20 Nisan 2016 04:53

Ensar Vakfı Masum mu?

Karaman’daki yurtlarında cinsel taciz ile gündeme gelen Ensar Vakfı’nın masumluğu üzerine birçok kesimin çabaları yoğun bir propaganda sürüyor

Ensar Vakfı Masum mu?

Paylaş

Semih HİÇYILMAZ
Gazeteci

Karaman’daki yurtlarında onlarca çocuğa tecavüz edilmesiyle gündeme gelen Ensar Vakfı’nın masumluğu üzerine birçok kesimin çabaları yoğun bir propagandayla sürüyor. Bu çevreler Ensar Vakfı’na toz kondurmamak için kendilerini siper etmiş durumda. Saray ve hükümet çevrelerinin yanı sıra Ahmet Hakan, Altan Tan gibi isimler de korumak için Ensar Vakfı’na siper olmuş durumda.

Savunuculara göre bir olay genelleme yapılmamalıdır. Ülke çapında örgütlenmiş ve birçok il ve ilçede yurtları ve kursları bulunan Ensar Vakfı’nın amacı çocuklara, gençlere ilim irfan öğretmek ve dindar nesiller yetiştirmektir. Talihsiz bir olayın Vakfın bu ulvi amacının önüne çıkarılması art niyetten başka bir şey değildir. 

Oysa ki Ensar Vakfı’nın amacı bu kadar masum değildir. Bunu kendi yayınlarında açık açık ortaya koymaktadırlar. Ensar Vakfı’na ait Ensar Yayınları’ndan çıkan “Sıra Bizde” adlı kitapta gerçek niyetler çekinmeden sergilenmektedir. 

Kitabın 2016 tarihli “Neslime Mektup” başlıklı önsözünde “Yirmi küsür yıl önce kendimize yönelik olarak neşredilen ‘SIRA BİZDE’, yeniden düzenlenmiş ve zenginleştirilmiş içeriği ile şimdi ‘sıra sizde’ anlamında, İmam Hatip Nesline Sesleniş: Sıra Bizde adıyla bir kez daha yayınlanıyor’ yazmaktadır.

Önsözün ve kitabın yazarı İsmail Lütfü Çakan kendi anlatımıyla ömrünün büyük bölümünü Ensar Vakfı’nın örgütlenmesine adamış, birçok il ve ilçede bu örgütlenme amacı içinde konferanslar vermiş bir isimdir. 

Yazar, daha önsözde zamanın geldiğini belirterek ‘sıra sizde’ diyerek kendisi gibi düşünmeyenleri hedef tahtasına oturtarak kitabına başlamaktadır. Kitabın birçok yerinde de bu kin dolu ve intikamcı satırlara rastlamak mümkündür.

Karaman’daki tecavüz olayından sonra Ensar Vakfı’na sonuna kadar sahip çıkan ve olayı basitleştirmeye çalışan havuz medyasının tam da bu amaca dair oluşturulduğu verilen konferanslarda yıllar önce hedeflendiği kitapta yazmaktadır: ‘Ensar Vakfı’nın bana göre anlamı da işte bu noktada odaklanmalıdır. Sorgulanan nesil olmaktan sorgulayan nesil aşamasına ulaşmak zorundayız. Bugün  Türkiye’mizde medyada bizim neslimiz sorgulanıyor. Sorgulayanlar başkaları. Program yapanlar başkaları. Çağırıyorlar istediklerini soruyorlar. Ama gün gelecek bu medyada, o ekranlarda, bu mikrofonlarda sorgulayan nesil biz olacağız. Biz onları sorgulayacağız… Onun için iletişim ve haberleşme vasıtları sahasına, o sektöre Müslüman sermayenin fevkalade güçlü yatırımlar yapması şarttır… Şu haberleşme ve iletişim vasıtalarını mutlaka Müslüman nesillerin kontrolü, hakimiyeti ve yönetimi altına vermekle sorumludur. Bu aşamayı yakaladığımız gün toplumda çok şeyin değiştiğini göreceğiz’.

Anlaşılan yıllar önce koydukları hedef gerçekleşmiş, medyayı kontrol altına almışlardır. Havuz medyasının bir ağızdan yaptığı yayın, hep beraber hedef göstermeler, birlikte yapılan saldırılar elde ettikleri hakimiyetle sorgulama sırasını artık onlardadır ve bütün yayınlar bunun gereğidir. Psikolojik harbin gereği neyse yapılmaktadır.

Yalnızca psikolojik harple yetinilerek beyinlerin hedef alınması yeterli midir? Gerçeklerin çarpıtılması, manüplasyon, yalan haber üzerine kurulu bir medyanın inşası varılacak son hedef midir? Her türlü habere ve propagandaya dayalı ideolojik saldırı faaliyetiyle istenen sağlanabilecek midir?

Bunun yeterli olmadığını da açıkça belirtiyor Ensar Vakfı örgütleyicileri. Dinine imanına bağlı dindar nesiller yetiştiren ilim irfan yurdu görünümlerinin ardındaki hedeflerine varmak için başvuracakları yöntemlerin propagandanın çok ötesinde olduğunu şu sözlerle dile getiriyorlar: ‘Tebliğde silahlı mücadele, tıptaki cerrahi mücadele yerindedir. Aynen tıptaki cerrahi müdahale gibidir… Kangren olmuş adamın parmağı, doktor onu istemese de kesmek zorundadır. Yok efendim yazık olur ben şimdi nasıl keserim, derse, adam ölür gider. Yani cerrahi mücadelenin yapılması gereken yerde bu müdahale yapılır. Tebliğde de silahlı mücadele aynen bunun gibidir.’

Niyetler açığa çıkmaktadır. Görüldüğü gibi Ensar Vakfı örgütleyicileri ellerine geçirdikleri medyanın yaptığı propagandanın aksine hiç de öyle gençleri, çocukları ‘ilim irfan’ peşinde koşan dindar nesiller olarak yetiştirmeyle yetinmemektedirler. Asıl amaç zamanı geldiğinde kendisi gibi düşünmeyenlere şiddet uygulayacak, bunun için silahlı mücadeleye başvuracak ‘kindar’ nesiller yetiştirmektir.

ÖNCEKİ HABER

Grev ve uluslararası işçi dayanışması başarı getirdi

SONRAKİ HABER

Şule Çet’in davası Meclis'te gündeme getirildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa