak işletmelerini sorguya açacak, öğrencilerin öğrenci işleri memurlarından taşeron temizlik işçilerine dek ilişkilerini kuvvetlendirip dayanışma potansiyelini saklı tutacak, koca bir tez önerisinin safsata gerekçelerle reddedilmesinin önünü tıkayacak, reddedilen tezin etik dışı şekilde reddedilme gerekçesinin hesabını sorabilecek, sınıflaştırma ve cinsiyetlendirmeyi etap dışı bırakacak, enfermasyonun kolektif süreçlerinden dışlanarak her gün daha bireysel bir nitelik kazanmasına neden olan eyleme biçimlerini ilga edecek, akademisyeninden öğrencisine herkesin birbirini “bir gün işe yarar” kontak severciliğiyle köşede tutatarak nesnelliklerini tıkayan uslupların sorgulamasını yapabilecek önleyici ve düzeltici önlemler neler olabilir? Belki buradan düşünmeye başlamak hepimize sadece üniversite iktidarı açısından değil, kendimizi gerçekleştirdiğimiz tüm alanları ve konumlarımızı dürtme açısından bir imkan sağlayabilir.

Son Düzenlenme Tarihi: 23 Nisan 2016 16:15
www.evrensel.net