22 Nisan 2016 18:15

Yazarlar, Adnan Özyalçıner'in öykücülüğünü anlattı

21. İzmir Kitap Fuarı'nda Evrensel Basım Yayın, '1950 Kuşağı ve Adnan Özyalçıner Öykücülüğü' konulu panel düzenledi.

Yazarlar, Adnan Özyalçıner'in öykücülüğünü anlattı

Paylaş

21. İzmir Kitap Fuarı'nda Evrensel Basım Yayın, “1950 Kuşağı ve Adnan Özyalçıner Öykücülüğü” konulu panel düzenledi. Panele Yazar Bekir Yurdakul, Hidayet Karakuş, Hasan Özkılıç konuşmacı olarak katılırken Adnan Özyalçıner de dinleyiciler arasındaydı.

Etkinlikte ilk söz alan Bekir Yurdakul, “Adnan Özyalçıner deyince akla ilk gelen ve aklımızdan hiç çıkmayacak olan tabii ki Sennur Sezer’dir. O sevecen kadın bir anda hepimizi yalnız bırakıp gitti. Adnan Özyalçıner Sennur Sezer artık. Biz biraz daha Adnan Özyalçıner ama daha da fazla Sennur Sezeriz artık” dedi. Özyalçıner’in öykücülüğüne değinen Yurdakul, ‘‘Adnan abim hikayelerinde öncelikle mahallesinden yola çıkmıştır, mahallesindeki komşularından. Bu bana Orhan Kemal’i hatırlatmıştır hep’’ diye belirtti.

 ‘MARKSİST DÜNYA GÖRÜŞÜNE SAHİP BİR YAZAR’

Adnan Özyalçıner’in öykülerindeki dünyayı nasıl kurduğundan söz eden Hidayet Karakuş ise “Bir özelliği Yağma öyküsünde kişi adlarına rastlamazsınız. İşçi, komşu, üniformalı adamlar, simitçiler, şehirliler vardır, adları yoktur. Bu kahramanlar sınıf çelişkisini de kendi içlerinde barındırırlar. Sürekli değişen dünyada insanın, maddenin değişimini yazarın iyi gözlemesi gerekiyor ki Adnan Özyalçıner Marksist bir dünya görüşüne, maddeci bir dünya görüşüne sahip bir yazar olarak insanları da maddeyi de çevreyi de çok iyi gözler ve onlardaki değişimleri bizlere çok iyi anlatır ve aktarır. Öykücülüğünde sınıfsal bakışın bir takım anlatımları vardır. Varsıllar yoksullar, yukarıdakiler aşağıdakiler, halk seçkinler, gibi sınıfsal tutumlar öykülerinde yer alır” dedi.

Daha sonra söz alan Hasan Özkılıç konuşmasında, şair ve yazarların baskı ortamında yazmaya ve bir şeyler üretmeye çalıştıklarını belirterek, “1950 kuşağı birdenbire ortaya çıkmış bir kuşak değildir. ’50’lere geldiğimizde öykü bizde bir tür olarak ustalarını yaratmıştır. Birçok şair yazar 1920’lerden o güne kadar çok zor koşullarda baskı ortamında birçoğu yine cezaevlerinde sürgünlerde yazarlık yaşamını sürdürmüştür. Örneğin Sabahattin Ali öldürülmüştür, yazdıkları yasaklanmıştır aynı şekilde Nâzım yurt dışına çıkmıştır onun da yazdıkları yasaklanmıştır” dedi. Aynı zamanda Özyalçıner’in kendi ustası olduğunu belirten Özkılıç, “Özyalçıner kendini anlatırken emekçi çocuğu olarak tanıtmıştır ve buradan beslenmiştir” dedi. (İzmir/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Bütün bir kış çiçek açar Sennur’un şiiri

SONRAKİ HABER

RTÜK Başkanı İlhan Yerlikaya istifa etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa