Pamukkale Üniversitesi 1 Mayıs’ı konuşuyor

Pamukkale Üniversitesi 1 Mayıs’ı konuşuyor

Pamukkale Üniversitesi Öğrencisi Mükerrem Yollu, üniversitedeki 1 Mayıs hazırlık ve tartışmalarını Evrensel'e yazdığı mektupta dile getirdi.

Mükerrem YOLLU
Pamukkale Üniversitesi öğrencisi

 
İşçi sınıfının uluslararası dayanışma mücadele günü yaklaşıyor. Bizlerde Pamukkale Üniversitesi’nde arkadaşlarımızın bu konuyla ilgili fikirlerini merak ettik ve arkadaşımız Mazlum’la 1 Mayıs’ı konuştuk. Sohbetimize Sanat Tarihi öğrencisi olarak Mazlum’un bölümle ilgili düşüncelerinden başladık. Arkadaşımız, somut nesneler üzerinde olan bir bölümde uygulamalı eğitim görmediklerini, derslerde her işledikleri yapıyı görmeleri gerektiğini ve bunun içinde bölüm gezilerinin ücretlerinin bir aylık harçlıkları yerine devlet destekli geziler olması gerektiğini söylüyor. Üniversitemizde Sanat Tarihi öğrencilerinin parayla gittikleri gezilerinde ise ya kumanya ya otobüs diyerek tercih yaptırılıyor.
Aynı zamanda formasyon öğrencisi olan arkadaşımız, umut fakirin ekmeği bizde bu ekmeği kemiriyoruz diyerek sanat tarihi öğrencilerinin özel sektörde çalışabilmek için formasyon aldıklarını çünkü sanat tarihi bölümünden yılda iki kişi alındığını söylüyor. Liseden beri ezbere dayalı eğitimle geldik ve üniversitede de hala ezbere dayalı eğitim görüyoruz, hocalarımız bile bizlere sınava yönelik çalışın diyerek bizi bilimsellikten ve üretmekten uzaklaştırıyor diye de ekliyor.
Verilen ödevlerin ise tek düze olduğunu, fotoğrafını çektikleri yapıları hocalarına gösterdiklerinde, “500 liraya makine alamıyor musunuz” sorusuyla karşılaştıklarını söylüyor. 500 liranın bir aylık harçlıkları olduğunu belirten Mazlum zaten harç ödediğini, kitaplara tonla para verdiğini, formasyon için ayrı para ödediğini belirterek öğrenciyi müşteri olarak gördüklerini söylüyor.
Üniversiteye başlamadan önce 2 yıl inşaatta çalışmış arkadaşımız. Ülkemizde işçi hakkı diye bir şeyin olmadığı, iş güvenliğinin ayaklar altına alındığını söylüyor. Yapı denetimleri özelleştirdiler, böylece hangi şirket daha çok görmezden geliyorsa inşaat sahibi onunla anlaşma yapıyor, sonuç olarak devlet sırtından bu yükü attı diyor.
İşte tüm bu sorunların son bulması için işçi sınıfının birlik ve mücadele günü 1 Mayıs’ta bizlerinde kendi talepleriyle alanlarda olması gerekiyor, yoksa bu sistem bizi ölene kadar sömürmeye ezmeye devam edecek diyor arkadaşımız.
Mazlum’dan sonra 1 Mayıs’ı Dilşat arkadaşımızla konuşuyoruz. Sosyoloji öğrencisi olan Dilşat’la da bölüm sorunlarından konuşmaya başlıyoruz. Sosyoloji bölümüne neredeyse hiç kadro verilmediğini ayrıca da bölüm kütüphanemiz kendi araştırmalarımızı yapabileceğimiz bir alan olmalı ancak sürekli kilitli olması çok kötü., zaten bölüm kitaplarımızı da merkez kütüphaneye bağışlamışlar diyor.
Sosyolog olarak PAÜ’den mezun olduğumda devlette, topluma mal olmuş taciz tecavüz gibi konuların çözümü üzerine çalışma yapamayacaksam, hiçbir anlamı yok sosyolog olmamın diyor Dilşat. Pamukkale Üniversite’sinde formasyon kontenjanları öğrencilerin eylemlilikleriyle arttırıldı ancak formasyon eğitiminin nitelikli olmayacağını söylüyor arkadaşımız.  Öğrencilerin devleti güvence olarak gördüğü için formasyon aldıklarını söylüyor.
1 Mayıs’ı sadece işçilerin mücadele günü olarak değil, yalnızlaştırılan kadınların, ötekileştirilen LGBTİ bireylerinin, müşteri gibi görülüp tek tipleştirilmek istenen öğrencilerin mücadele günü olarak görmemiz gerektiğini belirterek, demokratik parasız eşit bir eğitim talebiyle gençliğinde 1 Mayıs’ta alanları doldurması gerektiğini söylüyor. Mücadele bütüncül bir mücadele 1 Mayıs’ta bütüncül bir gün diyor arkadaşımız son olarak.

www.evrensel.net
ETİKETLER PAÜ1 Mayıs