Yeni Çernobillere ihtiyaç yok

Yeni Çernobillere ihtiyaç yok

Ukrayna’nın Kiev iline bağlı Çernobil kentindeki Nükleer Güç Reaktörünün 4. ünitesinde 26 Nisan 1986 günü erken saatlerde meydana gelen nükleer kaza, ABD tarafından Japonya’ya atılan atom bombasının ardından yaşanan ilk nükleer felaketti.Kazanın etkileri Ukrayna ile sınırlı kalmadı. İngiltere’n

Kazanın etkileri Ukrayna ile sınırlı kalmadı. İngiltere’nin Galler bölgesinde kazadan iki hafta sonra saptanan yüksek radyoaktivite nedeniyle yeşil alanlara koyun ve sığırların girişi engellendi. Araştırmalarda ilk yıl doz açısından en fazla radyoaktiviteye maruz kalan Avrupa ülkesi Bulgaristan olarak belirlenmişti.

Birleşmiş Milletler’e bağlı kuruluşlar olan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, Uluslararası Sağlık Örgütü, Dünya Bankası gibi kurumların ve Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna yetkililerinin oluşturduğu bir organizasyon olan Çernobil Forumu, 2005 yılında Çernobil’in Mirası: Sosyo-ekonomik, Çevresel ve Sağlık Bakımından Etkileri başlıklı bir rapor yayınladı. Rapora göre, en yüksek radyasyon dozlarına, sayıları bini bulan acil durum çalışanları ve Çernobil personeli maruz kaldı.

Çalışanların bazıları için maruz kaldıkları dozlar öldürücü oldu. Zaman içinde Çernobil’de çalışan kurtarma personelinin sayısı 600 bini buldu. Bunların bazıları, çalışmaları boyunca yüksek düzeyli radyasyona maruz kaldılar.

ÇOCUKLAR DOĞMADAN ZEHİRLENİYOR

Çöken radyoaktif iyodinden kaynaklanan çocukluk tiroid kanseri, kazanın en önemli sağlık sorunlarından birisi. Kazadan sonraki ilk aylarda, radyoaktif iyodin düzeyi yüksek sütlerden içen çocuklar yüksek radyasyon dozları aldılar. 2002 yılına kadar bu grup içinde 4000’den fazla tiroid kanseri teşhis edildi. Bu tiroid kanserlerinin büyük bölümünün radyoiyodin alımından kaynaklanmış olması çok muhtemel.

Bağımsız kaynaklar, yüzlerce yıl boyunca Pripyat ve komşu bölgelerde yerleşimin güvenli olmadığını söylüyor. Ayrıca kazanın yaşandığı bölgeye giriş çıkışlar hâlâ polis kontrolünde olup bazı bölgelere hiç giriş yapılamamaktadır. (DIŞ HABERLER)


NÜKLEER YALANLAR VE GERÇEKLER

- Nükleer enerji zararsızdır Güvenilir reaktörler hep bir masal olarak kalmaya devam edecek. Bugün herhangi bir reaktörde büyük miktarda radyasyonun doğaya salınabileceği bir kaza gerçekleşebilir. Normal işletim halinde dahi radyoaktif maddeler havaya ve suya salınmakta. Dahası II. Dünya Savaşı’nda atom bombasının yapımı sırasında yürütülen gizlilik politikası, nükleer enerji projeleri için günümüzde de devam ettiriliyor. Kimse, dünya üzerinde bir kaynaktan elektrik üretebilmek için 27 AB ülkesinin ortak bir uyarı sistemi oluşturması gerektiği bir enerji kaynağına güvenilir diyemez!

- Tüm dünya nükleer enerji kullanıyor Bugün dünya üzerinde 436 nükleer reaktör bulunuyor. Yapımına 13 ülkede devam edilen 56 reaktörünse 12 tanesinin inşası, 20 yıldan uzun süredir devam ediyor. Son 20 yılda Batıda inşasına başlanan reaktör sayısı sadece 2. Japonya’daki Fukuşima nükleer santralinde yaşanan patlamanın ardından birçok ülke mevcut santralleri kapatma ve yeni santral açmama kararı aldı.

- Yenilenebilir enerji pahalı, nükleer enerji ucuz Söküm, atık ve çevresel maliyetler hesaplığında nükleer enerji, dünyanın en pahalı enerjisidir. Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği politikalarının ön planda olduğu Enerji [D]evrimi senaryosuna göre, kişi başına salımlar 1,1 tona düşürülüyor ve maliyetlerde kısa vadede küçük bir artışın ardından 2 sent daha ucuz bir ortalama maliyetle elektrik üretiliyor.

- Nükleer enerji, iklim değişikliğiyle mücadelede gereklidir Nükleer enerji, karbon salımını azaltmıyor ve iklim değişikliğini engellemeye giden yolu tıkıyor. Sadece elektrik üretimi için kullanıldığından ısınma, sıcak su ve ulaşım ihtiyaçları için fosil yakıtlar kullanılmaya devam ediyor.


