Sarısülük ailesinin avukatına yargı-polis misillemesi

Sarısülük ailesinin avukatına yargı-polis misillemesi

Gezi direnişi sırasında polis kurşunuyla yaşamını yitiren Ethem Sarısülük'ün ailesinin avukatı Kazım Bayraktar hakkında iddianame hazırlandı.

Gezi direnişi sırasında Kızılay’da polis Ahmet Şahbaz’ın silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Ethem Sarısülük’ün ailesinin avukatı Kazım Bayraktar hakkında “terör örgütü üyeliği” ve “örgüt adına eylem yapmak” suçlamalarıyla iddianame hazırlandı.

İddianamede Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan başvuru, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’nda yapılan temaslar “örgüt üyeliğine delil” olarak gösterildi. Bayraktar, tamamen polis fezlekelerine dayanarak hazırlanan iddianameyi Şahbaz’ın yargılandığı davanın misillemesi olarak niteledi.

Ankara’da Gezi Parkı’na yapılan polis saldırısını protesto ederken polis kurşunuyla vurulduktan iki hafta sonra yaşamını yitiren Ethem Sarısülük, Gezi direnişinin sembollerinden biri haline gelmişti. Sarısülük’ü vuran polisin yargılandığı dava skandallarla başlamış, Ankara 6. Ceza Mahkemesi polis Şahbaz’ı 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırmıştı. Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi, kararı usulden bozarak geri göndermiş, dava güvenlik gerekçesiyle Aksaray'a taşınmıştı. Polis Şahbaz da tahliye edilmişti.

Sarısülük ailesinin avukatı Kazım Bayraktar hakkında “terör örgütü üyeliği” ve “örgüt adına eylem yapmak” suçlamalarıyla iddianame hazırlandı. İddianame avukatlara bile verilmeden Yeni Şafak gazetesinde haberleştirildi. İddianamede avukat Bayraktar ile birlikte Sarısülük davasının duruşmalarına katılım için etkinlikler düzenleyen 8 kişi hakkında da “terör örgütü üyesi oldukları” gerekçesiyle ceza isteniyor.

AİHM BAŞVURUSU ‘DELİL’ DİYE GÖSTERİLDİ

Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan Kazım Bayraktar, iddianamenin polis fezlekesinden “kopyala-yapıştır” yöntemiyle hazırlandığını belirtti. Polis Şahbaz’ın yargılandığı davalarla ilgili basın açıklaması yapmanın, Aksaray’a taşınan davaya gidecekler için araç ayarlanmasının ve slogan atmanın iddianamede “örgüt üyeliğine kanıt” olarak tarif edildiğini kaydeden Bayraktar, Gezi eylemlerinde yaşamını yitirenlerle ilgili AİHM’e yapılan başvuruların dahi iddianameye girdiğini aktardı. Bayraktar, Sarısülük davasıyla ilgili Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi'yle yapılan görüşmelerin de suça kanıt olarak gösterildiğine dikkat çekti.

‘BU KADARINI 12 EYLÜL’DE BİLE GÖRMEDİK’

Bayraktar, “İddianameyi  hukuken ciddiye almak mümkün değildir, çünkü 12 Eylül askeri mahkemeleri kadar dahi asgari hukuksal kaygıya  sahip değildir” dedi. Hakkındaki iddiaları “Sarısülük’ün ölümüne neden olan polis Şahbaz’ın yargılanmasının misillemesi” olarak değerlendiren Bayraktar, “Bırakalım siyasal mücadeleyi, gündelik hayatın her alanını ‘terör örgütü’ ile ilişkilendirmeye başlayan AKP'nin iktidardan düşme korkusu artık paranoyaya dönüşmüş, ele geçirdiği devletin yasama, yürütme ve yargı aygıtlarına da yansımış durumdadır. ‘Güncel gelişmeler doğrultusunda, çeşitli sivil toplum örgütlerinin düzenledikleri kitlesel eylemlere katılma’yı terör suçu ya da suç kanıtı saymak,  düşünce-örgütlenme özgürlüğünü açıktan tehdit etmek demektir. Neo-liberalizm katı olan her şeyi nasıl buharlaştırdıysa neo-faşizm de yasal olan her şeyi buharlaştırıp yasa dışı ilan ediyor” ifadelerini kullandı.

Polis Şahbaz’ın yargılandığı davanın Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi’nde 27 Haziran günü görülecek duruşmasına çağrı yapan avukat Bayraktar, polis ve savcılara “Teknik takip kararlarınızı alın, kameralarınızı getirin, bizi izlemeye devam edin” diye seslendi. (Ankara/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 21 Nisan 2016 18:37
www.evrensel.net