TÜRKİYE’YE ETKİLERİ

Çernobil nükleer reaktöründeki patlama sonucunda çevre ülkelere yayılan radyoaktif parçacıkların büyüklüğü ve etkileri üzerine kazanın üzerinden geçen yıllarda ciddi bilimsel araştırmaların yapılmamış ve radyasyon seviyesini gösteren sayısal değerlerin açıklanmamış olması, patlamanın hemen sonrasında Türkiye üzerindeki etkilerle ilgili yeterli veriye ulaşmayı imkansızlaştırmış. Ancak Çernobil kazasının Avrupa üzerindeki etkilerini gösteren harita ve çizelgeler, radyoaktif serpintinin çok geniş bir alanda yayıldığı ve Avrupa’daki pek çok ülkeyi doğrudan etkilediğini gösterdiği gibi; ülkedeki kanser vakalarının artışının nedeninin Çernobil kazası olduğuna ilişkin kuşkular hâlâ devam etmektedir. Türk Tabipler Birliği’nin ilk baskısı Nisan 2006’da yapılan “Çernobil Nükleer Kazası Sonrası Türkiye’de Kanser” başlıklı raporunda, Çernobil nükleer reaktör kazası ile Karadeniz bölgesindeki kanser vakaları arasındaki ilişkinin araştırılması sonuçları kamuoyuna sunuldu. Raporda, Çernobil’deki patlama sonrasında oluşan radyoaktif bulutların 3 Mayıs 1986 Cumartesi günü Marmara’ya, 4-5 Mayıs günleri Batı Karadeniz’e, 6 Mayıs günü Çankırı üzerinden Sivas’a, 7-9 Mayıs tarihlerinde Trabzon-Hopa’ya ulaştığı, 10 gün sonra da tüm Türkiye’ye radyoaktif parçacıkların yayıldığı belirtildi. Çalışma sonucunda, Hopa’da kanser görülme sıklığı ile kanser nedeniyle ölümlerin, Türkiye’nin diğer coğrafi alanlarına göre daha fazla görülmesi olasılığının, araştırılmaya değer bir durum olduğunun ortaya çıktığı ifade edildi. Rapor, elde edilebilen veriler ışığında, bölgede Çernobil nükleer kazasıyla gerek kanser olgu sayıları, gerekse kanserden ölümlerle ilgili kanıta dayalı nedensel bir bağlantı kurmanın olanaklı görünmekte olduğunu kabul ederek, bu konuda kesin sonuca varmak için daha ayrıntılı araştırmalar yapılması gerekliliğini vurguladı.


‘NÜKLEERE HAYIR’ DENİLECEK

Çernobil felaketinin 26. yılı dolayısıyla Taksim’de ‘Çernobil’e lanet, nükleere hayır yürüyüşü’ yapılacak. Yaşam savunucularının, çevre örgütlerinin, siyasi partilerin, sendikaların, aydınların ve sanatçıların katılacağı yürüyüş bu akşam saat 19.00’da Taksim Tramvay durağında başlayacak.

Yürüyüş için yapılan çağrıda şu ifadelere yer verildi: “Çernobil faciasının dünyayı kasıp kavurduğu günlerde zamanın darbeci Cumhurbaşkanı Kenan Evren, “Biraz radyasyon kemiklere yararlıdır”, Başbakan Turgut Özal “Radyoaktif çay daha lezzetlidir” diyebiliyor; Sanayi Bakanı Cahit Aral ise halkın huzurunda radyasyonlu çay içebiliyordu. Bugün bu tavır, darbe dönemini aratmayan uygulamalarla, aynı vurdumduymazlık ve pişkinlikle devam etmektedir. Çernobil ile Fukuşima’nın etkileri halen devam ederken, dünyanın her yanından nükleer sızıntı/kaza haberleri gelirken ve nükleer karşıtlığı hız kazanırken, Sinop’a, Mersin’e ve Trakya’ya nükleer santral yapabilmek için son haftalarda Resmi Gazete’de ferman üstüne ferman yayınlayan; Karadeniz’i ve Akdeniz’i nükleer atık çöplüğüne çevirmek ve kanlı savaşları için nükleer silah elde etmek isteyen, Çin’e, Rusya’ya santral antlaşmaları için iş ortakları ile seyahatler düzenleyen dayatmacı zihniyete karşı bir araya geliyoruz. Yaşamımızı, havamızı, suyumuzu, toprağımızı, tüm canlıları, yüzyıllar boyunca radyasyonla zehirlemeye devam edecek olan Çernobil katliamının 26. yılında, termiğe, HES’lere, nükleere kısacası yaşamımızı, kültürümüzü yok eden “proje”lere, yağma, talan, rant ve sömürüye karşı doğayı ve yaşamı savunmak için herkesi birlikte haykırmaya davet ediyoruz.” (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net